Temmuz 2019 / Sayı X
ENDOMETRiOZiS BÜLTEN
www.endometriozis.org
MERHABA Endometriozis Bültenin 10. sayısında yeniden sizlerle birlikteyiz. Bu sayımızda son dönemde yayınlanmış makalelere, alanında uzman farklı branşlarda hekimlerin bakış açılarını gözlemleyebilecek aynı zamanda her zamanki gibi endometriozis dünyasından haberlere ulaşacaksınız. 4 Temmuz da Denizbank Genel Merkez’de çalışanlara endometriozis anlattık. Dr. Engin Oral ve Dr. Salih Yılmaz tarafından gerçekleştirilen seminer yoğun katılımla gerçekleşti. Farkındalık toplantılarımızda üreme sağlığı ve endometriozis anlatmaya devam ettik. ‘Endo Okulda’ projemize ulaşabildiğimiz tüm okullarda devam ediyoruz. 12 Nisan 2019 günü İ stanbul Robert Koleji ’nde genç arkadaşlarımızla buluştuk. Dr. Pınar Yalçın Bahat, Dr. Bahat Yüksel Özgör ve Dr. Fitnat Topbaş Selçuki , yaklaşık 100 kişilik 11. Sınıf öğrencileri ile endometriozisi ve adet ağrılarını her yönü ile konuştu. Gelecek dönemde de tüm Türkiye’de ulaşabildiğimiz okullarda farkındalık toplantılarımızı yapmaya devam edeceğiz. 15 Haziran 2019’da Başkent İnfertilite Günleri ’nde derneğimizden Dr. Engin Oral, Dr. Ümit İnceboz, Dr. Banu Kumbak Aygün, Dr. Ercan Baştu, Dr. Hale Göksever Çelik, Dr. Yusuf Aytaç Tohma ve Dr. Hasan Onur Topçu "Endometriozis ve Endometriozise Bağlı İnfertilite" konularındaki güncel bilgileri katılımcılarla paylaştılar. Hekimlere yönelik Endoakademi toplantılarımızda aynı hızla devam ediyor. 16 Haziran’da ise Şanlıurfa’da Jinekolojik Endoskopi Derneği (JED) ile ortak gerçekleştirdiğimiz Endoakademi toplantılarımızın 10.’sunu gerçekleştirdik. Yaklaşık 60 kişinin katılımı ile gerçekleşen toplantımızda Endometriozis’ i her yönü ile konuşup, hocalarımızın tartışmaları ile farklı bir boyutta inceledik. Canlı cerrrahi’ninde yer aldığı programda bölge de bulunan meslektaşlarımızla bir araya gelerek birlikte olmak çok keyifli idi. Derneğimiz Dünya Endometriozis Derneği’nin çatısı altına aldığı dernekler arasına katılmış olup, Uluslararası platformda ki gücünü her geçen gün arttırmaya devam etmektedir. Dr. Engin Oral , Romanya’da düzenlenen 2. Doğu Avrupa Endometriozis ve İnfertilite Kongresinde , 16 ve 45 yaşta Endometriozis hastalığının yönetimi ve İleri evre endometrioziste yardımcı üreme yöntemleri konulu 2 konuşma yaptı. Bültenimiz için yurt dışında endometriozise gönül vermiş meslektaşlarımızla buluşmaya ve röportaj yapmaya devam ediyoruz. Bu sayımızda; röportajımızı endometriozise uzun yıllardır çok emek veren tüm Dünya’da Endometriozis’in tanınmasında büyük emeği olan Amerika ‘dan Sayın Dr. Camran Nezhat ile gerçekleştirdik. Röportaj özetine ve videosuna e- bültenimizden ve web sayfamızdan ulaşabilirsiniz. Bu bülten de Derneğimizin en güncel verilerle hazırladığı Endometriozis ve Kanser başlıklı kılavuza ulaşabilirsiniz. Bülten boyunca, hazırladığımız seçilmiş makale özetlerimizin yanı sıra, son üç ayda ülkemizden çıkan Endometriozis makalelerine de ulaşma şansı bulacaksınız. Endometriozis farkındalığına dair önemli adımların atıldığı, bilimsel alanda daha nice güzel çalışma haberlerimizi paylaşacağımız bir sonraki sayımızda görüşmek dileği ile. Saygılarımızla, Endometriozis & Adenomyozis Derneği Yönetim Kurulu
ÖNSÖZ
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
2
Endometriozis&Adenomyozis Derneği Yönetim Kurulu 2019
3
Endometriozis e-Bülten, Endometriozis&Adenomyozis Derneği tarafından hazırlanmaktadır. Bülten’de yer almasını istediğiniz konular veya sorularınız olursa dr_pinaryalcin@hotmail.com ve baharyl86@gmail.com adresinden bize ulaşabilirsiniz.
Endometriozis&Adenomyozis Derneği Kurucu Başkanı Prof. Dr. Engin Oral
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
İÇİNDEKİLER
SEÇİLMİŞ MAKALELER
DERNEĞİMİZDEN HABERLER
1. Derin infiltran endometriozisli kadınlarda fibromyalji prevelansı Prevalence of fibromyalgia among women with deep infiltrating endometriosis. Coloma, J. L., Martínez‐Zamora, M. A., Collado, A., Gràcia, M., Rius, M., Quintas, L., & Carmona, F. International Journal of Gynecology & Obstetrics. (2019).on press 2. Sürekli pelvik ağrısı ve endometriozis şüphesi olan kadınlarda azalmış ağrı eşikleri ve duyarlılık belirtileri - Reduced pain thresholds and signs of sensitization in women with persistent pelvic pain and suspected endometriosis. Grundström, H., Gerdle, B., Alehagen, S., Berterö, C., Arendt‐Nielsen, L., & Kjølhede, P. Acta obstetricia et gynecologica Scandinavica, 98(3), 327-336. 2019 3. Endometriozisin Doğal Olarak Oluştuğu Sinomolgus Makaklarında Ağrı İlişkili Davranış ve Beyin Aktivasyonu - Pain-related behavior and brain activation in cynomolgus macaques with naturally occurring endometriosis. Yano, M., Matsuda, A., Natsume, T., Ogawa, S. Y., Awaga, Y., Hayashi, I., ... & Takamatsu, H. Human Reproduction. Volume 34, Issue 3Pages 469–478 (2019). 4. Myometriumda Kannabinoid Reseptörlerinin Ekspresyonu ve Adenomyoziste Dismenore ile İlişkisi - Expression of Cannabinoid Receptors in Myometrium and its Correlation With Dysmenorrhea in Adenomyosis. Shen, X., Duan, H., Wang, S., Hong, W., Wang, Y. Y., & Lin, S. L. Reproductive Sciences, 1933719119833483. 2019 5. Medikal Ooferektomi’ye Yanıt Veren Kronik Pelvik Ağrının Tedavisinde Cerrahi Ooferektomi: Yaşam Kalitesi Üzerine Retrospektif Bir Olgu Serisi Surgical Oophorectomy For The Treatment Of Medical Oophorectomy-Responsive Chronic Pelvic Pain: A Retrospective Case-Series On Qualıty Of Life Outcomes. Bates, S., & Li, A. Journal of Obstetrics and Gynaecology Canada, 41(5), 709-710. (2019). 6. Vajinal Bromokriptin Adenomiyozisli Kadınlarda Ağrı, Menstrüel Kanama ve Yaşam Kalitesini İyileştiriyor; Bir Pilot Çalışma Vaginal Bromocriptine Improves Pain, Menstrual Bleeding and Quality of Life in Women with Adenomyosis; A Pilot study. Andersson, J. K., Khan, Z., Weaver, A. L., Vaughan, L. E., Gemzell‐Danielsson, K., & Stewart, E. A Acta obstetricia et gynecologica Scandinavica. On press (2019).
