Aralık 2018 / Sayı VIII
ENDOMETRiOZiS BÜLTEN
www.endometriozis.org
Aralık 2018 / Sayı VIII
MERHABA Endometriozis    Bültenin    8.    sayısında    yeniden    sizlerle    birlikteyiz.    Sizlere    bültenimizin    bu    sayısının    içeriğinden    ve      endometriozis dünyasından kısa kısa haberlerden bahsetmek isteriz. 22-24    Kasım    2018    tarihinde    Viyana/Avusturya’da    gerçekleştirilen    4.    European    Endometriosis    Congress    (4.    Avrupa Endometriozis   Kongresine)   derneğimiz   ekip   olarak   katılmış   olup,   hocalarımız   konuşma   ve   oturum   başkanlıkları   yaparken,     genç   endometriozis   çalışma   grubu   üyeleri   5   sözel,   6   poster   sunumu   ile   derneğimizi   temsil   etmiş   olup,   derneğimiz   kurucu başkanı   Dr.   Engin   Oral   Avrupa   Endometriozis   Dernek   (   EEL   )   Başkanı   seçilmiş   olmasının   ülkemiz   ve   derneğimiz   adına gurur   ve   mutluluğunu   yaşamaktayız.      Derneğimiz   diğer   ülke   derneklerince   büyük   ilgi   ile   karşılanmış   olup,   çalışmalarımız büyük takdir kazanmıştır. Bu   sene   ilk   defa   Endometriosis   School   of   Turkey   başlığı   altında   Endometriozis   Okulu   projesini   10-11   Aralık   2018   tarihleri arasında    İstanbul’da    gerçekleştirdik.    Okul    kapsamında    ülkemizden    ve    yurtdışından    hocalarımız    ile    iki    gün    boyunca endometriozis’i    tartıştık.    Meslektaşlarımız    interaktif    sunumların    yanı    sıra,    vaka    sunumlarının    hocalarımız    tarafından tartışıldığı    panel,    Canlı    yayın    ile    ameliyat    ve    domuzlar    üzerinde    laparoskopik    ileri    cerrahi    tekniklerinide    canlı    doku üzerinde   çalışma   şansı   buldular.   Çok   verimli   geçen   iki   günün   ardından   sizlerden   aldığımız   olumlu   geri   dönüşler   sayesinde yeni projeler üreteceğimize inanıyoruz.  Kasım   ayında   Antalya   da   gerçekleştirilen   TSRM   Kongresinde   derneğimizi   Dr   .Engin   Oral   ve   Dr.   Hale   Göksever   Çelik konuşmaları ile temsil ettiler ve kongrede derneğimiz standı meslektaşlarımızca büyük ilgi gördü. Bizim    için    büyük    bir    hayal    olan    okullarımızda    gençlerimizi    bilgilendirme    çalışmalarına    İzmir’de    Dr.    Ümit    İnceboz önderliğinde   başlamış   bulunmaktan   büyük   heyecan   duymaktayız.   İzmir   Amerikan   Koleji   ve   Saint   Joseph   kolejlerinde gerçekleştirilen    farkındalık    toplantılarımıza    genç    kızlarımız    büyük    ilgi    gösterirken,    üreme    sağlığı    ve    endometriozis konusunda   geniş   kapsamda   tartışma   ve   bilgi   alma   fırsatı   buldular.   Farkındalık   toplantılarımıza   diğer   illerimizde   okul toplantılarımızla devam edeceğiz. Farkındalık   aktivitelerimizden   İzmir   ve   İstanbul’da   Dr.   Ümit   İnceboz    ile   Dr.   Banu   Kumbak   Aygün   ve   ekipleri   Süslü   Kadınlar Bisiklet   Turu’na    katıldılar.   Samsun’da   Dr   Seher   Sarı   öncülüğünde   meslektaşlarımız   ve   hastalarımız   farkındalık   yaratmak adına pedal çevirdiler. Dr   Eda   Üreyen,   Dr   Salih   Yılmaz   ve   Dr   Seher   Sarı ;   Endometriozis   ve   Üreme   Sağlığı ”   konulu   farkındalık   toplantılarımızı Ankara, Antalya, Van ve Samsunda gerçekleştirdiler. Toplantılar katılımcılardan büyük ilgi gördü Endometriozis    alanında    ülkemizde    ve    yurt    dışında    çalışan    hocalarımızla    yapılan    röportajlara    da    yer    verdiğimiz bültenimizde    bu    sayımızda;    röportajımızı    endometriozis’e    uzun    yıllardır    çok    emek    veren    İtalya‘dan     sayın    Dr.    Mario Malzoni  ile gerçekleştirdik.  Röportaj özetine ve videosuna e-bültenimizden ve web sayfamızdan ulaşabilirsiniz. İlk defa bu sayımızda başladığımız ‘’Endometriozis ve Diğer Branşlar’’ yazılarımızın ilkine Prof. Dr. Hüseyin Nazlıkul’dan ‘’ Endometrioziste Nöralterapi ‘’ başlığı ile karşınızdayız. Yine   bu   sayımızda   sizlerden   gelen   istekler   doğrultusunda   hazırladığımız   makale   özetlerimizin   yanı   sıra,   son   üç   ayda ülkemizden çıkan Endometriozis makaleleride yer almaktadır. Endometriozis    farkındalığına    dair    önemli    adımların    atıldığı,    bilimsel    alanda    daha    nice    güzel    çalışma    haberlerimizi paylaşacağımız bir sonraki sayımızda görüşmek dileği ile. Saygılarımızla, Endometriozis&Adenomyozis Derneği Yönetim Kurulu
ÖNSÖZ
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
3
Endometriozis&Adenomyozis Derneği Yönetim Kurulu 2018
4
Endometriozis   e-Bülten,   Endometriozis&Adenomyozis   Derneği   tarafından   hazırlanmaktadır.   Bülten’de   yer   almasını   istediğiniz   konular   veya   sorularınız olursa dr_pinaryalcin@hotmail.com   ve baharyl86@gmail.com   adresinden bize ulaşabilirsiniz.
Endometriozis&Adenomyozis Derneği Kurucu Başkanı Prof. Dr. Engin Oral
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
İÇİNDEKİLER
SEÇİLMİŞ MAKALELER
DERNEĞİMİZDEN HABERLER
1. Progesteron Reseptör Durumu,  Endometriozis’te Progestin Tedavisine Yanıtı Öngörebilir Progesterone Receptor Status Predicts Response to Progestin Therapy in Endometriosis - Valerie A. Flores, Arne Vanhie, Tran Dang, and Hugh S. Taylor The Journal of Clinical Endocrinology & Metabolism, 103(12), 4561-4568, 2018 2. Anti Müllerian Hormon Ovaryan Endometriozis Varlığında Azalır:   Sistematik Derleme Ve Meta-Analiz Antimullerian hormone is reduced in the presence of ovarian endometriomas:  A systematic review and meta-analysis - Ludovico Muzii, M.D., Chiara Di Tucci, M.D., Mara Di Feliciantonio, M.D., Giulia Galati, M.D.,  Violante Di Donato, M.D., Angela Musella, M.D., Innocenza Palaia, M.D., and Pierluigi Benedetti Panici, M.D.  Fertility and Sterility, 110(5), 932-940,2018 3. Endometriozisin Postoperatif Devam Tedavisi Olarak Levonorgestrel Salgılayan Rahim İçi Aracın Etkinliği: Meta-analiz Efficacy of levonorgestrel releasing intrauterine system as a postoperative maintenance therapy  of endometriosis: A meta-analysis  - Soo Youn Song, Mia Park, Geon Woo Lee, Ki Hwan Lee, Ha Kyun Chang, Sang Mi Kwak, HeonJong Yoo  European Journal of Obstetrics & Gynecology and Reproductive Biology, 231, 85-92,2018 4. Endometriozisli Hastalarda Olası Belirteç Olarak NLRC5 ve Otofaji Kombinasyonu NLRC5 and autophagy combined as possible predictors in patients  with endometriosis  - Lei Zhan, M.D., Shun Yao, M.D.,Shiying Sun, M.D., Qian Su, M.D., Jun Li, Ph.D., and Bing Wei, M.D  Fertility and sterility, 110(5), 949-956,2018  5. Adenomyozisli gebeliklerde, Preterm doğum, düşük doğum ağırlığı ve gestasyonel yaş için risk varlığı: Japonya kohort çalışması Çevre ve Çocuk Çalışması Risk of preterm birth, low birthweight, and small-for-gestational-age  infants in pregnancies with adenomyosis: a cohort study of the Japan  Environment and Children’s Study  - Akiko Yamaguchi, Hyo Kyozuka,, Keiya Fujimori,, Mitsuaki Hosoya, Seiji  Yasumura,, Tadahiko Yokoyama, Akiko Sato, Koichi Hashimoto  The JapanEnvironment and Children’s Study Group Acta Obstet Gynecol Scand. 00:1–6,2018 6. Endometriyozisin Endometriozis İlişkili Yumurtalık Kanserine Progresyonunda Östrojen Reseptör Sinyalinin Evrimsel Süreci The Evolution of Estrogen Receptor Signaling in the Progression of Endometriosis to Endometriosis-Associated Ovarian Cancer. -  Andersen CL, Boisen MM, Sikora MJ, Ma T, Tseng G, Suryawanshi S, Vlad A, Elishaev E, Edwards RP, Oesterreich S. Hormones and Cancer, 9(6), 399-407,2018 7. Oligo-Anovulasyon, Endometriozis’li Kadınlarda Seyrek Değildir Oligo-anovulation is not a rarer feature in women with documented endometriosis - Pietro Santulli, M.D., Ph.D., Chloe Tran, M.D., Vanessa Gayet, M.D., Mathilde Bourdon, M.D., Chloe Maignien, M.D.,Louis Marcellin, M.D.,Khaled Pocate-Cheriet, M.D., Charles Chapron, M.D., and Dominique de Ziegler, M.D. Fertility and sterility, 110(5), 941- 948,2018 8. Ovaryen endometriomalarda kistektomi ile “tek basamalık” lazer vaporizasyon sonrası over rezervinin karşılaştırılması: küçük bir randomize klinik deney Assessment of ovarian reserve after cystectomy versus ‘one-step’ laser vaporization in the treatment of ovarian endometrioma: a small randomized clinical trial                                                                     M. Candiani, J. Ottolina, E. Posadzka, S. Ferrari, L. M. Castellano, I. Tandoi, L. Pagliardini, A. Nocun, and R. Jach Human Reproduction, 33(12), 2205-2211,2018 9. Ameliyatsız endometriozis tanısında anogenital mesafe ve anti-Müllerian hormonunun yeterliliği Accuracy of anogenital distance and anti-Müllerian hormone in the diagnosis of endometriosis without surgery - María L. Sánchez-Ferrer , Raquel Jiménez-Velázquez, Jaime Mendiola, María T. Prieto-Sánchez , Laura Cánovas-López , Ana Carmona-Barnosi , Shiana Corbalán-Biyang , Ana I. Hernández-Peñalver, Evdochia Adoamnei , Int J Gynecol Obstet, 144: 90-96,2018
Uz. Dr. Pınar Yalçın Bahat Uz. Dr. Bahar Yüksel Özgör
ENDOMETRİOZİS DÜNYASINDAN HABERLER
ENDOMETRİOZİS ve DİĞER BRANŞLAR
B C D A
5
E
SON ÜÇ AYDA  ÜLKEMİZDEN ÇIKAN ENDOMETRİOZİS MAKALELERİ
F
“ENDO UZMAN” RÖPORTAJI
EDİTÖRLER
SOSYAL MEDYA
G
Dr. Dilek Buldum Dr. Salih Yılmaz Dr. Ayşegül Mut Dr. Işıl Ayhan Dr. Göknur Topçu Dr. Ezgi Darıcı
HAZIRLAMA KURULU
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
PROGESTERON RESEPTÖR DURUMU, ENDOMETRİOZİS’TE PROGESTİN TEDAVİSİNE YANITI ÖNGÖREBİLİR
 SEÇİLMİŞ MAKALELER
Anafikir: Progestinlere   yanıt   sıklıkla   değişken   ve   öngörülemez   olmasına rağmen;    endometriozis    ilişkili    ağrının    yönetiminde    progestin temelli     tedaviler     ilk     basamağı     oluşturur.     Progestin     temelli tedaviye        yanıtı        öngörebilecek        belirteçler,        kişiye        özel endometriozis tedavisinin düzenlenmesine olanak tanır. Amaç: Çalışmadaki   hipotezimiz   endometriotik   lezyonlardaki   progesteron reseptör      seviyelerinin      progestin      temelli      tedaviye      yanını belirleyebileceğidir. Dizayn: Retrospektif Kohort Çalışma. Hastalar: Daha   önce   hormonal   terapi   aldığı   belgelenmiş   ve   histolojik   olarak konfirme edilmiş endometriozis tanılı 52 olgu. Müdahaleler:   Endometriotik    lezyon    kesitlerinde    PR-A/B    yi    tespit    etmek    için immünhistokimya ile tavşan poliklonal IgG antikorları kullanıldı. Ana Sonuç Ölçütleri: PR   durumunu   belirlemede   Histo(H)-   Skoru   kullanıldı.   Progestin temelli      tedavilere      yanıt      ise      elektronik      medikal      kayıtların incelenmesi ile araştırıldı. Bulgular: H-skoru,    progestin    temelli        tedaviye    yanıt    alınanlarda,    yanıt
alınamayanlara   göre   daha   yüksek   bulundu.      Olgular,   yüksek   (   H-skoru   >   80, n=7),   orta   (H-skoru   6-80,   n=28)   ve   düşük(   H-skoru   ≤5,   n=17)   olmak   üzere   3 gruba    ayrıldı.    PR>8o    eşiği,    %80    pozitif    prediktif    değerle    ilişkilendirildi. Ayrıca, PR<5 eğişi ise %94 negatif prediktif değer ile ilişkilendirildi. Sonuçlar: PR      durumu,      progestin      temelli      tedaviye      yanıt      ile      güçlü      olarak ilişkilendirilmiştir.    Endometriozis’te    cerrahi    sonrası    reseptör    durumuna göre    hormon    temelli    tedavi    rejimlerinin    düzenlenmesinde    ve    deneme amaçlı     progestin     temelli     tedavilerin     önlenmesinde     kullanılabilir.     PR durumunun    ortaya    çıkması,    endometriozis    tedavisinde;        yeni,    hedefe yönelik, hassas bir yaklaşıma olanak sağlayabilir.