Uzm. Dr. Pınar Yalçın Bahat Uzm. Dr. Bahar Yüksel Özgör Prof. Dr. Ümit İnceboz
ENDOMETRİOZİS DÜNYASINDAN HABERLER
B C D A
4
E
SON ÜÇ AYDA ÜLKEMİZDEN ÇIKAN ENDOMETRİOZİS MAKALELERİ
F
“ENDO UZMAN” RÖPORTAJI
EDİTÖRLER
ENDOMETRİOZİS ve KANSER İLİŞKİSİ
Uzm. Dr. Eda Üreyen Özdemir Uzm. Dr. Yusuf Aytaç Tohma Uzm. Dr. Aslıhan Dericioğlu Uzm. Dr. Ayşegül Mut Stj. Dr. Ali İhsan Nergiz
HAZIRLAMA KURULU
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
G
SOSYAL MEDYA
DERİN İNFİLTRAN ENDOMETRİOZİSLİ KADINLARDA FİBROMYALJİ PREVELANSI
SEÇİLMİŞ MAKALELER
Giriş Endometriozis, kadınlar arasında ağrı ve infertilitenin önde gelen bir nedenidir ve yaşam kalitesini ve üretkenliği ciddi şekilde bozabilir. Kadınlarda % 10'luk bir tahmini prevalansa ve önemli maliyetlere rağmen, endometriozis etiyolojisi büyük ölçüde bilinmemektedir. Endometriozisin nedenleri hakkında çok az bilgi sahibi olmakla birlikte, son yıllarda farklı araştırmalar endometriozis ile farklı otoimmün hastalıklar, kanser, kardiyovasküler hastalıklar, astım ve atopi türlerini ilişkilendirmiştir. Bu nedenle, endometriozisli hastaların bu kronik hastalıkları geliştirme riskinin daha yüksek olabileceği öne sürülmüştür. Son çalışmalar, endometriozisli kadınlarda fibromiyalji prevalansının yüksek olduğunu bildirmiştir, fakat başka bir çalışmada çelişkili sonuçlar olduğu gösterilmiştir. Ayrıca, yüksek düzeyde ağrıya neden olduğu bilinen derin infiltran endometriozis (DIE) gibi farklı tip endometriozisli kadınlarda fibromiyalji prevalansı ile ilgili veri bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu çalışmanın amacı, farklı tip endometriozisli kadınlarda fibromiyalji prevalansını belirlemek ve fibromiyaljinin sağlıkla ilişkili yaşam kalitelerine (HRQoL) etkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem Bu çalışma, preliminer gözlemsel vaka-kontrol çalışmasıdır, 6 Nisan 2015 ile 31 Mart 2017 tarihleri arasında, Barcelona, İspanya'da üniversitesi hastanesi olan Barcelona Clínic Hastanesi'ne başvuran kadınlar arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışma, üç grup kadında fibromiyalji tarama skorlarını ve tahmini fibromiyalji prevalansını incelemek için dizayn edildi: DIE'li olanlar (DIE grubu); ovaryan endometrioma veya yüzeyel endometriozis olanlar, ancak DIE olmayan (DIE olmayan grup); ve endometriozisi ve romatolojik veya otoimmün hastalığı olmayanlar (kontrol grubu). Çalışmanın tüm katılımcıları 18-40 yaşları arasındaydı ve vücut kitle indeksleri (VKİ) 30'dan azdı. Dışlama kriterleri, malignite veya malignite öyküsü, endokrin, kardiyovasküler, romatolojik, otoimmün veya sistemik enflamatuar hastalıklar, prematur ovaryan yetmezlik veya menopoz durumu olarak belirlendi. Çalışmanın 6 ayı içerisinde gebe kalmış, emzirmiş veya bulaşıcı bir hastalık geçirmiş olan kadınlar da dışlanmıştır. DIE tanısı, lezyonlar peritoneal yüzey altında 5 mm'den daha derinse kondu ve DIE'nin cerrahi yönetimi için yapılan laparoskopik prosedürün ardından histolojik olarak doğrulandı. DIE olmayan grup, 3 cm veya daha büyük bir ovaryan endometrioma için opere olan kadınlardı (TV-USG ile tespit edildi ve cerrahi işlem sırasında
doğrulandı). Kontrol grubu, endometriozis veya pelvik enflamasyon bulgusu göstermeyen, benign adneksiyal bir patoloji (örneğin, adnekstomi, sistektomi veya tubal sterilizasyon) nedeniyle laparoskopi yapılan, endometriozis şüphesi olmayan kadınları (klinik veya TV-USG incelemesine dayanarak) içermiştir. Tüm katılımcılardan yaş, VKİ, etnik köken, eğitim düzeyi ve sigara içme durumu gibi klinik ve epidemiyolojik veriler toplandı. Kadınlardan ayrıca endometriozis ile ilişkili ağrının ölçülmesinde sıkça kullanılan bir araç olan görsel analog skala (VAS) ile dismenore, disparoni ve kronik pelvik ağrının şiddetini ölçmeleri istendi. Kadınlar, her ağrı algılarını 0 (ağrı yok) ile 10 (dayanılmaz ağrı) arasında 10 cm'lik bir çizgide derecelendirdiler; ortalama 7 veya daha yüksek VAS skoru ciddi olarak kabul edildi. Cerrahi işlemden önce, tüm kadınlardan fibromiyalji taraması için yaygın ağrı ile ilgili dört ve yorgunluk ile ilgili iki maddeden oluşan Londra Fibromiyalji Epidemiyolojik Çalışma Tarama Anketini (LFESSQ), doldurmaları istenmiştir. Dört ağrı kriterinin hepsi (LFESSQ-4) veya hem dört ağrı hem de iki yorgunluk kriterinin (LFESSQ-6) karşılanmasıyla fibromiyalji tanısı düşünüldü. LFESSQ-4 ve LFESSQ-6'nın fibromiyalji için duyarlılığı sırasıyla % 100 (% 95 CI, 90-100) ve% 93 (% 95 CI, 84 -100) olduğu ve özgüllüğü LFESSQ-4 ve LFESSQ-6 için sırasıyla % 53 (% 95 CI, 35-71) ve % 80 (% 95 CI, 66-94) olarak bildirilmiştir.
1
Prevalence of fibromyalgia among women with deep infiltrating endometriosis. Coloma, J. L., Martínez‐Zamora, M. A., Collado, A., Gràcia, M., Rius, M., Quintas, L., & Carmona, F. International Journal of Gynecology & Obstetrics. (2019).on press
A
5
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
HRQoL anketi 36 maddeden oluşmaktadır ve sekiz sağlık kavramını değerlendirmiştir: fiziksel işlevsellik, fiziksel sağlığa bağlı kısıtlamalar, vücut ağrısı, enerji / yorgunluk, duygusal sorunlardan kaynaklanan kısıtlamalar, duygusal refah, sosyal işlevsellik ve genel sağlık algısı. Fiziksel QoL (fiziksel bileşen özeti; PCS) ve duygusal QoL (zihinsel bileşen özeti; MCS) özeti için toplam yüzdelik puan, ilgili fiziksel ve duygusal olarak ilişkili maddelerden elde edilmiştir. Sonuç İDIE grubunda, DIE olmayan gruptan veya kontrol grubundan, şiddetli ağrı semptomları (dismenore, disparoni ve ortalama VAS skoru ≥7 olan kronik pelvik ağrı) bildiren çok fazla kadın vardı. DIE grubundaki kadınlar fibromiyalji taraması kriterlerini, DIE olmayan grup veya kontrol grubuna göre daha yüksek oranda kadın karşıladı. LFESSQ-4 için, DIE, DIE olmayan ve kontrol grupları için değerler sırasıyla 31 (% 39), 12 (% 16) ve 6 (% 8), (P = 0.009), LFESSQ-6 için oranlar sırasıyla 22 (% 28), 8 (% 11) ve 4 (% 5), (P = 0.008) olarak bulunmuştur. Fibromyalji prevelansı DIE grubunda, LFESSQ-4 ve LFESSQ-6 kriterlerine göre sırasıyla %7 (%95 CI, 1.8– 16.0) ve % 6.7 (%95 CI, 1.8–20.5) olarak bulunmuştur. Tahmini fibromiyalji prevalansı DIE olmayan grupta LFESSQ-4 ve LFESSQ-6 için % 2.8 [% 95 CI, 0-12] ve % 2.6 [% 95 CI, 0-12]) ve kontrol grubunda % 1.5 [% 95 CI, 0-10] ve% 1.4 [sırasıyla% 95 CI, 0-10])daha düşük izlenmiştir. SF-36v2 boyut değerlerinin her biri DIE tanısı alan kadınlar için DIE olmayan veya kontrol grubundaki kadınlara göre daha düşüktü (tümü P <0.001), bu da HRQoL'de anlamlı bir düşüşe işaret etmektedir. PCS ve MCS'nin yüzdelik puanlarına bakıldığında, PCS skoru DIE grubunda, DIE olmayan grup ve kontrol gruplarına göre (82.4 ± 9.2 ve 88.9 ± 10.3; P<0.001) anlamlı olarak daha düşüktü. MCS de, DIE'li olan (68.1 ± 17.7) kadınlar için, DIE olmayan grup ve kontrol gruplarına (sırasıyla 79.1 ± 11.0 ve 81.9 ± 12.3; P <0.001) göre anlamlı olarak daha kötüydü. DİE grubu için verilerin çok değişkenli regresyon analizinde, fibromiyalji kriterlerinin karşılanması, düşük PCS skorları ile açıkça ilişkili tek parametredir (–31.6 [% 95 CI, –50.8 - 12.3]; P = 0.003). Ayrıca, DIE grubunda fibromiyalji için tarama pozitifliği ve düşük MCS skorları arasında bir ilişki olduğu yönünde bir eğilim izlenmiştir (–1.7 [% 95 CI, –3.6 - 0.1]; P = 0.061). Tartışma Bu çalışmanın ana bulgusu, histolojik olarak doğrulanmış DİE ile başvuran kadın grubunda fibromiyaljinin prevalansının anlamlı derecede yüksek olduğudur. Buna karşılık, fibromiyalji sıklığı, DIE olmayan ve endometriozisi olmayan kadınlar arasında benzerdi. Birçok çalışma, endometriozisli kadınların başka tıbbi hastalıklar için daha yüksek bir risk taşıyabileceğini göstermiştir. Bu çalışmayla birlikte, bu bulgular endometriozisli kadınların sadece endometriozis ile ilişkili sağlık sorunları nedeniyle değil, başka hastalıkları da olabileceğinden daha fazla tıbbi bakım gerektirebileceğini göstermektedir. Fibromiyalji durumunda, nosiseptif C liflerinin sürekli aktivasyonu, uyarıcı amino asitler (glutamat ve aspartat) ile birlikte sürekli substance P(P maddesi)üretir. Bu nörotransmiterlerin sürekli salınımı, birincil afferent nöronları daha çok uyarılır hale getirerek hiperaljezi ve allodiniye sebep olabilir. Bu durum, bu çalışmada sürekli şiddetli ağrı tanımlayan DIE'li kadınların neden fibromiyalji geçirme ihtimalinin daha yüksek olduğunu açıklayabilir. DIE olmayan grupta fibromiyalji prevalansı sağlıklı kontrol grubundakine benzerdi. Bununla birlikte, şu anda, DIE ve fibromiyalji birlikteliğinin birlikte ortaya çıkıp çıkmadığı, birbirlerini geliştirmek için risk faktörü olarak hareket edip etmediği, lokalize veya yaygın ağrı bozukluklarından mı evrimleştiği, belirsizliğini korumaktadır. Çalışma katı dahil etme ve dışlama kriterleri ile dizayn edilmiş, endometriozis tanısı histolojik olarak doğrulanmış ve fibromiyalji insidansı DIE'nin varlığına veya yokluğuna göre değerlendirilmiştir. Çok değişkenli analiz fibromiyalji için pozitif testin mevcut çalışma popülasyonunun HRQoL'sini olumsuz etkilediğini göstermiştir. Beklendiği gibi, DİE'li kadınlar önemli ölçüde daha düşük HRQoL'ye sahipti. Fiziksel bileşen, DIE grubunda, DIE olmayan grup ve kontrol gruplarına kıyasla özellikle bozulmuştur. Bu çalışmanın sınırlılıklarını özetlemek gerekirse, ilk olarak, örneklem büyüklüğü küçüktür ve diğer hastalıklarda fibromiyalji prevalansını analiz eden çalışmalara dayanarak seçilmiştir. İkincisi, fibromiyalji tanısı, sıklıkla yaygın kas-iskelet sistemi ağrısı, uyku güçlüğü, nöropsikolojik şikayetler ve hassas noktaları içeren klinik özelliklere dayanmamaktadır. Üçüncüsü, çalışma sonuçlarını etkileyebilecek olmasına rağmen, hormonal ilaç alan kadınlar da çalışmaya dahil edilmiştir(endometriozis veya kontrol grubu). Bununla birlikte, hormonal tedavi ile sınıflandırılan endometriozis ve kontrol grupları arasında fibromiyalji prevalansının ve HRQoL'nin subanalizi istatistiksel olarak farklı değildi. Dördüncüsü, çalışmanın yapıldığı dönemde çalışma populasyonunda sigara içme prevalansı yüksek izlenmiştir ve sonuçları etkilemiş olabilir. Beşinci olarak, endometriozisli fakat DIE'siz kadınlarda ameliyat için ana endikasyon ovaryan endometriomadır ve izole peritoneal endometriozisli kadınlarda endikasyon çok düşüktür ve bu da çalışmanın bir kısıtlılığıdır. Son olarak bekleneceği gibi, DIE grubunda önceden operasyon öyküsü oranı yüksektir(%63) ve bu da sonuçları etkilemiş olabilir. Sonuç olarak, bu çalışmanın sonuçları cerrahi ve histolojik olarak doğrulanmış DIE'si olan kadınlar arasında fibromiyalji prevalansının arttığını göstermektedir. Ayrıca, çok değişkenli analiz DIE'li kadınlarda ve fibromiyalji için pozitif bir taramaya sahip kadınların daha düşük bir HRQoL skoru olduğunu göstermiştir. DIE'li kadınlarda fibromiyalji riskinin artıp artmadığını doğrulamak için ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.