1
Progesterone Receptor Status Predicts Response to Progestin Therapy in Endometriosis Valerie A. Flores, Arne Vanhie, Tran Dang, and Hugh S. Taylor The Journal of Clinical Endocrinology & Metabolism, 103(12), 4561-4568, 2018
A
7
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
ANTİ MÜLLERİAN HORMON OVARYAN ENDOMETRİOZİS VARLIĞINDA AZALIR: SİSTEMATİK DERLEME VE META-ANALİZ
Amaç: Endometriozis   varlığında   Anti   mullerian   hormon   (AMH)   ile over rezervini değerlendirmek. Tasarı: Sistematik inceleme ve meta-analiz. Hastalar:   Endometrioması   olmayan   kontrollere   karşı   opere edilmemiş endometrioması olan hastalar. Yöntemler:   Elektronik   veritabanları   Haziran   2017'ye   kadar, endometriomasız     kontrollere     kıyasla,     opere     edilmemiş endometriomalı    hastalarda    AMH    düzeylerini    değerlendiren makaleleri araştırdı. Ana   Sonuç   Ölçümleri:   Birincil   analizde,   endometrioması   olan ve   olmayan   hastalarda   AMH   düzeylerinin   (ortalama   ve   SD) değerlendirilmesi      amaçlandı.      İkincil      analizde,      ovaryan endometrioma        olan        hastalarda        AMH        düzeylerinin,
endometriozis   olmayan   benign   over   kistleri   olan   hastalarla   veya   sağlıklı   overi olan olgularla karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bulgular:    Ayrıntılı    olarak    değerlendirilen    39    çalışmanın    17'si    dahil    edildi. Toplamda   endometrioması   olan   968   hastaya   ve   endometrioması   olmayan   1874 hastaya    ulaşıldı.    AMH,    endometrioması    olmayan    hastalara    kıyasla,    opere edilmemiş   endometriomalı   hastalarda   anlamlı   olarak   daha   düşüktü   (ortalama fark:    0,84,    %95    Cl    1,16-0,52).    İkincil    analizlerde,    endometriomalı    hastalarda AMH,   hem   endometrioma   olmayan   diğer   benign   over   kistlerine   (ortalama   fark: 0,85,   %95   Cl   1,37-0,32)   hem   de   sağlıklı   overi   olan   olgulara   (ortalama   fark:   0,61, %95 CL 0,99-0,24) karşı anlamlı derecede daha düşüktü. Sonuç:   Ovaryan   endometrioması   olan   hastalarda   hem   diğer   benign   over   kistleri olan   hastalara   hem   de   sağlıklı   overli   olgulara   kıyasla   AMH   ile   değerlendirilen over rezervi azalmıştır.
2
Antimullerian hormone is reduced in the presence of ovarian endometriomas:   A systematic review and meta-analysis  -  Ludovico Muzii, M.D., Chiara Di Tucci, M.D., Mara Di Feliciantonio, M.D., Giulia Galati, M.D.,  Violante Di Donato, M.D., Angela Musella, M.D., Innocenza Palaia, M.D., and Pierluigi Benedetti Panici, M.D.  Fertility and sterility, 110(5), 932-940,201
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
8
ENDOMETRİOZİSİN POSTOPERATİF DEVAM TEDAVİSİ OLARAK LEVONORGESTREL SALGILAYAN RAHİM İÇİ ARACIN ETKİNLİĞİ: META-ANALİZ
3
Efficacy of levonorgestrel releasing intrauterine system as a postoperative maintenance therapy of endometriosis: A meta-analysis  -  Soo Youn Song, Mia Park, Geon Woo Lee, Ki Hwan Lee, Ha Kyun Chang, Sang Mi Kwak, HeonJong Yoo  European Journal of Obstetrics & Gynecology and Reproductive Biology, 231, 85-92,2018
Amaç: Levonorgestrel    salgılayan    rahim    içi    aracın    (LNG_IUS)    etkinliğinin endometriozisin     postoperatif     devam     tedavisinde     diğer     tedavi yöntemleri   ile   ağrı   azaltması,   rekürrensi   önleme,   yan   etkiler   ve   hasta memnuniyeti açısından karşılaştırılması. Çalışma Dizaynı: MEDLINE,   EMBASE   ve   Cohcrane   veri   tabanını   1986   Ocak’tan   2018 Şubat   tarihine   kadar   araştırdık.   İki   bağımsız   değerlendirici   önceden belirlenmiş   seçim   kriterlerine   dayalı   olarak   prospektif   ve   retrospektif makaleleri    belirledi    ve    değerlendirdi.    Sonuçlar,    Revman    yazılımı kullanılarak    bir    meta    analiz    modelinde    ortalama    fark    (MD),    risk oranları (RR) veya olasılık oranları (OR) olarak ifade edildi. Sonuçlar: 962   çalışma   arasından   7   çalışma   seçildi.   Bunlardan   4   tanesi   212 hasta   ile   randomize   kontroll   çalışma,   1   tanesi   88   hasta   ile   prospektif kohort     çalışması     ve     2     tanesi     ise     191     hasta     ile     retrospektif çalışmalardı.   Meta   analiz,   LNG-IUS’in   (MD=12.97,   95%   confidence interval     (CI):     5.55~20.39)     cerrahi     sonrası     ağrı     azalmasında gonadotropin   salgılayan   hormon   analoglarına   (MD=-0.16,   95%   CI:   - 2.02~1.70)   kıyasla   daha   etkili   olduğunu   gösterdi.   Ayrıca   LNG-IUS rekürrensi    önleme    açısından    (RR=0.40,    95%    CI:    0.26~0.64)    oral
kontraseptifler   (OR=1.00,   95% CI:      0.25~4.02)      ve      danazol (RR=0.30,   95%   CI:   0.03~2.81) ile      karşılaştırıldığında      daha etkilidir.   Buna   ek   olarak,   LNG- IUS   ile   hastaların   memnuniyeti oral   kontraseptiflere   (OR=8.60, 95%     CI:     1.03~71.86)     oranla belirgin    olarak    daha    fazladır. Fakat   vajinal   kanama   LNG-IUS grubunda                gonadotropin salgılayan                         hormon analoglarına   kıyasla   daha   fazla   olarak   izlendi.   (RR=27.0,   95%   CI: 1.71~425.36). Tartışma: Meta     analiz,     LNG-IUS’in     endometriozisin     postopreatif     devam tedavisinde   ağrı   azalması,   dismenore   rekürrensini   önleme   ve   hasta memnuniyeti açısından etkili olduğunu gösterdi.
ENDOMETRİOZİSLİ HASTALARDA OLASI BELİRTEÇ OLARAK NLRC5 VE OTOFAJI KOMBİNASYONU
Özet Amaç: Endometriozisli   ve   leiomyomlu   kadınlarda   NLRC5   ve   otofaji   seviyelerini ve NLRC5 seviyesi ile otofaji seviyesi arasındaki korelasyonu incelemek Dizayn: Vaka-kontrol çalışması Hastalar: 65   hasta   dahil   edildi.   30   endometriozisli   kadın   ile   35   leiomyomlu   kadın karşılaştırıldı. Müdahaleler: Endometriozis    laparoskopi    veya    laparotomi    esnasında    tanımlandı    ve histopatolojik     inceleme     ile     doğrulandı     (n=30).     30     endometriozisli kadında    sekretuar    fazdaki    ektopik    endometrium    dokuları    ve    ötopik endometrium    dokuları    saptandı.    Kontrol    endometrium    dokuları    35 leiomyomlu    kadının    histerektomisi    sırasında    toplandı.    NLRC5,    LC3, Beclin 1 ve P62 immünohistokimyasal boyaları uygulandı. Ana Sonuç Ölçümleri: Semikantitatif   analiz   uygulandı.   NLRC5   seviyesi   ile   LC3,   Beclin   1   ve   P62 seviyeleri arasındaki korelasyon karşılaştırıldı. Sonuçlar: Ektopik     ve     ötopik     endometrium     NLRC5     ve     P62     ekspresyonları
endometriozis    grubunda    leiomyom    grubuna    göre    belirgin    olarak yüksekti.   Ve   onların   ektopik   endometriumda   ki   ekspresyonları   ötopik endometrium   ile   karşılaştırıldığında   belirgin   olarak   up-regüle   olarak izlendi.      Ektopik      ve      ötopik      endometrium      LC3      ve      Beclin      1 ekspresyonları    endometriozis    grubunda    leiomyom    grubuna    göre down-regüle    olarak    izlendi.    LC3    ve    Beclin    1    seviyeleri    ektopik endometriumda   ötopik   endometriuma   göre   daha   az   izlendi.   NLRC5 seviyesi   ile   LC3   ve   Beclin   1   seviyeleri   arasında   negatif   korelasyon izlendi.   NLRC5   seviyesi   ile   P62   seviyesi   arasında   pozitif   korelasyon izlendi. Tartışma: NLRC5   seviyesi   ile   otofaji   seviyesi   arasında   negatif   bir   korelasyon olduğu    izlendi.    NLRC5    ve    otofaji    kombinasyonu    endometriozis hastalarında umut verici belirteçler olabilir
4
NLRC5 and autophagy combined as possible predictors in patients with endometriosis - Lei Zhan, M.D., Shun Yao, M.D.,Shiying Sun, M.D., Qian Su, M.D., Jun Li, Ph.D., and Bing Wei, M.D Fertility and sterility, 110(5), 949-956,2018
9
ADENOMYOZİSLİ GEBELİKLERDE, PRETERM DOĞUM, DÜŞÜK DOĞUM AĞIRLIĞI VE GESTASYONEL YAŞ İÇİN RİSK VARLIĞI: JAPONYA KOHORT ÇALIŞMASI ÇEVRE VE ÇOCUK ÇALIŞMASI
Risk of preterm birth, low birthweight, and small-for-gestational-age infants in pregnancies with adenomyosis: a cohort study of the Japan Environment and Children’s Study  -  Akiko Yamaguchi, Hyo Kyozuka,, Keiya Fujimori,, Mitsuaki Hosoya, Seiji Yasumura,, Tadahiko Yokoyama, Akiko Sato, Koichi Hashimoto  The JapanEnvironment and Children’s Study Group Acta Obstet Gynecol Scand. 00:1–6,2018
5
ÖZET Giriş.   Bu   çalışmada   Gebelik   sırasında   adenomyozisli   anneler   için   preterm   doğum,   düşük   doğum ağırlığı ve gestasyonel yaş küçük bebekler için risk değerlendirdi. Materyal   ve   metod:   Ulusal   Japon   ülke   doğum   çalışması   verileri   kullanıldı,   2011-   2014   yılları arası 93 668 adet tekil doğum değerlendirildi. Hastanın    kendi    cevapladığı    anketleri    kullanarak    adenomiyozlu    314    gebeliği    tespit    ettik. Adenomyozisin   olumsuz   gebelik   sonucu   ile   ilişkili   olup   olmadığını   incelemek   için   çoklu   lojistik regresyon   analizleri   yapıldı.   Gebelik   öncesi   anne   yaşı,   sigara   içme   durumu,   gebe   kalma   şekli, parite, fibroid, endometriozis ve vücut kitle indeksi öyküsü karıştırıcı faktörler olarak incelendi. Sonuçlar. Çoklu   lojistik   regresyon   analizi,      Adenomiyozis,   preterm   doğum   için   bir   risk   faktörüdür   <37   hafta   (düzeltilmiş   odds   oranı   (aOR):   2.49,   %   95   güven aralığı   (CI);   1.89   ila   3.41),   preterm   doğum   <34   hafta   (aOR:   1.91,%   95   CI;      1.02   ila   3.55),   düşük   doğum   ağırlığı   <2500   g   (aOR:   1.83,%   95   CI;   1.36   ila 2.45), düşük doğum ağırlığı <1500 g (aOR: 2.39,% 95 CI; 1.20 ila 4.77) ve gestasyonel yaş küçük bebekler (aOR: 1.68, % 95 CI; 1,13 ila 2,51). Sonuçlar. Bu    çalışma,    adenomiyozisli    gebeliğin;    preterm    doğum,    düşük    doğum    ağırlığı    ve    gestasyonel    yaş    küçük    bebekler    ile    ilişkili    olduğunu göstermektedir.
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
ENDOMETRİYOZİSİN ENDOMETRİOZİS İLİŞKİLİ YUMURTALIK KANSERİNE PROGRESYONUNDA ÖSTROJEN RESEPTÖR SİNYALİNİN EVRİMSEL SÜRECİ
ÖZET Endometriozisin    endometriozis    ile    ilişkili    yumurtalık    kanserine    (EAOC)    değişimi sırasında   östrojen   reseptör   alfa   (ERα)   sinyallemesindeki   degısımlerı   arastırmayı amacladık.   Normal   endometriyum,   endometriyozıs   dokusu   (benign,   atipik,   EAOC   ile ilişkili)     ve     EAOC     doku     örnekleri     aldık.     Östrojen     sinyallemesinin     236-gen lokusundaki     ifadesini     değerlendirdik.     Hastalık     durumlarında     gen     ekspresyon profillerini   tanımlamak   için   ANOVA   ve   denetimsiz   kümeleme   kullanıldı.   Bu   profiller, Gene    Expression    Omnibus'un    (GEO)    kanser    modellerinde    östrojen    regülasyonu profilleri   ile   karşılaştırıldı.   EAOC'ta   gen   ekspresyonunun   ERa   aktivitesi   ile   tutarlı olup   olmadığını   belirlemek   için   Gen   Set   Zenginleştirme   Analizi   (GSEA)   kullanıldı. ANOVA,   158   farklı   eksprese   edilen   gen   (q   <0.05)   ve   denetimsiz   kümelenme   beş   ayrı gen   kümesini   tanımladı.   EAOC'un   östrojen   sinyal   profili,   klinik   öncesi   modellerde aktive   edilmiş   ERa   ile   tutarlı   değildi.   Gen   seti   zenginleştirme   analizi,   EAOC'de   aktive   edilmiş   ERa'nın   sinyalini   tanımlamayıp,   bunun   yerine   ERα fonksiyonunun   kaybı   ve   endokrin   direncinin   gelişmesi   ile   tutarlı   olan   ekspresyon   modellerini   tanımladı.   Gen   ekspresyonu   verileri,   ERα   sinyalinin, endometriyozisin   EAOC'ye   ilerlemesi   boyunca   inaktive   olduğunu   göstermektedir.   EAOC'daki   gen   ekspresyon   paterni,   endokrin   dirençte   görülen ekspresyon paterni ile aynı doğrultuda uyumlu çıkmıştır.
6
The Evolution of Estrogen Receptor Signaling in the Progression of Endometriosis to Endometriosis-Associated Ovarian Cancer.  -  Andersen CL, Boisen MM, Sikora MJ, Ma T, Tseng G, Suryawanshi S, Vlad A, Elishaev E, Edwards RP, Oesterreich S. Hormones and Cancer, 9(6), 399-407,2018
10
OLİGO-ANOVULASYON, ENDOMETRİOZİSLİ KADINLARDA SEYREK DEĞİLDİR
7
Oligo-anovulation is not a rarer feature in women with documented endometriosis  Pietro Santulli, M.D., Ph.D., Chloe Tran, M.D., Vanessa Gayet, M.D., Mathilde Bourdon, M.D.,  Chloe Maignien, M.D.,Louis Marcellin, M.D.,Khaled Pocate-Cheriet, M.D., Charles Chapron, M.D.,  and Dominique de Ziegler, M.D.  Fertility and sterility, 110(5), 941- 948,2018
Endometriozis,   üreme   çağındaki   kadınların   %10'unu   ve   infertil   kadınların   %40   ila   50'sini   etkileyeni   kronik   bir   jinekolojik   hastalıktır.   Etiyolojisi bilinmemesine   rağmen,   endometriozisin   ovulasyon   ve   menstruasyonun   devam   etmesiyle   bir   ilişkisi   olduğu   açıktır.   Hatta,   menstruasyonun devamı   ve   retrograd   kanama,   endometriozis   riskinde   artışla   ilişkili   bilinen   faktörlerdir.   Endometriotik   lezyonlar   için   ispatlanmış   etkisi   olan, danazol,   GnRH   agonistleri,   oral   kontraseptifler   gibi   tüm   tedaviler   ve   gebelik,   emzirme   gibi   durumlar,   ovulasyonu   engelleme   noktasında   ortak özellik    taşırlar.    İlginç    bir    şekilde,    farklı    eylem    modlarına    sahip    iki    tedavi,    danazol    için    lezyonlar    üzerindeki    lokal    etki    ve    GnRH-a    için hipoestrojenik   etki,   laparoskopi   ile   değerlendirilen   endometriotik   lezyonlar   üzerinde   belirgin   olarak   eşdeğer   bir   etki   göstermiştir.   Danazol   ve GnRH-a'nın   şaşırtıcı   bir   şekilde   benzer   etkinliği,   bu   tedavilerin   etki   mekanizmasını   yeniden   gözden   geçirmemize   neden   oldu.   Danazolün   lokal etkisinin   amenore   ile   ilişkili   olduğunu,   sadece   ovulasyona   müdahale   etmenin   semptomatik   hastalığı   iyileştirmek   için   yeterli   olabileceğini farkettik.    Benzer    şekilde,    GnRH-a'nın    endometriozis    üzerindeki    etkisinin    sadece    anti-östrojenik    özelliklerinden    kaynaklandığı    gerçeğine, östrojen-progesteron   preparatları   kombine   edilerek   add-back   tedavi   karşısında   devam   eden   etkinlik   meydan   okumaktadır.   GnRH-a'nın   yanı sıra,    sürekli    oral    kontraseptif    hapların    kullanımının    GnRH-a    kadar    etkili    olduğunun    anlaşılması,    endometrioziste    medikal    tedavilerinin yararının,   östrojen   seviyelerini   etkilemekten   ziyade,   ovulasyonu   bloke   etmesinden   kaynaklandığını   düşündürmektedir.   Bu   nedenlerle,   polikistik over   sendromu   (PKOS)   olan   kadınlarda   karşılaşılan   oligo-anovulasyonun   endometriozis   olasılığını   azaltacağını   varsaymak   mantıksız   değildir. Endometrioziste   anti   mullerian   hormon   (AMH)   ölçümü   ile   over   rezervi   değerlendirilirken   bu   endişe   verici   bir   yanlılık   oluşturabilir.   Nitekim, oligo-anovulasyon    insidansının    daha    düşük    olması,    karakteristik    olarak    yüksek    AMH    seviyeleri    olan    olgularda,    AMH    düzeylerinin endometrioziste   yapay   olarak   azalmasına   neden   olabilmektedir.   Bu   konuyu   ele   almak   için,   endometriozisin   cerrahi   olarak   doğrulandığı   veya dışlandığı    bir    kadın    popülasyonunda,    oligo-anovulasyon    insidansını    belirlemeyi    üstlendik.    Ayrıca,    yüksek    serum    AMH    düzeylerinin prevelansını, cerrahi öncesi her iki grupta da karşılaştırdık. Gereç  Ve Yöntemler Çalışma Tasarımı ve Populasyon Başka    yerlerde    ayrıntılı    olarak    tanımlanan,    prospektif    olarak    oluşturulmuş    bir    veri    tabanı    kullanarak    gözlemsel,    kesitsel    bir    çalışma gerçekleştirdik.   Ocak   2004-Ocak   2016   tarihleri   arasında   kurumumuzda   operatif   laparoskopi   ya   da   benign   jinekolojik   endikasyonlar   için laparotomi   ile   cerrahi   olarak   araştırılan,   42   yaş   üstü,   gebe   olmayan   hastaların   klinik   ve   biyolojik   bilgileri   toplanmıştır.   Kanserli   ve   /   veya   rızası olmayan   kadınlar   bu   çalışmadan   çıkarıldı.   Gözlem   dönemi   boyunca   kurumumuzda   çoklu   cerrahi   müdahaleler   durumunda,   hastalar   sadece   bir kez   dahil   edilmiştir.   Dahil   etme   akış   şeması   aşağıdaki   gibidir.   Ameliyat   endikasyonları   (muhtemelen   hasta   başına   birden   fazla):   en   az   altı   ay boyunca,   dismenore,   intermenstrüel   pelvik   ağrı   ve   /   veya   orta-ciddi   disparoni   olarak   tanımlanan   pelvik   ağrı;   gebelikle   sonuçlanmayan   en   az   12
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
ay    korunmasız    ilişki    olarak    tanımlanan    infertilite;    pelvik    kitle    (benign    over    kistleri    ve    uterin    myomlar,    vb.);    ve    diğerleri    (anormal    uterus kanaması, tubal ligasyonu istemi ve tubal hastalıklar). Hastalar,   sadece   şüpheli   lezyonlar   histolojik   olarak   doğrulandığında   endometriozis      olarak   kabul   edildi.   Endometriozis   tanısı   konan   ancak histolojik   doğrulaması   olmayan   veya   endometrioma   için   daha   önce   ameliyat   geçiren   hastalar   çalışma   dışı   bırakıldı.   Tersine,   endometrioma dışındaki   endometriozis   formları   nedeniyle   ameliyat   olan   hastalar   çalışmaya   dahil   edildi.   Daha   önce   endometriozis   cerrahisi   olan   hastalar referans   grubundan   çıkarıldı.   Ameliyat   sırasında,   revize   American   Fertility   Society   (rAFS)   sınıflamasına   göre   endometriozis   evrelendi   (toplam skor,    implant    ve    adezyon    skorları).    Ek    olarak,    endometriotik    lezyonlar    histolojik    bulgulara    göre    üç    fenotipe    ayrıldı:    yüzeyel    peritoneal endometriozis   (SUP),   ovarian   endometrioma   (OMA)   veya   derin   infiltran   endometriozis   (DIE).   Çalışma   grubu,   histolojik   olarak   kanıtlanmış   ve evrelenmiş endometriotik lezyonları olan ve SUP, OMA veya DIE fenotipi olan hastaları kapsamaktadır. Verilerin Toplanması Çalışma   prospektif   olarak   yönetilen   bir   veritabanı   kullanmıştır.   Her   hastanın   kişisel   öyküsü,   ameliyattan   önceki   ay   boyunca,   cerrah   tarafından yapılan   yüz   yüze   görüşmeler   sırasında   toplanmıştır.   Daha   önce   yapılandırılmış   bir   anket   formu   kullanılmıştır.   Bu   çalışmaya   katılan   kadınlar, yazarların   araştırdığı   ana   hipotez   hakkında   bilgi   sahibi   değildi   ve   endometriozis   olan   ve   olmayan   katılımcılar   aynı   anketleri   aldı.   Kaydedilen veriler:   yaş,   parite,   gravida,   boy,   kilo,   vücut   kitle   indeksi   (VKİ),   herhangi   bir   jinekolojik   ağrı   belirtisi   (dismenore,   derin   disparoni   veya   non-siklik kronik   pelvik   ağrı,   gastrointestinal   ya   da   alt   üriner   sistem   semptomları).   Ağrı   şiddeti   preoperatif   olarak   vizüel   analog   skala   kullanılarak değerlendirildi.   Preoperatif   görüşme   sırasında   gebelik   sonuçları   da   dahil   olmak   üzere   üreme   öyküsü   de   alındı.   Oligo-anovulasyon,   menstruel siklus süresinin 35 günden fazla olması veya yılda 10 defadan az adet görme olarak hastalar tarafından tanımlanmıştır. Serum   AMH,   endometrioziste   AMH   ile   ilgili   daha   önceki   bir   raporun   bir   parçası   olarak   ölçüldü.   Bu   veri   seti,   bu   çalışmada,   vakalarda   ve   referans grupta   yüksek   AMH   düzeylerinin   görülme   sıklığını   değerlendirmek   için   kullanılmıştır.   Daha   önce   yayınlanan   çalışmalara   göre   yüksek   AMH,   AMH düzeyinin 4.9 ng / mL'den daha yüksek olması tanımlanmıştır. Tartışma Çalışmamızda    histolojik    olarak    belgelenmiş    endometriozisli    kadınlarda    oligo-anovulasyon    prevalansının    (%    15),    endometriozisli    olmayan referans   grubunda   (%   11.2)   olduğu   görülmüştür   (P   =   1/4.106).   