6
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
SÜREKLİ PELVİK AĞRISI VE ENDOMETRİOZİS ŞÜPHESİ OLAN KADINLARDA AZALMIŞ AĞRI EŞİKLERİ VE DUYARLILIK BELİRTİLERİ
GİRİŞ Endometriozis persistan pelvik ağrı (PPP) ile ilişkili östrojen bağımlı bir hastalıktır. Endometriozis ile ilişkili pelvik ağrının kesin mekanizması tam olarak anlaşılamamıştır, ancak nosiseptif, enflamatuvar, anjiyogenetik, nörovasküler ve nöropatik mekanizmaların bir kombinasyonu ile ilişkili görünmektedir. Ağrı genellikle yaşam kalitesini (QoL) azaltır ve azalmış fiziksel ve zihinsel iyilik hali ile ilişkilidir. Persistan ağrı durumlarına sahip kişiler, yaygın olarak genellikle merkezi sensitizasyon(CS) için vekil olarak kabul edilen azalmış ağrı eşikleri gösterirler. CS, hayvan modellerinde çeşitli duyusal inputlara hiperaktif tepki veren dorsal boynuz nöronları olarak tanımlanır. Dorsal boynuzlar insanlarda aynı şekilde incelenemez. Bu nedenle, uyaran verilerek yaygınlığı azaltılmış ağrı eşikleri, vekil olarak kullanılır. Birkaç çalışma endometriozis ile ilişkili ağrıları olan kadınlarda yaygınlığı azalmış ağrı eşikleri ve CS olabileceğini göstermiştir, ancak hastalığın tedavisini optimize etmek amacıyla ağrı mekanizmalarını belirlemek için konuyla ilgili daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir. Daha önce yapılan kronik ağrı araştırmaları, ağrının öyküsü ve süresinin, duyarlılığı artırmada önemli faktörler olduğunu göstermiştir fakat şu ana kadar Bu PPP'li hastalar için ele alınmamıştır. Bu çalışmanın amacı, kanıtlanmış endometriozisi olan ve olmayan PPP'li kadınlarda ve sağlıklı, etkilenmemiş kadınlarda ağrı eşiklerini değerlendirmek ve bu kohortlarda ağrı eşiğinin pelvik ağrı süresi, yaşam kalitesi ve anksiyete ve depresyon belirtileri ile nasıl ilişkili olduğunu analiz etmektir. MATERYAL VE METOD Bu kesitsel gözlemsel karşılaştırmalı araştırma çalışmasını Aralık 2013 - Haziran 2016 tarihleri arasında gerçekleştirdik. Çalışmaya uygun olanlar 18-40 yaşları arasında PPP'si olan ve endometriozis şüphesiyle diyagnostik laparoskopi için güneydoğu İsveç'te bir üniversite hastanesi ve merkezi hastanenin Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı'na başvuran kadınlardı. PPP, dört ay veya daha uzun bir süre boyunca kendiliğinden bildirilen orta veya şiddetli pelvik ağrı olarak tanımlandı. Dışlama kriterleri daha önce cerrahi olarak doğrulanmış endometriozis tanısı veya fibromiyalji gibi diğer teşhis konmuş kronik ağrı sendromu öyküsü, kronik baş ağrısı, artrit veya diğer eklem problemleri, sinir hasarı veya rizopati, anti-depresif ilaç tedavisi gerektiren akıl hastalığı veya zihinsel engellilik ve devam eden madde bağımlılığıdır. İsveççe konuşamayan veya anlamayan kadınlar gibi hamile veya emziren kadınlar da dışlandı.
Pelvik ağrı veya endometriozis belirtisi gösterebilecek başka semptom öyküsü veya diğer herhangi bir kronik ağrı sendromu olmayan 18 - 40 yaşları arasındaki 55 sağlıklı kadın referans grubu oldu. Referans grubundaki kadınlar hastanelerde ve kliniğe bağlı üniversitedeki yerel reklamlar aracılığıyla toplandı. Ağrı eşiği ölçümleri ziyaretinde, tüm katılımcılar üç anket doldurdu; ikisi QoL'yi, biri depresyon ve anksiyete belirtilerini değerlendirir. Algılanan QoL, iki genel ve yaygın olarak kullanılan anket formu, Kısa Form-36 (SF-36) ve EuroQoL-5 Boyut Anketi ile ölçülmüştür. Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (HADS) kendi kendine oylanmış anksiyete ve depresyon belirtilerini tespit etmek için kullanıldı. Daha yüksek puanlar daha iyi QoL veya daha fazla depresyon veya anksiyete semptomlarını gösterdi. Üç anket İsveççe kaynaklarında doğrulandı. Duyarlılık kantitativ duyusal testlerle tespit edildi. Bu, ağrı eşiklerini birçok farklı vücut lokasyonundan (ağrılı alanların içinde ve dışında) ölçerek ağrı algısını ölçen hassas ve biçimselleştirilmiş bir psikofiziksel testtir. Sıcak ve soğuk için termal uyaranlar genellikle basınç uyaranlarıyla birleştirilir. Ağrı eşikleri vücuttaki altı noktada ölçüldü: a) beşinci lumber omurun hemen altındaki bel kısmının medial düzlemi, b) her iki taraftaki umbilikusa yedi cm lateralindeki karın duvarı, c) her iki tarafta orta hatta beş cm lateralden, simfiz pubisin hemen üstünde, ve d) baskın ayak üzerinde, tuberositas tibiae'den dört cm distalde bölgeleri, menstrüel ağrının varsayılan referans alanları ve d) bölgesi ise ağrısız kontrol referans alanı olarak değerlendirildi. Sıcak ve soğuk için ağrı eşikleri Medoc TSA II NeuroSensory Analyzer(Medoc Ltd., Ramat Yishai, Israel) ile kantitatif duyusal testler kullanılarak ölçüldü. yüzey alanı 3x3 cm2 olan bilgisayar kontrollü bir termostat, 32 °C'lik bir bazalden, 0.3 °C/s ile 4.0 °C/s arasında değişen bir hızda arttırıldı (maksimum 50°C) veya azaltıldı (minimum 0°C). İlk ağrılı uyaranın tespiti üzerine, katılımcılar stimülasyonu durdurmak için fareyi tıkladı. Termostatın sıcaklığı bilgisayar tarafından sıcak veya soğuk eşiği olarak kaydedildi. Termostat daha sonra 32 °C bazal sıcaklığına geri döndü. Her alanda 10 saniyelik aralıklarla üç tekrar ölçümü yapıldı. Hesaplamalarda her uyaranın üç ölçümünün ortalama sıcaklığı kullanılmıştır.