Oligo-anovulasyon   oranı,   endometriotik   lezyonların   cerrahi   evrelemesinden,   SUP (%   18.2),   OMA   (%   10.6)   veya   DIE   (%   16.6)   (P   =1/4.137)   'den   bağımsızdır.   Bu   nedenle,   çalışmamız   oligo-anovulasyonun   endometriozise   karşı   bir miktar   koruma   sağlayabileceğine   dair   sezgisel   inancı   reddeder.   Ayrıca,   endometriozisli(104/354,%   29.4)   ve   hastalıksız   kadınlarda   (149/474,% 31.4)   artmış   AMH   düzeyleri   için   (>   4.9   ng   /   mL)   eşit   bir   insidans   gözlemledik   (P   =   1/4.525).   Serum   AMH'nin   iki   gruptaki   benzerliği,   eşdeğer oranlarda oligo-anovulasyon ile tutarlıdır. Öncelikle   PKOS'un   gerçek   insidansını   değil,   PKOS   ile   ilişkili   bir   klinik   özellik   olan,   oligo-anovulasyon   insidansını   araştırdık.   Gerçekten   de,   PKOS insidansının    değerlendirilmesi,    veri    tabanımızın    androjen    fazlalığının    klinik    ve    /    veya    biyolojik    kanıtlarını    kaydetmemesi    gerçeği    ile engellenmiştir.   Not   olarak,   birçok   endometriozis   çalışmasında   bildirildiği   gibi,   endometriozis   hastaları   referans   gruptan   daha   düşük   bir   VKİ'ye sahipti. Yüksek AMH düzeylerinin insidansı vakalar ve referans grupta benzerdi. Sonuçlarımız    daha    önce    yayınlanan    çalışmalarla    uyumludur.    40    yıldan    uzun    bir    süre    önce    yayınlanan    bir    çalışmada    Soules    ve    ark., endometriozisli   kadınlarda   anovulasyon   insidansının   değişmediğini   bildirmişlerdir.   Yazarlar,   endometriozis   ve   anovulasyonun,   bu   hastalıklar hakkında   önceden   var   olan   fikirlerin   aksine,   eş   zamanlı   var   olabileceği   sonucuna   varmışlardır.   Soules   ve   ark.   bulguları,   kendi   gözlemimizin doğruluğunu   desteklediğini   bildirmişlerdir.   Sonuçlarımızı   ve   Soules   ve   ark.   sonuçları,   endometriozisi   olan   ve   /   veya   bu   sebeple   ameliyat   edilen kadınlarda    gözlenen    AMH    düzeylerindeki    herhangi    bir    azalmanın    gerçek    olduğunu    ve    oligo-anovulasyonda    karşılaşılan    yüksek    AMH değerlerinin   daha   düşük   insidansına   yol   açacak   olan,   çalışmaya   dahil   etme   yanlılığından   etkilenmediğini   göstermektedir.   Seçilmemiş   20-40   yaş grubundaki   kadınlar   üzerinde   yapılan   bir   prospektif   kesitsel   çalışmada,   30   yaş   altı   kadınlarda   oligo-anovulasyon   ve      yüksek   AMH   düzeyleri>   4.9 ng   /   mL   prevalansı   sırasıyla   %   13.1   ve   %   8.3'dür.   Ayrıca,   dünya   çapında   PKOS   prevalansı   %   4   ila   %   21   arasında   değişmekte   olup,   populasyon seçimine     ve     etnik     kökenlerine     göre     farklılıklar     göstermektedir.     Sonuçlarımız,     endometrioziste     bildirilen     düşük     AMH     düzeylerinin, endometriozisli kadınlarda oligo-anovulasyon ve ilişkili yüksek AMH insidansının az olmasından kaynaklanması olasılığını kabul etmemektedir. Sonuç Bizim   çalışmamız,   endometriozis   ve   referans   grubunda   oligo-anovulasyon   ve   yüksek   AMH   düzeylerinin   (>   4.9   ng   /   mL)   benzer   insidansını göstermektedir.    Bu    gözlem,    bu    nedenle,    PKOS'un    önemli    bir    özelliği    olan    oligo-anovulasyonun    ve    endometriozisin    nadiren    ilişkili    olduğu şeklindeki    sıkça    kabul    edilen    varsayımla    çelişmektedir.    Ek    olarak,    çalışmamızın    bir    çıkarımı    da,    endometriozisli    hastalarda    serum    AMH ölçümlerinin,   oligo-anovulasyon   ve   /   veya   yüksek   AMH   insidansındaki   farklılıklar   nedeniyle,   yanlılık   korkusu   olmadan,   over   rezerv   durumunu doğru    bir    şekilde    yansıtabilmesidir.    Özellikle    PKOS    ve    endometriozisin,    over    disfonksiyonuyla    arasındaki    ilişkiyi    anlamak    için    daha    ileri çalışmalara   ihtiyaç   vardır.   Gelecekte   endometriozisli   kadınlarda   PKOS   insidansı   ile   ilgili   soruları   yanıtlamak   amacıyla,   hiperandrojenizm   ve antral folikül sayımı hakkında bilgiler içerecek şekilde klinik veri koleksiyonumuzu da bu çalışmada iyileştirdik.
11
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
OVARYEN ENDOMETRİOMALARDA KİSTEKTOMİ İLE “TEK BASAMALIK” LAZER VAPORİZASYON SONRASI OVER REZERVİNİN KARŞILAŞTIRILMASI: KÜÇÜK BİR RANDOMİZE KLİNİK DENEY
8
Assessment of ovarian reserve after cystectomy versus ‘one-step’ laser vaporization in the treatment of ovarian endometrioma: a small randomized clinical trial                                                                     M. Candiani, J. Ottolina, E. Posadzka, S. Ferrari,  L. M. Castellano, I. Tandoi, L. Pagliardini, A. Nocun, and R. Jach  Human Reproduction, 33(12), 2205-2211,2018
12
Giriş Endometrioma    için    en    uygun    tedavi    yöntemi    uzun    zamandır sorgulanmaktadır    ve    hala    tartışmalıdır.    Daha    yüksek    spontan gebelik     oranı     ve     daha     düşük     rekürrens     oranı     sağlayan     kist kapsülünün   soyularak   çıkarılması   (kistektomi)   yöntemi,   drenaj   ve ablatif   yöntemlerden   daha   faydalı   gibi   gözükmektedir.      Ancak   son dönemde   endometriomanın   cerrahi   olarak   eksize   edilmesi   ile   opere olan   overin   rezervi   üzerinde   olumsuz   bir   etkisinin   olma   olasılığı gündeme    gelmiştir;    bu    olasılık    sağlıklı    over    dokusunun    termal destrüksiyonu   ve   fazla   çıkarılması   ile   overyan   foliküllerinin   kaybı ile   ilişkilidir.   Yakın   zamanda   yayınlanan   bir   rapora   göre   opere   olan overlerin   %13’ünde   foliküler   büyüme   dururken   kontralateral   gonad normal saptanmıştır. Bizim      hastanemizde      kistektomi      sonrası      ovaryan      yetmezlik gelişmesinden    çekinilmesinden    ötürü,    diatermi    gibi    diğer    enerji modaliteleri   den   farklı   olarak   çok   az   termal   dağılım   yapan   ablatif bir   yöntem   olan   CO2   laser   teknolojisi   kullanılmaya   başlanmıştır. Hassas   doku   diseksiyonu,   ablasyon,   kontrollü   doku   penetrasyon derinliği        sağlamasından        ötürü        diğer        enerji        kaynakları (örn.elektrokoterizasyon)     ile     karşılaştırıldığında     endometrioma ablasyonunda   lazer   enerjinin   kullanılması   sağlıklı   over   korteksine daha    az    destrüktif    olabilir.        Lazer    vaporizasyon,    ‘üç    basamaklı prosedür’   e   göre   over   fonksiyonunu   en   iyi   koruyan   yöntem   olarak önerilmiş    ve    yakın    zamanda    uzun    dönemli    rekürrens    oranları hakkında   güven   verici   veriler   yayınlanmıştır.   Ancak   kistektomi   ile ‘tek   basamaklı’   CO2   lazer   vaporizasyonun   (GnRH   tedavisi   olmadan) over    rezervi    üzerine    etkisini    karşılaştıran    randomize    kontrollü deneyler    yapılmamıştır.    Biz    CO2    lazer    vaporizasyonun    etkisini prospektif   klinik   bir   çalışma   ile   antral   folikül   sayısına   (AFC)   ve   anti- Mülleran    hormon    düzeylerine    bakarak    over    rezervi    üzerine    olan faydalarından    bahsettik.    Bu    pilot    çalışmanın    sonuçları,    3    aylık takipte   daha   yüksek   AFC   ve   değişmeyen   AMH   seviyeleri   ile   CO2 lazerin      over      rezervi      üzerine      olumlu      sonuçları      olduğunu desteklemiştir.        CO2        lazer        ablasyonu        ile        kistektominin karşılaştırılmasına     dair     ek     bilgi     edinebilmek     için     küçük     bir randomize   çalışma   yapılmıştır.   Bu   çalışmanın   amacı   endometrioma tedavisinde    bu    iki    cerrahi    tedavinin    (CO2    lazer    vaporizasyon    ve kistektomi)       ne       kadar       over       rezervini       etkilediğini       veya etkileyebileceğini    tedavi    sonrası    sonografik    AFC    ve    serum    AMH konsantrasyonlarını karşılaştırarak görmektir. Materyal ve Metod Bu    çok    merkezli    randomize    çalışmaya    primer    unilateral    veya bilateral    semptomatik    endometrioma    nedeniyle    cerrahi    geçiren hastalar dahil edilmiştir. İlgili     yayınların     azlığı     nedeniyle,     Pados     et     al.     (2010)     yaptığı çalışmaya   dayanarak   kistektomi   ve   CO2   lazer   vaporizasyonuna   ‘üç basamaklı      yöntem’      açısından      bakıldığında      over      rezervinin
sonografik    belirtileri    için    100    hastalık    bir    popülasyonun    yeterli olacağını   hesapladık.   Bu   sırada   merkezimizde   ‘tek   basamaklı’   fiber lazer   prosedürü   kullanılan   hastalarda   postoperatif   over   rezervini değerlendirmek    amaçlı    bir    vaka    serisi    toplanmış    ve    sonuçları randomize     çalışma     için     hastalar     toplanmadan     hemen     önce hazırlanmıştır. Çalışmaya   dahil   edilme   kriterleri:   reprodüktif   yaştaki   semptomatik hastaları    (ağrı    ve/ya    infertilite),    primer    unilateral    veya    bilateral endometriomalar,      en   geniş   endometriomanın   çapının   ≥3   and   ≤8 cm       olması.       Çapın       eşik       değeri       endometrioma       yönetimi kılavuzlarından   ve   literatürde   ki   datalardan   seçilmiştir.   Çalışmadan hariç   edilme   kriterleri:      ≥40   yaşında   hastalar,   preoperatif   dönemde derin    infiltran    endometriozis    saptanması,    preoperatif    ultrasonda adenomyozise   dair   kanıt   olması,   overler   için   daha   önce   geçirilmiş cerrahi        mevcudiyeti,        unilateral        ooferektomi,        geçirilmiş salpenjektomi   veya   histerektomi,   tiroid   hastalığı   gibi   diğer   endokrin hastalıkların    varlığı,    over    rezervinin    değerlendirilmesi    den    3    ay öncesine     kadar     hormonal     tedavi     almış     olmak.Endometriozis tedavisinde   ileri   derece   deneyimli   cerrahlar   tarafından   (M.C.,   S.F., E.P.,     R.J.)     menstrüel     siklüsün     proliferasyon     fazında     operatif laparoskopi gerçekleştirilmiştir.
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
ÖZET Amaç: Ameliyatsız   endometriozis   varlığını   teşhis   etmek   için   anogenital   mesafe (AGD)     ve     anti-Müllerian     hormon     (AMH)     kombinasyonunun     öngörü yeteneğini değerlendirmek. Yöntem: Çalışmaya,   1   Eylül   2014   ile   31   Mayıs   2015   tarihleri   arasında   “Virgen   de   la Arrixaca”    Üniversite    Hastanesi'ne    (Murcia,    İspanya)    müracaat    eden    ve endometriozis    tanısı    alan    ve    kontrol    grubu    olan    hastalar    dahil    edildi.      AMH   serum   konsantrasyonları   ölçüldü,   ve   iki   AGD   ölçümü   elde   edildi: anterior   klitoral   yüzeyden   anüsün   üst   sınırına   (AGDAC)   ve   arka   forşetten, anüsün   üst   sınırına   (AGDAF)   kadar.   Veriler   'alıcı   operatör   karakteristiği' (ROC) eğrileri ile değerlendirildi. Bulgular: Endometriozis   grubundaki   kadınlarda   (n   =   57),   kontrol   grubuna   (n   =   93)   kıyasla   anlamlı   olarak   daha   kısa   AGDAF   (22.8   ±   4.6   vs   27.2   ±   5.7   mm; P   <0.001)   ve   daha   düşük   AMH   (2.2   ±   2.5'e   karşı   3.3   ±   1.9   ng   /   mL;   P   <0.003)   saptandı.   Klinik   cut   off   değerinin   (1   ng   /   mL)   altında   serum   AMH'si olan   kadınların,   endometriozis   olma   ihtimalinin   17.40   kat   daha   fazla   olduğu   (%   95   güven   aralığı   [CI]   5.64-53.82)   saptandı.   AMH   ve   AGDAF kombine edildiğinde, ROC eğrisinin altında kalan alan 0.77  (% 95 CI 0.70-0.85) olarak saptandı. Sonuç: AMH    ve    AGD'ye    dayanarak    endometriozisi    tahmin    etmek    için    oluşturulan    model,    tanı    ve    prognozunu    iyileştirmek    için    klinisyenler    ve epidemiyologlar için yararlı olabilir. 1. GİRİŞ Endometriozis,   uterus   kavitesinin   dışında   fonksiyonel   olarak   aktif   olan   endometrial   dokunun   varlığı   olarak   tanımlanan   östrojene   bağımlı   bir hastalıktır.   Birçok   organa   zarar   verebilir,   ancak   en   çok   etkilediği   organ   yumurtalıktır.   Endometriotik   kistler   (endometriomalar),   derin   infiltre endometriozis   (DIE)   ve   yüzeysel   implantlar   dahil   olmak   üzere   farklı   tiplerde   endometriozis   vardır.   Endometrioziste   karşılaşılan   zorluklardan   bir tanesi,   klinik   hastalığı   olan   hastalarda   erken   tanıdır.   Standart   tanı   doğrudan   görme   ve   histolojik   lezyonların   incelenmesi   ile   gerçekleştirilir; bununla   birlikte,   histolojik   örnekler   her   zaman   mevcut   değildir   ve   bu   yaklaşım   hastalığın   erken   evreleri   için   veya   sağlıklı   bir   popülasyonun taranması   için   uygun   olmayabilir.   Kan   dolaşımındaki   anti-Müllerian   hormonu   (AMH),   yumurtalıklarda   bulunan   antral   ve   pre-antral   folikül sayısını    yansıtma    yeteneğinden    ötürü,    yumurtalık    fonksiyonunun    en    iyi    biyokimyasal    belirleyicisi    olarak    görünmektedir.    Aynı    zamanda endometrioma   cerrahisi   sonrası   ovaryan   rezervdeki   azalmayı   değerlendirmek   ve   histolojik   olarak   doğrulanmış   şiddetli   endometriozis   (evre   III   IV)    olan    kadınlar    için    bir    takip    biyobelirteci    olarak    kullanılır.    Bununla    birlikte,    endometriozisin    kendisinin    yumurtalık    rezervine    etkisi tartışmalıdır.   Anogenital   mesafenin   (AGD)   prenatal   hormonal   ortamın   ve   potansiyel   intra-uterin   maruziyetin   geçerli   bir   göstergesi   olduğu düşünülmektedir.    Daha    kısa    AGD    ile    endometriozis,    endometrioma    ve    DIE'nin    her    ikisi    içinde,    varlığı    arasındaki    ilişki    yakın    zamanda bildirilmiştir   ve   bu   durum   hastalığın   potansiyel   bir   intrauterin   kökene   sahip   olduğu   fikrini   desteklemektedir.   Ayrıca,   AGD'nin   endometrioziste uygun   bir   tanı   aracı   olduğu   gösterilmiştir.   .Bireysel   olarak,   hem   AGD   hem   de   AMH,   endometriozisin   varlığını   tahmin   etmede   kullanılmak   olarak önerilmiştir.   Her   ikisi   de   non-invaziftir   ve   klinik   uygulamada   yararlı   olduğu   gösterilirse,   endometriozis   tedavisinin   iyileştirilmesine   yardımcı olabilirler. Bu nedenle, bu çalışmanın amacı, kombine ölçümlerin endometriozisin varlığını öngörme yeteneğini değerlendirmektir. 2. ARAÇ VE YÖNTEM Endometriozis   grubunun   çalışmaya   dahil   edilme   kriteri,   mevcut   olan   veya   yeni   saptanan   endometriozis   hastasının,   araştırma   hastanesinin endometriozis   birimine   başvurmasıydı.   Dışlama   kriterleri   ise   hamilelik,   endometriozis   için   önceden   cerrahi   geçirmiş   olmak,   onkolojik   tedavi   ve genitoüriner   prolapsustu.   Endometriozis   tanısı,   klinik   görüşme   ve   bunu   doğrulayan   semptomlar,   bulgular   ve   transvajinal   ultrasonografi   (TVUS) bulguları   ile   konuldu   .Endometriozis   daha   sonra   endometrioma   ve   DIE   olarak   sınıflandırıldı.   Kontrol   grubu   endometriozisi   olmayan   ve   rutin jinkeolojik muayene sırasında başvuran hastalardan seçildi.
13
AMELİYATSIZ ENDOMETRİOZİS TANISINDA ANOGENİTAL MESAFE VE ANTİ-MÜLLERIAN HORMONUNUN YETERLİLİĞİ
9
Accuracy of anogenital distance and anti-Müllerian hormone in the diagnosis  of endometriosis without surgery   -  María L. Sánchez-Ferrer , Raquel Jiménez- Velázquez, Jaime Mendiola,  María T. Prieto-Sánchez , Laura Cánovas-López , Ana Carmona-Barnosi ,  Shiana Corbalán-Biyang , Ana I. Hernández-Peñalver,  Evdochia Adoamnei , Int J Gynecol Obstet, 144: 90-96,2018
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
Her   iki   grup   içinde,   kliniğe   tekrarlayan   seferlerde   başvuran   hastalar   dahil   edildi.   Bu   hastaara,   yaş   ve   jinekolojik   ve   obstetrik   öykü   ile   ilgili soruların    yer    aldığı    sağlık    anketleri    uygulandı    ve    TVUS    ile    jinekolojik    muayene    yapıldı.    Boy    ve    kiloları    ölçüldü    ve    vücut    kitle    indeksleri hesaplandı.   Endometriozis   ile   ilişkili   pelvik   ağrı   (dismenore,   kronik   pelvik   ağrı,   disparoni,   disüri   ve   diskezya   dahil),   0'dan   10'a   kadar   olan   görsel analog skala (VAS) kullanılarak değerlendirildi. Uterin ve ovaryan morfoloji TVUS ile değerlendirildi. Anogenital   mesafe,   paslanmaz   çelik   dijital   kaliper   kullanılarak   ölçülmüştür.   Her   kadın,   litotomi   pozisyonunda,   uylukları   45   °   'lik   açıda   olacak şekilde   muayene   masasına   uzanmıştır.   İki   mesafe   ölçülmüştür:   AGDAC,   klitoral   yüzeyden   anüsün   üst   kenarına   ve   AGDAF,   posterior   forşetten anüsün   üst   kenarına   kadar.   Her   iki   mesafe   de   ölçülmesine   rağmen,   daha   önce   yapılmış   bir   çalışma   AGDAF'ın   endometriozis   varlığını   ayırt etmede   daha   iyi   olduğunu   göstermiştir   [14],   bu   nedenle   sadece   AGDAF   veri   analizine   dahil   edilmiştir.   Menstrüel   siklusun   erken   foliküler fazına(2-5.   Gün)   denk   gelecek   şekilde,   aynı   gün   saat   08:00   ile   10:00   arasında   tokluk   kan   örneği   alındı.   Çalışmanın   yürütüldüğü   hastanenin laboratuarında   enzim   bağlantılı   immünosorbent   testi   ile   serum   AMH   düzeyleri   ölçüldü.   Normal   serum   AMH'si   için   klinik   cut   off   değeri   1   ng   /   mL olarak   belirlendi.   Vajinal   doğum,   kadınlarda   AGD'yi   bozabileceği   için   bir   değişken   olarak   kabul   edildi;   AGD   antropometriye   bağlı   bir   ölçüm olduğu için BMI dahil edildi. 3. SONUÇLAR Çalışma   süresince   endometriozisi   olan   57   kadın   (45'i   endometrioma   ve   12'si   DIE   ile)   ve   endometriozisi   olmayan   93   kadın   çalışmaya   dahil edildi.   Kadınlar   18–50   yaşlarındaydı.   Klinik   cut   off   değeri   altında   serum   AMH'si   olan   kadınlarda   (1   ng   /   mL),   endometrioz   görülme   olasılığı 17.40   (%   95   CI   5.64-53.82)   kat   fazla   saptandı.   Önemli   değişkenlikleri   kontrol   ettikten   sonra,   bu   ilişki   hem   endometriozis   (OR   13.32,%   95   CI 3.31-53.52)    ve    endometriomalar    (OR    14.82,%    95    CI    3.51-63.12)    için    anlamlı    bulunmuştur.    Medyan    değerin    altındaki    AGDAF    ölçümü    de endometriozis   ile   ilişkili   saptanmıştır.   Değişkenler   için   düzeltme   yapıldıktan   sonra,   AGDAF   değeri,   median   değerin   altında   olan   kadınlarda, endometriozis ve endometrioma görülme olasılığı sırasıyla 3.72 ve 2.82 kat daha fazla bulunmuştur. Genel   olarak,   eğri   altındaki   alan   (AUC),   AMH   ve   AGDAF   için   tek   başına   ölçülene   kıyasla,   AMH   artı   AGDAF   için   daha   fazladır,   bu   da   AMH   artı AGDAF'ın   hem   endometriozis   hem   de   endometrioma   alt   tipinin   ayırt   edilmesi   için   daha   güçlü   prediktif   değere   sahip   olduğunu   gösterir.   Bu modelin duyarlılığı ve özgüllüğü sırasıyla% 44 ve% 93, pozitif ve negatif olasılık oranları sırasıyla 6.29 ve 0.60 dir. 4. TARTIŞMA Elde   edilen   bulgular,   endometriozisli   kadınları   belirlemek   için   düşük   AMH   düzeylerinin   (<1   ng   /   mL)   kullanılabileceğini   göstermektedir.   Benzer şekilde,   intrauterin   hormonal   ortamın   biyobelirleyicisi   olan   daha   kısa   AGDAF   da   endometriozis   varlığını   öngörebilir.   Bildiğimiz   kadarıyla,   AMH ve   AGDAF'ın   endometriozis   öngörüsünün   kombine   değeri   ilk   kez   araştırılmıştır.   Kombine   prediktif   modelin   tanısal   doğruluğu,   tek   başına   AMH veya    AGD'ninkinden    daha    iyidir.    AMH    ile    ilgili    olarak,    mevcut    bulgular    Pacchiarotti    ve    ark.    AMH'yi,    ameliyat    geçirmemiş    kadınlar    için endometrioz    gibi    ilerleyici    hastalıklarda    erken    ovarian    hasarın    neden    olduğu    yumurtalık    hasarını    tanımlayabilen    bir    biyobelirteç    olarak önermişlerdir.    Diğer    çalışmalar,    endometriomaların,    düşük    AMH    seviyeleri    ile    sonuçlanan,    azalmış    yumurtalık    rezerviyle    ilişkili    olduğunu düşündürmektedir. Chen   ve   ark.   endometrioması   olan   kadınlarda,   benign   over   kisti   (2.20   ±   1.23   ng   /   mL)   olan   kadınlara   göre   daha   düşük   ortalama   AMH   değerleri (1.53   ±   1.37   ±   ng   /   mL)   bildirmiştir.   Üstelik,   AMH   düşüşü,   bilateral   endometriomalar   için   unilateral   olanlara   göre   daha   fazla   saptanmış   ve endometriozise    kıyasla    benign    over    kist    grubunda    kadınlarda    da    azalma    gözlenmemiştir.    Carrarelli    ve    ark.    endometriozisli    kadınlardaki endometrium   ve   endometriotik   lezyonlarda   AMH   reseptörü   II   ekspresyonunun,   normal   serum   AMH   düzeylerine   rağmen   arttığını   bildirmişlerdir. Bu   da   endometriyal   AMH'nin   lokal   aktivitesini   ve   bu   bozukluğun   hastalık   patolojisinde   olası   bir   rolü   olduğunu   düşündürmektedir.   Bulguları ayrıca,    endometriozis    belirteci    olarak    serum    AMH    düzeylerinin    kullanımında    kısıtlılık    olduğunu    göstermektedir.    AGD    ile    ilgili    olarak, endometriozisli   kadınlar   arasında   kısa   süre   önce,   kısa   AGH   bildirilmiştir,   bu   da   bu   kadınların   prenatal   dönemde   antiandrojenik   veya   östrojenik bir   ortama   maruz   kaldıklarını   düşündürmektedir.   Buna   ek   olarak,   AGDAF   (ancak   AGDAC   değil)   daha   önce   endometrioma,   DIE   veya   her   ikisinin varlığı   ile   ilişkili   bulunmuştur   ve   DIE'nin   varlığını   tahmin   etmede   etkili   bir   araç   olarak   önerilmiştir.   Daha   önce   AGD   ile   ilgili   yürütülen   ve   önceden ameliyat   olan   ve   olmayan   kadınlar   dahil   eden   çalışmarın   aksine,   bu   çalışmaya,   cerrahinin   AMH   değerleri   üzerindeki   potansiyel   etikisini dışlamak için daha önce operasyon geçirmeyen kadınlar alınmıştır. Bu   çalışmada   önerilen   iki   belirteçten,   AMH   ve   AGD,   her   ikisi   de   endometriozisin   intrauterin   bir   orjini   olmasıyla   ilgilidir;   bununla   birlikte,   bu hastalığın    patogenezinde    çeşitli    hipotezler    vardır.    Organojenez    sırasında    Homeobox    ve    Wingless    ailesindeki    genlerin    Müller    kanallarının farklılaşmasında   ve   ürogenital   sistemin   gelişmesinde   rol   oynadığı   düşünülmektedir.   Sonuç   olarak,   bu   çalışma   serum   AMH   düzeylerinin   ve AGDAF'ın   bir   modelde   birleştirilerek   endometriozis   öngürüsünde   kullanılabileceğini   göstermiştir.   Diğer   modeller   ile   karşılaştırıldığında,   bu modelin   avantajları   vardır,   çünkü   cerrahi   yapılmayan   kadınlar   arasında   endometriozisin   her   türü   (spesifik   alt   tiplerden   ziyade)   için   geçerlidir. Ayrıca,   geçirilmiş   laparoskopi   veya   TVUS   gerektirmez.   Bu   durum,   endometriozisin   erken   teşhisini   geliştirmeye   yardımcı   olarak,   hastaların   tıbbi veya   cerrahi   tedavilere   yanıtını   iyileştirebilir.   İki   belirteç   de,   invaziv   olmayan   tekniklerle   elde   edildiğinden,   endometriozis   tanısı   için   pratisyen hekimler tarafından kullanılabilerek, prognozu artırabilir.