2
Reduced pain thresholds and signs of sensitization in women with persistent pelvic pain and suspected endometriosis. Grundström, H., Gerdle, B., Alehagen, S., Berterö, C., Arendt‐Nielsen, L., & Kjølhede, P. Acta obstetricia et gynecologica Scandinavica, 98(3), 327-336. 2019
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
7
Ağrı basıncı eşiklerini ölçmek için 1 cm2 alana sahip probu olan elde tutulan bir elektronik algometre (Sometic AB, Hornby, İsveç) kullanıldı. Basınç yaklaşık 40 kPa/s sabit bir oranda uygulanmıştır. Kadınlara algılanan duyunun basınçtan ağrıya değiştiğini “dur” diyerek sözlü olarak göstermeleri talimatı verildi. Ölçüm, ölçümler arasında 10 saniyelik bir duraklama ile her konumda üç kez tekrar edildi. Üç ölçümün ortalaması hesaplandı ve basınç ağrısı eşiği olarak adlandırıldı. Sonunda, her modalite için ortalama değer (ısı, soğuk ve basınç) tüm lokasyonların ortalaması olarak hesaplandı ve analizlerde kullanıldı. Üç uyaranın test sırası ve vücuttaki lokasyonların sırası katılımcılar arasında rastgele değiştirildi, ancak bilgisayar programında ön ayar yapıldığı için soğuk için ağrı eşikleri her zaman ısı eşiklerinden önce belirlendi. Ölçümler ilk yazar ve kantitativ duyusal testlerde deneyimli üç kadın araştırma hemşiresi tarafından yapılmıştır. SONUÇLAR Çalışmayı toplam 92 kadın tamamladı: PPP'li 37 kadın ve referans grubunda 55 sağlıklı kadın. PPP'li kadınların 13'ünde biyopsi ile kanıtlanmış endometriozis teşhis edildi. Katılımcıların demografik ve klinik özellikleri Tablo 1'de sunulmaktadır. PPP'li kadınlar referans grubundaki kadınlardan anlamlı olarak daha gençti ve daha düşük pariteye sahipti ancak sigara içenler daha sıktı. Ağrı eşiklerinin ölçümlerinin sonuçları Tablo 2'de gösterilmektedir. Her lokasyon için eşikler gösterildi. Tüm lokasyonların ortalama eşikleri Şekil 2'de gösterilmektedir. PPP'li kadınlarda, referans grubuna kıyasla üç uyaran içinde referans lokasyonu (TT4D, baskın bacak) dahil olmak üzere tüm anatomik bölgelerde anlamlı şekilde düşük ağrı eşikleri saptandı. Post-hoc testleri oybirliğiyle PPP'li tüm kadınların, referans gruba kıyasla anlamlı derecede sapma gösteren ağrı eşiklerine sahip olduğunu gösterdi. Biyopsi ile kanıtlanmış endometriyozisi olan (13 kadın) ve endometrioz olmayan (24 kadın) kadınlar arasında lokasyonların herhangi birinde yada uyarı modalitelerinde ağrı eşiklerinde herhangi bi anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Düzeltilmiş p-değerleri ile gösterildiği gibi, yaş ve sigara içme alışkanlıklarına dair düzeltmeler yapılsa bile, sonuçlar aynı kaldı Tüm çalışma grubunda ortalama ağrı eşikleri ile pelvik ağrı süresi arasındaki korelasyonlar incelendi. Korelasyonlar, ölçülen tüm üç ağrı eşiği modalitesi için de istatistiksel olarak anlamlıydı. (R = -0.28, p = 0.006 sıcak için, R = 0.27, p = 0.009 soğuk için, and R = -0.34, p<0.001 basınç için, sırasıyla). PPP'li kadınlar, yaşam kalitelerini SF-36 ve EuroQoL-5 Boyut Anketinin tüm boyutlarında referans kadınlardan anlamlı olarak daha düşük puanlamış ve HADS'ye göre anksiyete ve depresyon belirtileri için referans kadınlardan anlamlı derecede daha yüksek puan almıştır. Genel olarak, PPP'li kadınların iki alt grubu arasında ölçeklerin hiçbirinde anlamlı fark bulunmadı Ağrı eşikleri ile QoL ve HADS formları arasındaki korelasyonlar, her ağrı uyarı modalitesi için ortalama değeri kullandı. PPP'li tüm kadınlar arasında, hem sıcak hem de soğuk ağrı eşikleri, basınç eşikleri dışında, vücut ağrısını kapsayan SF-36 boyutu ile anlamlı şekilde korele idi (R = 0.45, p = 0.011 sıcak için, R = -0.56, p = 0.001 soğuk için ve R = 0.34, p = 0.059 basınç için, sırasıyla). Üç ağrı uyarıcı modalitesinden hiçbiri SF- 36 alt grup ruh sağlığı ile anlamlı korelasyon göstermedi (veriler gösterilmemiştir). Sadece soğuk ağrı eşiği HADS depresyon belirtileri alt ölçek ile anlamlı olarak korele idi (R=0.35, p=0.037). Referans grubunda, üç uyaran modalitesinden herhangi biri ile SF-36 alt gruplarının bedensel ağrı veya ruh sağlığı veya HADS arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır TARTIŞMA Bu çalışma PPP'li kadınlarda ve endometriozis semptomları olan kadınlarda ağrı eşiklerinde CS'nin göstergesi olan yaygın değişiklikler göstermiştir. PPP'likadınlarda, sağlıklı kadınların referans grubuna kıyasla, ısı, soğuk ve basınç açısından ağrı eşikleri anlamlı olarak daha düşüktü. Bununla birlikte, endometriozis tanısı doğrulanmış ağrılı kadınlar ile endometriozis bulunmayanlar arasında ağrı eşiklerinde anlamlı bir fark bulunamamıştır. Korelasyon analizleri, 1)pelvik ağrı süresinin ağrı eşikleriyle ilişkili olduğunu ve 2) kadınların yaşadıkları ağrı (SF-36 bölgesi vücut ağrısı) ne kadar fazlaysa, soğuğa ve ısıya daha duyarlı olduğunu gösterdi. Hayvan modellerinde uzun süren zararlı fiziksel veya patolojik uyarıcılar, merkezi sinir sisteminin ağrı algısını arttırdığı için CS'ye yol açar. CS için bir vekil olan klinik bulgular, bu çalışmada gözlemlendiği gibi, ağrı eşiklerinin genel, yaygın bir şekilde azaltılmasıyla ölçülebilir. Bu arada, ağrılı bölgede ama kontrol bölgesinde olmayan azalmış ağrı eşikleri, periferal hassasiyete bağlı olabilir. Endometriozisde, kektopik lezyonlar, lezyonların etrafında aktive olan inflamatuar faktörler tarafından konsolide edilen zararlı sinyaller gönderir. Stratton ve diğ. Herhangi bir endometriozis öyküsü olan kadınların (geçmiş veya şimdiki), sadece PPP'li kadınlara kıyasla daha yüksek oranda duyarlılık gösterdiğini ve ağrısız kontrolleri olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, Laursen ve ark.'e göre, bulgularımız azalmış ağrı eşiklerinin görünür endometriozis lezyonlarının varlığı ile değil, sürekli ağrı durumuyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, bulgularımız endometriozdan ziyade devam eden ağrının CS gelişimine katkıda bulunduğu“ağrı odaklı” hipotezini desteklemektedir.
8
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
Çalışma, pelvik ağrı süresi ve ağrı eşikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuş ve böylece kronik ağrı hastalarının diğer grupları üzerinde yapılan önceki çalışmaları doğrulamıştır. Bildiğimiz kadarıyla, bu çalışma pelvik ağrılı kadınlarda bu ilişkiyi gösteren ilk çalışmadır. Sonuçlarımız, ağrı süresinin duyarlılık gelişiminde çok önemli bir faktör olduğu konusundaki önceki önerileri desteklemektedir. Bu çalışmanın bazı kısıtlamaları var. Kesitsel tasarım, azalmış ağrı eşiklerinin ağrı deneyiminin bir nedeni mi yoksa bir sonucu mu olduğunu tespit etmemizi engelledi. Pelvik ağrı süresi subjektif bir değişkendi ve yanlış hatırlama eğiliminde olan kadınlarda yanlış hatırlanmış olabilir. Pelvik ağrı ile ilgili olarak belirtilen alan hem bel hem de abdominal duvarı içerdiğinden, belirtilen somatik hiperaljezik ağrıyı değerlendirmek için noktalar iki taraflı olarak seçildi. Jeneralize CS'yi değerlendirmek için bu bölgelerin dışında sadece bir nokta seçildi. Dört kişi kantitatif duyusal testi gerçekleştirdi ve katılımcıları biraz farklı bilgilendirmiş olabilir veya ağrı basıncı testini farklı şekillerde yapmış olabilirler. Testi yapanlar, beklenti önyargısı riski oluşturabilecek olan gruba(pelvik ağrısı olan veya kontrol olan kadınlar) kör değildi. PPP'li kadınlar arasındaki ağrı eşiklerinde ve alt gruplardaki nispeten düşük birey sayısındaki eşitlik nedeniyle (endometriozis var ve endometriozis yok), korelasyon analizinde onları tek grup olarak analiz etmeye karar verdik. Klinik uygulamada, çeşitli nedenlerden dolayı endometriozun tıbbi ve cerrahi tedavilerinde ağrının azaltılması ana amaçtır. CS gelişimindeki persistan ağrının sonucu, endometriozis ve endometriozisi düşündüren semptomların, kadın tıbbi tedavi istediğinde başından itibaren aktif olarak ve belki de daha agresif bir şekilde tedavi edilmekten fayda sağlayabileceğini vurgulamaktadır. Bu, ağrı süresi ve azalmış ağrı eşikleri arasındaki zamana bağlı bir ilişki bulgularımıza göre, insanların ciddi acı çekmesine ve QoL'nin azalmasına neden olabilecek bir durumun gelişmesini engelleyebilir veya en azından azaltabilir. Multidisipliner bir yaklaşımla araştırma ve tedavi için kapsamlı bir program izlenmelidir. Endometriozis şüphesinde geleneksel tedavi kısa sürede semptomları azaltmazsa, tanı yeniden düşünülmeli ve tanıyı doğrulamak için invaziv tanı araçları kullanılmalıdır. Tedavide daha sonra hem spesifik hastalığa hem de ağrı durumunun uygun şekilde yönetilmesine odaklanılmalıdır. Endometriozis ağrısının sonuçlarının arkasındaki “ağrı odaklı” mekanizmalara karşılık “hastalık odaklı” mekanizmalar daha önce tanımlanmış ancak daha fazla açıklama gerekmektedir. SONUÇ Kanıtlanmış endometriozis olan ve olmayan ppp’li kadınlar sağlıklı kadınların referans grubu ile karşılaştırıldığında ağrı eşiklerinde önemli ölçüde azalmış ağrı eşikleri ile bezer yaygın değişiklikler gösterdiler. Bu bulgular, CS'nin PPP'li kadınlarda genel bir özellik olabileceğini ve endometriozis varlığı ile ilişkisiz göründüğünü göstermektedir, ancak ağrı durumunun süresi (kesitsel bir çalışmada değerlendirilmesine rağmen), duyarlılık gelişiminde itici bir güç olabilir.