14
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
DERNEĞİMİZDEN HABERLER
9.   Endo   Akademi   toplantımızı   Subat   ayında   İstanbul’   da   gerçekleştireceğiz.   Endometriozis   ve   bir   diğer   konumuz   Adenomyozıs   tüm   yönleri tartışacağız toplantımza Yunanistan’dan Dr George Pistofidis katılarak bizlerle deneyimlerini paylaşıcak. George Pistofidis Atina   Levkos   Stavros   Kliniğinde   Kadın   Hastalıkları   ve Endoskopik Cerrahi Bölüm Direktörü. Atina'daki Gennima Fertility Center'da Danışman. Atina    Mitera    Doğum    ve    Cerrahi    Merkezi'nde    Kadın Hastalıkları ve Doğum AD Danışmanı. Hellenık Jinekolojik Endoskopi Dernek Kurulu Üyesi ACET Laparoskopik eğitim merkezinin yöneticisi, Atina
B
15
EndoAkademi Toplantıları IX
YAPILACAK OLAN AKTİVİTELER
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
10-11   Aralık   2018   tarihinde   ilki   düzenlenen   Endoschool   projesi   tamamlandı.   Okulda   Türkiye’den   ve   yurt   dışından   çok   değerli   ve   tecrübeli hocalarımız   eğitim   verdi.   İlk   gün   video   gösterimi   ve   kişisel   tecrübeler   interaktif   bir   şekilde   tartışıldı.   Yurtdışından      Dr   Mario   Malzoni,   Dr.   Joerg Keckstein   ve   Dr   Shaheen   Khazali   cerrahi   tecrübelerini   ve   ekiplerinin   endometriozis   vakalarına   yaklaşımını   anlatırken   Dr   Alessandra   Di   Giovanni   derin   infiltratif   endometrioziste   nasıl   ultrason   yapılması   gerektiğini   uygulamalı   bir   şekilde   gösterdi.   İlk   gün   öğleden   sonra   Dr   Keckstein   derin infiltratif endometriozis vakasına laparoskopik yaklaşımla canlı cerrahi yaptı İkinci   gün   sabah   erken   saatlerde   öncelikle   domuz   anatomisi   ve   laboratuvar   kurallari   ile   teorik   bir   eğitim   ile   başlayan   program   saat   16.00’a   kadar domuz   üzerinde   aktif   cerrahi   yaparak   geçti.   Katılımcılar   pek   çok   ileri   laparoskopik   cerrahi   tekniğini   deneme   imkanı   ve   birebir   eğitmenlerden öğrenme   şansı   buldu.   Ardından   toplantı   salonunda   yaklaşık   2   saatlik   bir   tartışma   programı   oldu   ,tamamen   interaktif   ve   oldukça   verimli,   vaka bazlı   bir   tartışmaya   yaptık.   İlk   toplantımızın   tüm   katılımcıların   olumlu   geri   dönüşlerinden   de   gönül   rahatlığıyla   söyleyebileceğimiz   gibi   oldukça verimli geçtiği kanısındayız. Bundan sonraki toplantılarda görüşmek dileği ile..
16
ENDOMETRIOSIS SCHOOL of TURKEY 1
YAPILMIŞ OLAN AKTİVİTELER
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
17
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
18
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
19
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
Endometriozis    Adenomyozis    Derneği    kurucu    başkanımız    Prof.    Dr.    Engin    Oral,    Viyana’da,    23    Kasım    2018 de    4.    Avrupa    Endometriyozis Kongresi   sırasında    düzenlenen   yönetim   kurulu   toplantısında      ‘Avrupa   Endometriozis   Derneği   (EEL)      Başkanı’   seçilmiştir.      2005   yılında   kurulan Avrupa   Endometriozis   Derneği,   çikolata   kisti   hastalığı   olarak   bilinen   ‘endometriozis   hastalığı’   konusunda   bilimsel   arenada   söz   sahibi   olan sayılı   dernekler   arasında   yer   almaktadır.   Endometriozis’te   hem   toplumsal   farkındalığı   arttırmak   hem   de   bilimsel   çalışmalara   katkıda   bulunarak başta Avrupa olmak üzere tüm dünyada endometriozisi anlamaya katkıda bulunan tüm dünya çapında kabul görmüş bir kurumdur.
20
Prof Dr Engin Oral Avrupa Endometriozis Derneği Başkanı Seçildi
Genç Kızlarımıza Endometriozis’i Anlatıyoruz
Endometriozis Farkındalığı yaratmak adına okullarımızda kızlarımıza Endometriozis anlatıyoruz. İlk   toplantılarımızı   İzmir’de   Saint-Joseph   Fransız   Lisesi   ve   İzmir   Amerikan   Koleji’nde    gerçekleştirdik.   Prof.   Dr.   Ümit   İnceboz'un    anlatımıyla toplam   300   genç   kızımıza   Endometriozis   hastalığı   ve   üreme   sağlığı   ile   ilgili   bilgi   verdik.   Endometrioziste   erken   tanı   ve   farkındalığın   hayat kalitesini    artıracağının    vurgulandığı    toplantımızdan    genç    kızlarımız    oldukça    yararlanmış    ve    mutlu    bir    şekilde    ayrıldılar.    İki    hafta    süren eğitimin, diğer okullara yayılması için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Okul yönetimlerine ve katılımları için genç kızlarımıza teşekkür ederiz.
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
21
40. İstanbul Maratonu
11   Kasım   2018   Pazar   günü   gerçekleştirilen   40.   İstanbul   Avrasya   Maratonu’nda   Endometriozis   hastalığına   dikkat   çekmek   için   10   ve   15 km’lik   iki   ayrı   parkurda   koştuk.   Gerek   parkur   alanında   gerek   bekleme   istasyonlarında   bizleri   durdurup   endometriozis   ile   ilgili   soru   soran pek   çok   katılımcı   ile   karşılaştık.   Bu   açıdan   toplumsal   bir   farkındalık   yaratabilmiş   olmanın   mutluluğunu   yaşıyoruz.   Değerli   üyelerimize   ve gönüllü katılımcılarımıza destekleri için teşekkür ederiz.
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
22
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
23
TSRM 2018 Üreme Sağlığı ve İnfertilite Kongresi
8-11   Kasım   2018   tarihinde   Antalya’da   düzenlenen   TSRM   Üreme   Sağlığı   ve   İnfertilite   Kongresinin   ilk   gününde   üyelerimizden   Doç.   Dr.   Hale Göksever   Çelik   ‘Endometriozis   Etyolojisinde   Güncel   Paradigma’   konulu   bir   sunum   gerçekleştirdi.      İkinci   gün   ise   Yönetim   Kurulu   üyemiz Prof.   Dr.   Engin   Oral   ‘İleri   evre   endometriozis   ve   YÜT’   konulu   bir   konuşma   yaptı   ve   Dernek   başkanımız   Prof.   Dr.   Yücel   Karaman   oturum başkanlığını yürüttü.
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
24
Samsun’da Endometriozis için Pedal Çevirdik
3    Kasım    2018    cumartesi    günü,    Samsun’da    i lkini    gerçekleştirdiğimiz    ‘Endometriozis    için    pedal    çeviriyoruz    ‘    isimli    bisiklet    turumuz derneğimiz   üyelerinden      Dr.   Seher   Sarı   önderliğinde,   endometriozis   hastalarımızın      ve   gönüllülerin   de   desteği   ile   Samsun’da   büyük   ilgi gördü. Katılımcılara ve emeği geçen herkese teşekkür ederiz. Diğer illerimizde de benzer etkinliklerin düzenlenme girişimlerinde bulunduğumuzu önden müjdelemek isteriz.
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
25
Endometriozis ve Üreme Sağlığı Bilgilendirme Toplantısı (Ankara – Antalya -- Van -- Samsun )
Üyelerimizden   Op.   Dr.   Eda   Üreyen   Özdemir,    20   Kasım   Salı   günü   13:45-15:30   saatleri   arasında   Ankara   Keçiören   Turuncu   Kafe’de   ve   25 Aralık    günü    Antalya    Serik    Yükselen    Koleji’nde    ”Üreme    Sağlığı    ve    Endometriozis    Hastalığı”    konulu    bir    bilgilendirme    toplantıları gerçekleştirdi.
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
26
Dr Seher Sarı i se; Aralık  ayı sonunda Samsun’da YEDAŞ çalışanlarına ‘’Endometriozis Bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi
Gerek   endometriozis   tanılı   gerekse   pelvik   ağrıdan   müzdarip   olup   henüz   tanı   alamamış   olan   pek   çok   kadınımızın   hayatına   dokunduk.     Katılımcılara ilgileri için teşekkür ederiz. Endometriozis   ve   Üreme   Sağlığı   konusunda   farkındalık   yaratmak   adına   ülkemizin   farklı   yerlerinde   çalışıp   tüm   yoğunluklarına   rağmen derneğimize destek olan genç ekip üyelerimize çok teşekkür ederiz.
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
Dr Salih Yılmaz  ise Aralık ayı’nda Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi’ne ‘’Üreme Sağlığı ve Endometriozis‘’ konulu bilgilendirme toplantısını gerçekleştirdi
Bu yıl 4’üncüsü düzenlenecek olan sempozyumun, Program ayrıntılarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. https://endo-dubai.ae/
Endo Dubai
C
ENDOMETRİOZİS DÜNYASINDAN HABERLER
27
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
28
11 Aralık 2018 - Mario Malzoni Röportaj -Merhaba    Profesor    Malzoni,    ben    Endometriozis&Adenomyozis    Derneğinden    Dr.Işıl    Ayhan.    Öncelikle    bizlere    endometriozis    cerrahisinin ustalıkla   harmanlanmış   püf   noktalarını   sizden   öğrenme   fırsatı   verdiğiniz   için   teşekkür   ederim.   Merak   ediyorum,   spesifik   olarak   endometriozis cerrahisi ile ilgilenmeye ne zaman başladınız? -20   yıl   önce   başladım,   çok   gençken.   Yaşadığım   yer   olan   İtalya'da,   yarı   özel   bir   hastanede,   şu   an   76   yaşında   olan   babamla   çalışma   fırsatım   vardı. Babam   jinekolojik   onkoloji   alanında   uzman.   Fakat   bir   genel   cerrah   gibidir,   çok   zorlu   vakalar   yapar.   Çok   çalışır.   Ben   de   1995   yılında,   açık   cerrahi ile   başladım.   1997'de,   Columbia   Üniversitesi'nde   çalışmalarımı   sürdürdüm,   hocam   Harry   Reich,   1989'da   New   York'ta   laparoskopik   histerektomi yapmıştı.  1997-98 yıllarında endometriozis cerrahisi yapmaya başladım ve İtalya'da endometriozis üzerine bir merkez kurdum. -Peki yılda yaklaşık kaç endometriozis vakasını opere ediyorsunuz? -İki   merkezimiz   var,   biri   Avelino,   biri   Roma'da.   Avelino'daki   merkez   özel   olmasına   rağmen   bir   devlet   hastanesi   gibi,   fakat   Roma   özel   bir   merkez. Sadece    Avelino'da,    ekibimle    birlikte    yılda    yaklaşık    1200    laparoskopi    yapıyoruz.    Bunların    %80'i    ednometriozis    vakaları.    Problem    şu    ki; endometriozis   hastalarının   refere   edildiği   bir   merkezimiz,   İtalya'nın   ve   hatta   dünyanın   bir   çok   yerinden   hastalar   geliyor.   Sadece   çok   ciddi semptomatik kadınları opere ediyoruz, yani genelde ameliyatlarımız zorlu geçiyor. -Bunların kaçı derin infiltran endometriozis? -Hepsi.   Çünkü   over   kistlerini   opere   etmekten   kaçınıyoruz.   Tüm   vakaların   %10'undan   azı   dışında,   hepsi   derin   endo.   Biz   sadece   overlerle   değil, barsaklar, mesane ve üreterlerle de cerrahi olarak ilgileniyoruz. -Bu vakalar öncesi ne gibi ön hazırlıklar yapıyorsunuz? Üroloji ve genel cerrahi gibi diğer branşlardan konsultasyon istiyor musunuz? -Bir   gün   önceden   barsak   temizliği   yapıyoruz,   barsakları   boşaltmak   için.   Fakat   sadece   barsak   cerrahisi   yapılacak   ise.   Rektumda   shaving,   diskoid rezeksiyon veya barsak segmenter rezeksiyonu yapılacaksa mutlaka ameliyat sabahından bir gün önce barsak hazırlığımız oluyor. Biz    şuna    inanıyoruz,    pelvik    jinekoloji    cerrahisi    yapan    bir    cerrah,    bu    tarz    ameliyatları    yapmalıdır.    Çünkü    pelvik    bölge    cerrahisi    yapan    bir jinekologun   tecrübesi,   bu   bölge   için   genel   cerrahtan   fazladır.   Üreter   veya   barsak   tutulumu   olan   vakalarımızı,   ürolog   ya   da   genel   cerrah   katılımı olmadan kendimiz yapıyoruz. -Robotik cerrahi hakkında ne düşünüyorsunuz? Dünyada gittikçe yükseliyor. Hem sizin hem de hasta için avantaj ve dezavantajları nelerdir? -Geçmişte   kendimi   robota   ikna   etmek   için   üç   yıl   çalıştım!   Şu   anda   robotun,   endometriozis   cerrahisinde   bize   yardım   ettiğini   düşünmüyorum. Bence   her   gün   birlikte   çalışan   iyi   bir   ekibiniz   varsa,   gün   geçtikçe   daha   hızlı   ve   çok   daha   ucuza   malederek   ameliyatlarınızı   yapabilirsiniz,   robota ihtiyacınız yok. -Laparoskopi diyorsunuz yani? -Kesinlikle. -Son     sorum     şu     olacak:     Biz     genç jinekologlara,     cerrahi     becerilerimizi geliştirmek           için           tavsiyeleriniz nelerdir? -Obstetriden kaçınmanızı öneririm. -Böyle bir şey mümkün mü :) -Evet    yapabilirsiniz!    Ben    yaptım,    tüm ekibim    bunu    yaptı.    Benimle    çalışan doktorların        hiç        biri        obstetriyle ilgilenmez,     sadece     cerrahi     yaparlar. Sabahtan   akşama   kadar   sadece   daha iyi bir cerrah olmak için çalışırlar.
”ENDO UZMAN” RÖPORTAJI
D
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
E
SON ÜÇ AYDA ÜLKEMİZDEN ÇIKAN ENDOMETRİOZİS MAKALELERİ
29
Usefulness of hematological parameters for differential diagnosis of endometriomas in adolescents/young adults and older women. Seckin B, Ates MC, Kirbas A, Yesilyurt H. International Journal of Adolescent Medicine and Health, 0(0), pp,2018(on press) Abstract Background   Inflammatory   processes   have   been   considered   to   be   involved   in   the   pathogenesis   of   endometriosis.   However,   the   predictive role   of   inflammatory   hematological   parameters   in   endometriosis   is   not   clear.   The   aim   of   this   study   was   to   analyze   the   clinical   value   of hematologic   markers   in   the   differential   diagnosis   of   endometriomas   in   younger   and   older   reproductive   age   women.   Materials   and   methods A   retrospective   chart   review   was   done   for   502   patients   who   underwent   surgery:   267   with   endometriomas   (endometrioma   group)   and   235 with   other   benign   adnexal   cysts   (control   group).   Patients   were   placed   into   subgroups   as   younger   (adolescents/young   adults,   aged   <25 years)   and   older   (aged   ≥25   years)   women.   Total   and   differential   white   blood   cell   count,   neutrophil-to-lymphocyte   ratio,   platelet   indices   and platelet-to-lymphocyte    ratio    (PLR)    were    evaluated    with    receiver    operating    characteristic    curve    analysis    for    differential    diagnosis    of endometriomas.   Results   The   mean   serum   levels   of   PLR,   plateletcrit   (PCT),   platelet   count   and   CA-125   (reference   range   below   35   IU/mL) were   significantly   higher   in   the   endometrioma   group   (p   <   0.001).   The   area   under   the   curve   (AUC)   for   CA-125   was   0.85   [95%   confidence interval   (CI),   0.82-0.88]   (p   <   0.001)   for   the   entire   group.   However,   platelet   count,   PLR,   and   PCT   showed   poor   discriminative   ability   for detecting   endometriomas   with   AUC   values   of   0.59   (95%   CI,   0.55-0.65,   p   <   0.001),   0.58   (95%   CI,   0.53-0.63,   p   =   0.002)   and   0.61   (95%   CI, 0.56-0.66,   p   <   0.001),   respectively.   In   age-stratified   analysis,   these   platelet   indices   had   also   low   diagnostic   performance   in   both   age groups.   Conclusions   Hematologic   markers   do   not   adequately   differentiate   ovarian   endometriomas   from   other   benign   cysts   in   neither adolescents/young adults nor older women. KEYWORDS: adolescents; endometrioma; lymphocyte; neutrophil; platelet The levonorgestrel-releasing intrauterine system is associated with a reduction in dysmenorrhoea and dyspareunia, a decrease in CA 125 levels, and an increase in quality of life in women with suspected endometriosis. Yucel N, Baskent E, Karamustafaoglu Balci B, Goynumer G. Aust N Z J Obstet Gynaecol, 58: 560-563,2018 Abstract BACKGROUND AND AIMS: The   aim   of   this   study   was   to   investigate   the   effectiveness   of   a   levonorgestrel-releasing   intrauterine   device   (LNG-IUS)   in   the   symptomatic relief   of   pain   in   women   with   endometriosis   and   additionally,   to   assess   the   changes   in   women's   life   quality   and   serum   cancer   antigen   (CA) 125 levels. MATERIALS AND METHODS: All   women   who   had   an   LNG-IUS   inserted   for   the   treatment   of   dysmenorrhea,   chronic   pelvic   pain   or   both   for   more   than   six   months   over   a two-year   period   were   included   in   the   study.   Each   woman   was   asked   to   complete   questionnaires   of   the   Short   Form-36   and   visual   analogue scales   (VAS)   in   the   first   visit   and   the   third,   sixth,   ninth   and   twelfth   months   after   the   LNG-IUS   insertion.   CA   125   levels   were   measured   at each visit. RESULTS: Forty-five   women   were   included   in   the   study.   At   the   end   of   12   months,   mean   dysmenorrhoea   VAS   score   decreased   from   6.13   to   2.88,   mean dsyspareunia   VAS   score   from   6.04   to   2.61   and   CA   125   level   from   50.67   to   22.45.   Endometriomas   reduced   in   size   in   six   women   (mean   size decreased from 31 to 20 mm) and disappeared in three. CONCLUSIONS: Several   favourable   outcomes   were   found   following   LNG-IUS   insertion:   (i)   dyspareunia   and   dysmenorrhoea   were   clearly   reduced;   (ii)   the size   of   endometriomas   were   decreased;   (iii)   CA   125   levels   significantly   decreased;   (iv)   a   few   women   experienced   the   typical   systemic adverse   effects   of   progestogens;   however,   LNG-IUS-related   adverse   events   were   generally   tolerable   and   the   discontinuation   rate   was   as low as 6.66% (3/45).
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
30
HOXA-10 gene expression in ectopic and eutopic endometrium tissues: Does it differ between fertile and infertile women with endometriosis? Özcan C, Özdamar Ö, Gökbayrak ME, Doğer E, Çakıroğlu Y, Çine N. European Journal of Obstetrics and Gynecology and Reproductive Biology , 233 , 43 – 48,2018 Abstract OBJECTIVE: To   compare   HOXA-10   gene   expression   in   eutopic   endometrium   samples,   between   fertile   and   infertile   endometriosis   patients   and   the   fertile control cases, and in endometrium and endometrioma specimens, between severe and moderate endometriosis cases. STUDY DESIGN: Prospective   clinical   study   included   women   without   infertility   and   endometriosis   (Group   1);   women   without   infertility   but   with   endometrioma (Group   2);   and   infertile   women   with   endometrioma   (Group   3).   In   addition,   the   Group   2   and   3   cohort   were   assessed   based   on   the   findings obtained   during   laparoscopy,   based   on   the   (rAFS)   scoring,   as   women   with   a   rAFS   score   of   16-40   were   evaluated   in   Group   A,   whereas   those with   rAFS   score   above   40   were   considered   in   Group   B.   HOXA-10   gene   expression   was   evaluated   in   both   secretory   endometrium   tissue   and endometrioma specimens. RESULTS: Eutopic   endometrium   samples   from   group   2   (reference   gene = 0,680   vs.   target   gene = 0,362)   and   group   3   (reference   gene = 0,641   vs.   target gene = 0,183)   patients   revealed   a   1,871-fold   and   3,509-fold   decrease   in   HOXA-10   gene   expression,   respectively,   as   compared   to   group   1. Endometrial   HOXA-10   gene   expression   was   1,778-fold   down-regulated   in   group   3   women   (reference   gene = 1,510   vs.   target   gene = 0,850), when   compared   to   group   2.   Both   eutopic   endometrium   and   endometrioma   tissue   samples   from   severe   endometriosis   patients   revealed   1,259- fold   (reference   gene = 1,523   vs.   target   gene = 1,210)   and   1,338-fold   (reference   gene = 1,274   vs.   target   gene = 0,952),   down-regulation   in HOXA-10 gene expressions, respectively, as compared to moderate cases. CONCLUSION: Endometrial   HOXA-10   gene   expression   in   women   with   endometriosis   is   significantly   down-regulated   than   in   those   without   endometriosis. Endometriosis   patients   with   infertility   have   significantly   lower   levels   of   endometrial   HOXA-10   gene   expression   than   endometriosis   without infertility;   thus   decreased   expression   of   this   gene   may,   directly   or   indirectly,   be   related   with   the   endometriosis-associated   infertility.   Severe endometriosis    cases    express,    in    their    both    endometrium    and    endometrioma    tissues,    significantly    lower    levels    of    HOXA-10    gene    than moderate endometriosis cases. The prognostic significance of stage I ovarian clear cell and endometrioid carcinomas arising from endometriotic cysts: is it a myth? Ayhan A., Akilli H., Haberal N. Archives of gynecology and obstetrics, 1-6,2018 Abstract PURPOSE: The   aim   of   this   study   was   to   determine   the   clinicopathologic   features   and   the   prognostic   significance   of   Stage   I   ovarian   clear   cell   and endometrioid carcinomas arising from endometriotic cysts. MATERIALS AND METHODS: Patients   with   either   Stage   I   ovarian   clear   cell   or   endometrioid   carcinoma   were   divided   into   three   groups.   *Group   1:   Patients   with   cancers arising   from   endometriotic   cysts   *Group   2:   Patients   with   ovarian   and   pelvic   endometriosis   *Group   3:   Patients   without   endometriosis   Patient characteristics (overall survival and disease-free survival) were compared between groups. RESULTS: Of   the   78   patients   who   participated   in   this   study,   39   were   in   group   1,   13   were   in   group   2,   and   26   were   in   group   3.   The   mean   age   in   groups   1,   2, and   3   were   46   years,   54   years,   and   48   years,   respectively   (p = 0.39).   Tumoral   characteristics,   including   capsule   rupture,   positive   cytology, grade,   and   the   presence   of   synchronous   endometrial   cancer   were   similar   in   both   groups.   The   5-year   overall   survival   rate   in   groups   1,   2,   and   3 were   100,   90,   and   93%,   respectively   (p = 0.4).   Moreover,   the   recurrence   rates   did   not   differ   significantly   between   groups.   Furthermore, subgroup   analysis   of   clear   cell   carcinoma   and   endometrioid   adenocarcinoma   separately   showed   no   effect   of   endometriosis   on   disease-free survival (DFS) or overall survival (OS).