9
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
ENDOMETRİOZİSİN DOĞAL OLARAK OLUŞTUĞU SİNOMOLGUS MAKAKLARINDA AĞRI İLİŞKİLİ DAVRANIŞ VE BEYİN AKTİVASYONU
ÇALIŞMA SORUSU: Endometriozisi doğal olarak oluşmuş makaklarda ağrı objektif olarak değerlendirilebilir mi? ÖZET CEVAP: Davranışsal, farmakolojik ve in vivo beyin görüntüleme bulguları, endometriozisli makaklarda ağrının ölçülebileceğini göstermektedir. ZATEN BİLİNENLER: Endometriozis, abdominopelvik aşırı duyarlılık ile karakterizedir. Endometriozisin ağrıya yol açtığı mekanizma büyük ölçüde bilinmemektedir ve şu anda mevcut analjezikler sınırlı ağrı kesici olarak kullanılmaktadır. Bu nedenle, hem endometriozis ilişkili ağrının in vivo mekanizmasının daha iyi anlaşılması hem de yeni terapötiklerin test edilmesinde daha iyi yöntemlere ihtiyaç vardır. ÇALIŞMA MODELİ, BOYUTU, SÜRECİ: Endometriozisli beş sinomolgus makakında ağrı ilişkili davranış ve beyin aktivasyonu değerlendirildi. Üç sağlıklı dişi makak kontrol olarak kullanıldı. KATILIMCI / MATERYAL, DÜZENLEME, YÖNTEM: Abdominopelvik alanın kuvvete duyarlılığı algometre ile değerlendirildi. Analjezik ilaç morfininin tek dozluk kullanımının ve 2 aylık progestin dienogest ile tedavisinin beyin aktivasyonuna etkileri ve blok tasarım kuvveti uyarımı kullanan beyin alanlarının aktivasyonu, fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme ile gözlendi.
ANA SONUÇLAR VE ŞANSIN ROLÜ: Endometriozisli makaklarda ağrıya yanıt eşiği, sağlıklı makaklara göre anlamlı derecede azdı (P = 0.0003). Ek olarak zararlı olmayan ve morfin ve 2 aylık dienogest tedavisi ile indirgenmiş kuvvet, insula ve talamusu harekete geçirdi. SINIRLAMALAR, DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER: Periton kistleri gibi kistlerin AĞRIDAKİ spesifik rolü araştırılmamıştır. Zararlı olmayan stimülasyon, insula ve talamusu aktive ederken fMRI taramaları sırasında makaklar sedatize edildi. Mevcut bulguların daha büyük bir kohort çalışmaları ile doğrulanması gerekir. BULGULARIN DAHA GENİŞ UYGULAMA ALANLARI: Bu çalışma, endometriozisi doğal olarak oluşmuş makaklarda merkezi hassasiyet ve buna bağlı ağrı davranışını göstermiştir. Merkezi sinir sisteminin değişen işleyişi gelecekteki mekanistik çalışmaların ve yeni terapötik tedavilerin geliştirilmesinin odak noktası olabilir.
Pain-related behavior and brain activation in cynomolgus macaques with naturally occurring endometriosis. Yano, M., Matsuda, A., Natsume, T., Ogawa, S. Y., Awaga, Y., Hayashi, I., ... & Takamatsu, H. Human Reproduction. Volume 34, Issue 3Pages 469–478 (2019).
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
10
3
MYOMETRİUMDA KANNABİNOİD RESEPTÖRLERİNİN EKSPRESYONU VE ADENOMYOZİSTE DİSMENORE İLE İLİŞKİSİ
ÖZET Myometriumun özelliklede birleşme bölgesinin (Junctional Zone- JZ) şimdilerde adenomyozisin patogenezinde rolü olduğu belgelenmiştir. Kanabinoid reseptörlerinin endometriozisin oluşumuna ve ağrı algısına katıldığı gösterilmiştir. Ancak, adenomyozis ile ilişkisi henüz belirlenememiştir. Çalışmanın amacı, adenomyozisi olan ve olmayan uteruslarda myometriumda kannabinoid reseptör tip I (CB1) ve tip II (CB2) ekspresyonunu araştırmaktır. Adenomyozisli 45 premenopozal kadından ve adenomyozisi olmayan 34 kadından, JZ ve myometrium dış kısımından doku örneklerini topladık. CB1 ve CB2 messenger RNA (mRNA) ve protein ekspresyon seviyeleri, tüm örnekler Western blotting ve real-time kantitatif polimeraz zincir reaksiyonu kullanılarak değerlendirildi. Dismenorenin ciddiyeti ve diğer veriler hakkında klinik bilgiler toplandı. Adenomyozisli kadınlarda hem CB1 hem de CB2 mRNA ve protein seviyelerinin kontrollerden anlamlı derecede yüksek
olduğunu ve JZ'deki CB1 ekspresyon seviyelerinin dismenore şiddetiyle pozitif korelasyon gösterdiğini tespit ettik. Bu veriler kanabinoid reseptörü CB1'in adenomyoziste dismenore patogenezinde rol oynayabileceğini ve potansiyel bir terapötik hedef olabileceğini düşündürmektedir.
4
Expression of Cannabinoid Receptors in Myometrium and its Correlation With Dysmenorrhea in Adenomyosis. Shen, X., Duan, H., Wang, S., Hong, W., Wang, Y. Y., & Lin, S. L. Reproductive Sciences, 1933719119833483. 2019
11
5
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
MEDİKAL OOFEREKTOMİ’YE YANIT VEREN KRONİK PELVİK AĞRININ TEDAVİSİNDE CERRAHİ OOFEREKTOMİ: YAŞAM KALİTESİ ÜZERİNE RETROSPEKTİF BİR OLGU SERİSİ
Surgical Oophorectomy For The Treatment Of Medical Oophorectomy-Responsive Chronic Pelvic Pain: A Retrospective Case-Series On Qualıty Of Life Outcomes. Bates, S., & Li, A. Journal of Obstetrics and Gynaecology Canada, 41(5), 709-710. (2019).
HEDEF Ameliyat öncesi medikal ooferektomiye cevap veren kronik pelvik ağrılı (KPA) kadınlarda cerrahi ooferektominin ağrı şiddeti ve yaşam kalitesi (YK) üzerine uzun dönem post-operatif etkisini belirlemek. YÖNTEM Uygun hastalar, jinekolog topluluğunun EMR'sinden tespit edildi. En az üç ay süren löprolid tedavisi ile ağrısı subjektif olarak iyileşmiş olan ve daha sonra bu ağrı için cerrahi ooferektomi geçirmiş olan KPA'lı kadınlar dahil edildi. Katılımcılar, onaylanmış Endometriozis Sağlık Profili-30 YK anketinin modifiye edilmiş versiyonuna telefon aracılığı ile katılmıştır. Hem ağrı şiddetini hem de YK'yi puanlamak için beş noktalı Likert ölçeği kullanıldı; 1 . löprolidden önce, 2 . löprolidden sonra fakat ameliyattan önce ve 3 . ameliyattan sonra. BULGULAR Haziran 2011- Nisan 2018 döneminde toplam 44 hasta incelendi. Hastaların yaş ortalaması 42.8 idi. Ameliyattan sonra geçen ortalama süre 31.9 aydı. Löprolid öncesi ortalama ağrı şiddeti
skoru (maks. 5) 4.56 idi, buna karşılık ameliyat sonrası 1.29'a karşılık idi (p<0.001). Löprolid öncesine karşılık ameliyat sonrası ortalama YK skorları (daha yüksek puan daha kötü yaşam kalitesine karşılık gelmekte), sırasıyla, genel işleyiş 3.93’e karşılık 1.16 (p <0.001), egzersiz / eğlence 3.93’e karşılık 1.21 (p <0.001), uyku 3.84’e karşılık 1.16 (p <0.001) ve cinsel ilişki 4.14’e karşılık 1.59 (p <0.001). SONUÇ Medikal ooferektomiye yanıt veren KPA'nın cerrahi ooforektomi ile tedavisi uzun sürede ağrı şiddetinde belirgin düşüşü ve tüm YK alanlarında belirgin bir iyileşmeyi sağlar. Jinekologlar, cerrahi oroforektomi ile tedavi edilen löprolid yanıtlı KPA'lı kadınların, ameliyat sonrası semptomların da sürekli ve önemli bir iyileşme göstereceğinden emin olabilirler.
VAJİNAL BROMOKRİPTİN ADENOMİYOZİSLİ KADINLARDA AĞRI, MENSTRÜEL KANAMA VE YAŞAM KALİTESİNİ İYİLEŞTİRİYOR; BİR PİLOT ÇALIŞMA
GİRİŞ: Adenomiyozis, ektopik endometrial bezlerin ve stromanın, hipertrofik ve hiperplastik bir alan ile çevrili biçimde myometrium içinde bulunduğu benign uterin bir hastalıktır . Adenomiyozisin semptomatolojisi ağır adet kanaması (HMB) ile pelvik ağrıyı içerir ve yaşam kalitesinin düşmesine neden olur. Adenomiyozisin patogenezi bilinmemektedir; bununla birlikte, hayvan modelleri risk faktörü (3-6) olarak uterin prolaktin (PRL) konsantrasyonu artışını göstermiştir. PRL, insan endometriyumunda ve myometriyumda ve ayrıca hipofiz bezinde üretilir ve in vitroda düz kas hücresi mitojeni olarak işlev görür. Retrospektif bir insan çalışması, depresyon öyküsünün adenomiyozis ile ilişkili olan bir faktör olduğunu göstermiştir. Bu nedenle, hem murin hem de insan çalışmaları, adenomiyozis gelişiminde antidepresanların etkisi ile PRL arasında bir bağlantı olduğunu göstermektedir. PRL adenomiyozis patogenezinde merkezi ise, uterin PRL'yi azaltmak olası bir tıbbi tedavi seçeneği olabilir. Dopamin agonisti bromokriptin, PRL'nin hipofiz sekresyonunu inhibe eder ve hiperprolaktinemi için altın standart tedavidir. Bromokriptin ucuz ve güvenlidir, ayrıca ciddi yan etkileri olmadan kullanılabilir. Vajinal uygulama iyi tolere edilir ve hiperprolaktinemili kadınlarda dolaşımdaki PRL seviyelerini azaltmada etkilidir; üstelik oral uygulamada görüldüğünden daha az gastrointestinal yan etkisi vardır. Bu pilot çalışmada, adenomiyozisli kadınlarda vajinal bromokriptinin hastalık semptomatolojisine etkisini değerlendirmeyi amaçladık. MATERYAL VE METODLAR: Bu pilot çalışma, İsveç'teki bir üniversite hastanesinden ve ABD'deki bir üçüncü basamak hastanesinden gelen katılımcıları içermektedir. Düzenli ağır menstrüel kanaması olan 35-50 yaşları arasındaki kadınlardan resimsel kan kaybı değerlendirme tablosu (PBLAC)> 100 olan, transvajinal ultrasonografi (TVU) ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ile adenomiyozis tanısı konan kadınlar dahil
edildi. MRG'de (JZ) ≥12 mm, JZ diferansiyel> 5 mm ve JZ / myometrium>% 40 ise hastaların adenomiyozis olduğu kabul edildi. JZ'de kistik değişikliklerin varlığı da göz önüne alındı . TVU ile tanı Morfolojik Uterus Sonografik Değerlendirme MUSA terimleri ve tanımlarına dayandırılmıştır: düzensiz endometrial myometrial bileske, myometriyal duvarının asimetrik kalınlığı, myometrial kistleri, myometriumda fanshaped gölgelenme olmaması veya varlığı. Myometriumdaki adenomiyotik lezyonların yaygınlığı <% 50 veya >% 50 olarak sınıflandırıldı ve vaskülerite ölçüldü. Diğer dahil etme kriterleri arasında normal serum PRL, bariyer kontrasepsiyon kullanımı, sterilizasyon veya cinsel perhiz ve çalışma materyallerini okuma ve anlama kabiliyeti vardır. Dışlama kriterleri arasında doğum sonrası altı aydan az olması, şu anda emziren, umblikal seviyede genişlemiş uterus, bromokriptin veya ergot alkaloidlerine ait kontrendikasyonlar, gonadotropin salgılayan hormon agonistleri veya antagonistleri, kontraseptif steroidler, intrauterin agonistleri veya antagonistleri, antidepresanlar veya opioid ağrı ilaçlarını içeren medikasyonların kullanımı alinmistir. MRI veya TVU sonuçları endometriozis düşündüren, prolaktinoma medikal öyküsü, Papanicolaou smear ya da şüpheli veya tanılı uterus, yumurtalık veya serviks malign hastalığı şüphesi olan yüksek dereceli skuamöz intraepitelyal lezyon olanlar da dışlandı. Tüm kadınlar yazılı ve sözlü bilgi aldı ve dahil edilmeden önce bilgilendirilmiş onam verdi. Kadınlar, 9 ay boyunca takip edildi, 6 aylık bir tedavi periyodu ve ardından çalışma ilacının kesilmesinden sonraki 3 aylık bir temizleme(wash-out) süresi dahil edildi. Ne katılımcılar ne de çalışma personeli tedaviye kör edildi. Başlangıç değerlendirmesinin ardından vajinal bromokriptin başlandı. Orijinal protokolde deneklerin vajinaya günde 1 kez derinlemesine 1 tablet (2.5mg) yerleştirilerek başlaması ve 1-2 hafta sonra günde 2 tablet almasına dair talimat verildi. İlk 7 kadın arasında, dozajı arttırırken 3'ü yan etkiler (yorgunluk, baş dönmesi, bulantı ve baş ağrısı) nedeniyle dozu düşürdü. Bu nedenle protokol daha yavaş bir artışla değiştirildi. Kadınlar bir hafta boyunca günde bir kez vajinaya ½ tablet (1.25 mg) derin yerleşimle başlamış ve daha sonra 5 mg'lık bir doza ulaşana kadar haftalık ½ tablet artışıyla devam etmişlerdir. Kayıtlı denekler, tedavinin ilk ayında uyumu kontrol etmek ve bromokriptin yan etkilerini sormak için çalışma koordinatöründen haftalık telefon çağrıları aldı. Deneğin başarılı bir şekilde 5 mg bromokriptin aldığı ilk gün çalışma günü 1 olarak kabul edildi. İlaç daha sonra 6 ay sürdürüldü. Adet döngüsünün proliferatif fazında 3- ve 6. ay ilaçlarda takip ziyaretleri planlandı. Son ziyaret, çalışma ilacının kesilmesinden 3 ay sonra gerçekleştirilen 9 aylık bir takipti. Semptomlardaki değişiklikleri değerlendirmek için çeşitli kendi kendine uygulanan onaylanmış anketler kullanılmıştır. Anketler kadınlar tarafından evde, adet döneminin son gününe yakın bir şekilde dolduruldu ve kliniğe getirildi. PBLAC'a ek olarak, adet kan kaybını değerlendirmek için Aberdeen Menoraji Klinik Çıktılar Anketi (AMCOQ) kullanılmıştır. PBLAC, her adet dönemi boyunca, hijyenik ped ve tamponların kirlenme derecesine bağlı olarak kan
Vaginal Bromocriptine Improves Pain, Menstrual Bleeding and Quality of Life in Women with Adenomyosis; A Pilot study. Andersson, J. K., Khan, Z., Weaver, A. L., Vaughan, L. E., Gemzell‐Danielsson, K., & Stewart, E. A Acta obstetricia et gynecologica Scandinavica. On press (2019).