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
31
CONCLUSION: Clear    cell    or    endometrioid    ovarian    carcinoma    arising    from    ovarian    and/or    pelvic    endometriosis    shares    the    same    clinicopathologic characteristics with their counterparts that do not arise from endometriosis and patients have similar overall and disease-free survival. KEYWORDS: Endometriotic cyst; Gynecologic oncology; Prognosis; Stage I EOC Caecal Appendiceal Intussusception Caused by Endometriosis: A Case Presentation of Laparoscopic Management Endometriozis Sebepli Cekal Apandiks Intussusepsiyonu: Laparoskopik Yonetim Olgu Sunumu Gokhan Posteki, Alican Guresin, Sertac Ata Guler, Kilic Ersin, Turgay Simsek, Nihat Zafer Utkan Turkish Journal of Colorectal Disease, 28(1), 34-37,2018 Özet: Apandiksin   intussusepsiyonu,   apandiksin   kismi   invajinasyonundan   kolonun   tamaminin   tutulumuna   kadar   degisen   son   derece   nadir   bir   durum olup,   intraluminal   yabanci   cisimlere,   lenfoid   hiperplaziye,   poliplere,   neoplazilere   ve   endometriozis   gibi   kitlesel   olusumlara   bagli   gelisebilir. Endometriozis,   apandiks   intussusepsiyonunun   son   derece   nadir   bir   sebebidir.   Genellikle   akut   apandisit   semptomlariyla   hastalar   basvururlar. Olgumuzda   da   akut   apandisit   on   tanisiyla   cerrahi   planlanan   hastaya,   laparoskopik   eksplorasyonda   tespit   edilen   apandiks   invajinasyonunun, yine laparoskopik olarak cerrahi tedavisi sunulmustur. Anahtar Kelimeler: Akut apandisit, apandiks intussusepsiyonu, endometriozis Colon resection for endometriosis. Erol T, Reis E, Koç Ö, Taşbaş B. Turkish journal of surgery, 1-3.2018 Özet Endometriosis   affects   women   during   the   reproductive   period   and   can   cause   functional   disorders.   Sometimes   general   surgical   intervention   is necessary   owing   to   disease   boundary.   The   sigmoid   colon   and   rectum   are   particularly   affected   because   of   their   close   relationship.   In   this case,   treatment   must   be   individualized   according   to   the   patient   and   symptoms.   If   the   lesion   penetrated   the   entire   bowel   wall,   bowel   resection may   be   inevitable.   Laparoscopic   resection   of   the   sigmoid   colon   or   rectum   can   be   performed   safely   in   this   situation.   When   laparoscopic resection is not possible because of technical difficulties, open resection may be performed as a mode of treatment.
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
F
ENDOMETRİOZİS ve DİĞER BRANŞLAR
32
Prof. Dr Hüseyin Nazlıkul Türkiye’ de Nöralterapi eğitimi veren ve Tamamlayıcı Tıp Uzmanı olarak çalışan ve eğitim veren Dr Nazlıkul, 2004 yılından beri Bilimsel Tamamlayıcı Tıp ve Regülasyon Derneği, Bilimsel Nöralterapi ve Regülasyon Derneği’nin kurucu üyesi ve başkanı, Manuel Tıp Derneği’nin ikinci başkanı ve Bilimsel Akupunktur ve Regülasyon Derneği’nin onursal başkanı, IGNH (Internationeler Gesellschaft für Neuraltherapie nach Huneke = Huneke Uluslararası Nörelterapi Derneği) bilim kurulu üyesi, genişletilmiş yönetim kurulu üyesi,  (ZAEN), Alman Ağrı Araştırma ve Tedavisi Cemiyeti ile Avrupa Anti-Aging Derneği’nin aktif üyesi ve eğitim görevlisidir. NÖRALTERAPİ NEDİR ENDOMETRİOZİS TEDAVİSİNDE NÖRALTERAPİNİN YERİ Nöralterapi çok düşük dozlarda (procain veya lidokain) lokal anestezik madde kullanılarak yapılan bir regülasyon yani düzenleme tedavisidir . Nöralterapi vücudumuzda çok geniş bir elektriksel ağ yapısında olan vejetatif (otonom) sinir sisteminin uyarılmasını ve regülasyonunu sağlar. Nöralterapi’de özellikli yerlere uygulanan lokal anestezik enjeksiyonu ile vücutta 3 tane dolaşım düzenlenmiş olur; Kan dolaşımı, lenf dolaşımı ve sinirsel ileti. Bir dokunun kan dolaşımı yani perfüzyonu artınca o doku beslenir; lenf dolaşım artınca doku metabolitlerinden arındırılır yani temizlenir ve sinir iletisi artan, düzenlenen doku ise daha düzenli çalışır. Dolayısıyla, beslenen temizlenen ve düzenli komut alan dokunun kendini iyileştirme kapasitesi artar. Regülasyon ve ağrı tedavisinin en kilit noktası sempatik afferent ve efferent yanıt dengesizliğidir. Sempatik sinir sistemi nörojenik enflamasyonun ve ağrı yanıtlarının (nosisepsiyonun) düzenlenmesinde başrolü oynamaktadır. Ağrıya yol açan mediatörlerin salgılanması, ağrı yanıtlarının iletilmesi, ağrı yanıtlarına karşılık olarak oluşan refleks arkın oluşması ve enflamatuar yanıtın başlatılma süreçleri OSS ve sempatik sistem vasıtası ile oluşmaktadır. Sempatik sinir sistemi olmadan ağrı oluşmaz. Ağrı ve enflamasyon tedavisinde başarılı olmak adına, organların sempatik, spinal ve parasempatik innervasyonlarının bilinmesinde büyük fayda vardır. Endometrizis nöralterapi ve regülasyon tıbbı açısından bakıldığından bir kronik enflamasyon hastalığı olduğu görülecektir! Enflamasyon ile Nöralterapi Yaklaşımı ile etkin tedavi etmek mümkündür! Endometriozisin yönetimi multidisipliner yaklaşım gerektirmektedir. Bununda en önemli ayaklarından birini NÖRALTERAPİ oluşturmalıdır. Hastalığın ilerlemesinin önlenmesinde, ağrının yönetiminde ve kişinin sağlığının yükseltilmesinde nöralterapi, dokuların kanlanmasının artırılması, şelasyon ve enflamasyonun ile ağrının giderilmesi önemli rol oynamaktadır. Ağrının yönetimi sürecinde, bütüncül ve regülasyon tıbbı yaklaşımı ile nöralterapi ve multidisipliner yaklaşım ile hastanın yaşam kalitesinin artırılmasını desteklemelidir .
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
33
Enflamasyonun Nöralterapi anlaşılması ve çözümü mümkün. Endometriozis de ve diğer kronik hastalıklarda nörojenik inflamasyon ortak değerdir.  Endometrioziste özünde bir enflmasyon durumudur. Nörojenik enflamasyon, mediatörlerin enflamatuar bir reaksiyonu başlatmak için doğrudan kutanöz sinirlerden salındığı fizyolojik süreçtir . Nörojenik enflamasyon ve immünolojik enflamasyon aynı zamanda mevcut olmasına rağmen, ikisi klinik olarak aynı değildir. Nörojenik enflamasyon sinir sistemi ve enflamatuar reaksiyonlar arasında doğrudan bir ilişki içerisindedir . Bu mekanizma altında, lokal olarak üretilen sensorial uyarı, daha sonra iltihaplanmayı düzenlemek için bir efferent sinyal oluşturan santral sinir sistemi’ne iletir. Aslında, çoklu kimyasal duyarlılık sendromlarında nörojenik anahtar-kilit teoremi, solunum sistemi tarafından kimyasal irritanların saptanması çeşitli ikincil organ sistemlerinde inflamatuar yanıtları tetikler. Benzer şekilde, bu nöronal yol olası bir açıklama olabilir. Periferik immün hücreler (ECM:Extra Sellüler Matrix, VSS ilk basamağıdır) tarafından proinflamatuvar sitokinlerin salınımı SSS ile iletişim için kritik sinyali verir. İmmün sistem ve sinir sistemi bundan sonra çift yönlü bir iletişim ağı oluştururlar. Bilgi, hümoral ve nöral yollar ile SSS’ne ulaşır ve SSS içinde proinflamatuvar sitokinlerin yeniden üretimi ile sonlanan bir nöronal kaskadı indükler. Bu yeni oluşmuş sitokinlerin, periferdeki enflamasyon süreçlerinin nöronal kontrolü üzerinde, kilit rolleri bulunmaktadır . Sinir sistemimiz çok gelişmiş bir ağ örgüsüyle bütün bedenimizi mükemmel bir biçimde sararak, tüm hücre ve organları birbirleriyle iletişim kuracak şekilde yapılandıran ve iyi veya kötü en ufak herhangi bir uyarıyı, vücudun diğer tüm alanlarına yayan ve yönlendiren bir sistem’dir . Nörovejetatif sistemin temel fonksiyonu, humoral, sellüler, nöral ve hormonal düzenleyici mekanizmaların birbiriyle olan bağlantılarını kurarak, bunların sistemdeki reaksiyonlara katılmalarını sağlamaktır . Dolayısıyla bu mekanizmaların sadece birinde oluşacak herhangi bir bozukluk, bütün sistemin fonksiyonel düzensizliği ile sonuçlanacaktır. Kısacası hastalık sadece bir organı değil, bütün vücudu etkileyecektir. Bozulmuş olan dokuya lokal anestezik enjekte edilerek yapılan nöralterapi uygulamaları, sadece nörovejetatif sistemdeki düzensizliği ortadan kaldırmakla kalmaz, aynı zamanda yukarıda sayılan tüm düzenleyici mekanizmaların regülasyonunu da sağlar . Böylece sinir ve dokulardaki elektriksel iletimin düzenlenmesi sonucunda, bozulmuş olan beden fonksiyonlarının tekrar normale dönmesiyle, hastaların eski sağlıklı durumlarına kavuşmaları mümkün olmaktadır. Bunlara ek olarak nöralterapide, , özellikle (endometriozis gibi işlevsel) işlevsel hastalıklarda ve ağrılarda organizmanın verdiği yanıtın kesinliği ve hızı dikkat çekicidir. Bu anlamda, nöralterapi, her klinik ortamda ve ağrı kliniğinde diyagnostik ve terapötik açıdan yararlı olmaktadır. Kronik ağrılı hastalarda, nöralterapinin son zamanlarda yapılan çalışmalarla doğrulanmış olan uzun dönem etkileri, ağrının patofizyolojisiyle açıklanabilmektedir. Periferik ve santral duyarlılaşma alanları, nöroplastisite, enegramları silmeyi ve kısır döngüyü (circulus vitiosus) lokal anesteziklerle kırabilmeyi sağlayan bir yönteme işaret etmektedir. Bu şekilde bakıldığında nöralterapi, kronik ağrı durumlarında, patolojik ağrı sürecinde bir tür “duyarsızlaştırma” anlamına gelmektedir. Nöralterapi, sinir sisteminin düzenleyici ve plastisite özelliklerinden yararlanır: Doğrudan uyarılar (iğneyle) ve aynı zamanda selektif uyarı engellemesi (lokal anestezikle) sinir sisteminde organizasyonu ve doku perfüzyonunu etkilemektedir. Böylece ağrılı durumlarda kısır döngü kırılabilir ve ağrıdan sorumlu sistemler yeniden organize olma şansı bulabilir . Endometriozis’te görülen kronik pelvik ağrı yukarıda bahsettiğimiz mekanizmalarla tedavi edilebilir. Hastanın Vizuel Analog Skala sonuçlarına bakıldığında anlamlı düzelme izlenebilir. Benzer şekilde dismenore, disparonia, dizüri, diskezia gibi ağrılı şikayetleri özellikle evre 1- 2 endometrioziste bir kaç seansta gerileme sağlanabilirken, hastaların enflamatuar süreçleride kontrol altına alınabildiği için hastalığın ilerlemesinin de önüne geçilebilmektedir. Ayrıca hastalarda görülen psikolojik dalgalanmanında sinir sistemi ve seotonin dopamin düzeyi üzerine olan etkimizle düzeldiği görülebilmektedir. Birincil tedavimizin yanına eklediğimizde nöralterapi hasta konforunu arttırıp, pek çok semptomun azalması ve ortadan kalkmasını sağlayan etkili bir tamamlayıcı tıp metodudur. Saygılarımla
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
34
Dernek    sitemizde    her    ay    Prof.    Dr.    Fatma    Ferda    Verit    hocamız    tarafından endometriozis   ile   ilgili   makaleler   düzenli   olarak   taranıp   özetlenmekte   ve   web sitemizde    ana    sayfada    yer    almaktadır.    Endometriozis    ile    ilgili    en    güncel makalelere kolaylıkla ilişikteki linkten de ulaşabilirsiniz. Makale Full text’leri Prof. Dr. Banu Kumbak Aygün  tarafından yüklenmektedir. http://www.endometriozisdernegi.org/kutuphane/makale-ozetleri
ENDOMETRİOZİS İLE İLGİLİ MAKALE ÖZETLERİ
Bizi Sosyal medya’dan takip edebilirsiniz! G SOSYAL MEDYA Endometriozis Türkiye Facebook sayfamızı ziyaret edebilirsiniz https://www.facebook.com/endometriozisturkiye Twitter sayfamızı takip edebilirsiniz. https://twitter.com/endometriosistr @endometriosistr endometriozisturkiye Instagram sayfamızı takip edin. https://www.instagram.com/endometriozis_tr endometriozis_tr Facebook grubumuza katılın https://www.facebook.com/groups/1356727754385803   Youtube Kanalımıza Abone Olun https://www.youtube.com/channel/UCYpW45nWz6N7YJlfltUBL3Q
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII
Derneğimiz Web siteleri tamamen yenilenmiş olup, tüm sayfalarımıza www.endometriozis.org linkimizden ulaşabilirsiniz. Endometriozis&Adenomyozis Derneği Web Sitesi (www.endometriozis.org)
WEBSİTELERİMİZ
35
Endometriozis Bülten   Aralık 2018 / Sayı VIII