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
12
6
kaybı hacminin subjektif bir değerlendirmesidir. PBLAC 100'den yüksek puan alanlar HMB olarak tanımlanır. AMCOQ kanama miktarını ve günlük yaşam üzerindeki etkisini değerlendiren 13 sorudan oluşmakta olup, yüksek puanlar kötü belirtilere işaret etmektedir. Ağrı değerlendirmesinde görsel analog skala (VAS) ve Kısa form McGill Anketi (MPQ) kullanılmıştır. VAS, ağrı değerlendirmesi için standart bir ölçektir (0-10 ölçeği) ve MPQ, ağrının üç özelliğini tanımlamak için 20 kelime grubunu kullanır. VAS ve MPQ'da daha yüksek skorlar daha şiddetli ağrı olduğunu gösterir. Adenomyozis için hastalığa özgü yaşam kalitesi ölçeği olmadığından, uterin fibroidler ve endometriozis olmak üzere iki ilişkili hastalık için mevcut olan araçları kullanmayı seçtik. Uterin Fibroid Belirti Yaşam Kalitesi (UFS-QOL), sağlıkla ilgili yaşam kalitesini fibroidle yaşayanlarda (HRQL) değerlendirmede standart bir araç haline gelmiştir. Semptom şiddeti skoru (SSS) bu aracın birincil semptom ölçüsüdür; yüksek puan kötü semptom şiddetini gösterir. Daha yüksek UFS-QOL HRQL skorları, sağlıkla ilgili daha iyi yaşam kalitesini gösterir. Benzer şekilde, Endometriozis Sağlık Profili (EHP30) , endometriozis semptomlarını değerlendirmek için standart bir araçtır. EHP30'u bu çalışmada talimatlardaki “endometriozis” terimi yerin “adenomiyozis” terimini koyarak uyarladık. Araç, beş temel alanda (ağrı, kontrol ve güçsüzlük, duygusal refah, sosyal destek ve kişisel imaj) 30 sorudan ve iş, cinsellik, doğurganlık ve tıbbi tedavi ile ilgili 23 sorudan oluşan modüler bir anketten oluşmaktadır. Sadece modüler ankette kadınların “uygulanamaz” cevabını vermesine izin verildi. Kadın Cinsel Fonksiyon Endeksi (FSFI) cinsel işlevi de uygulandi. Deneklere anketleri, döngülerinin proliferatif fazlarının son gününe yakın günlerde; başlangıçta, üçüncü, altıncı ve dokuzuncu aylarda tamamlamaları söylendi. Katılan kadınlara PBLAC raporlamasının standardizasyonu için tampon ve hijyenik ped verildi. Kadınlara, menstrüasyon sırasında 3-6 ve 9 ay boyunca herhangi bir nonsteroid anti-enflamatuar ilaç veya traneksamik asit tedavisi kullanmaktan kaçınmaları talimatı vermiştir. Anketlerden elde edilen puanlar başlangıç ile 3, 6 ve 9 ay arasında karşılaştırıldı. SONUÇ: Bromokriptin tedavisi sonrası adet kanamasında değişiklikler hem PBLAC hem de AMCOQ anketlerinden elde edilen puanlarda, adet kanaması şiddetinde bir iyileşme olduğunu gösteren anlamlı bir azalma vardı. PBLAC anketleri için, başlangıçta 349 [292-645] ortanca puan, tedaviye devam ederken 6 ayda (p <0.001) ortalama 242 [76-384] puanına düştü. Arzu edilen bu etkiler tedavinin kesilmesinden 3 ay sonra bile devam etmiş, ortanca skor 9. ayda 233'te [149-515] baskılanmış olarak kalmıştır (p = 0.003). Benzer şekilde, AMCOQ'da, başlangıçtaki 51 [40- 61] skoru ile karşılaştırıldığında, puanlar 6 ayda 35 'de[21-48], (p <0.001) ve 9 ayda 35 [24-47] ], (p<0.001) 'de anlamlı derecede baskılandı (p <0.001). Bromokriptin tedavisi sonrası ağrıdaki değişiklikler: Genel olarak kadınların tedavi sırasında ağrı skorlarında belirgin bir iyileşme olmuştur ve 3 aylık yıkama döneminden sonra tedavinin devam etmesiyle etki devam etmiştir. VAS anketi için başlangıç ortanca skoru olan 5 [4-8.3], 6 ayda 2.2 [0.4-6.3] 'e düşürüldü (p = 0.011). Tedavinin etkinliği 9 ay devam etti ve ortanca puan 2.5 çıktı [0.4-5], p <0.001. Ağrı değerlendirmesi için MPQ kullanıldığında da benzer sonuçlar görülmüştür. Başlangıçtaki ortanca 10 [5-22] skoru 6 ayda 6 [3-16] 'ya düşürüldü (p = 0.025) ve etkiler, tedavinin durduğu 3 ayın ardından 9. ayda 7.5’da sabitlendi [3-18 ], p = 0.021 Bromokriptin tedavisi sonrası semptomlarda ve yaşam kalitesinde değişiklikler: Kadınlarda semptomlar azaldı ve tedavi yaşam kalitesini arttırdı. SSS'de, başlangıçta ortalama 60 olan [[44-72] ortanca puan 6 ayda 44 [28-59] 'a düşürüldü. UFS-QOL HRQL ile ölçülen yaşam kalitesi, 3- ve 6 aylık bromokriptin tedavisinden sonra kadınlarda iyileşmiştir (6 aydaki başlangıçtan 10 [4.3-21] (p <0.001). Diğer tüm ölçeklere benzer şekilde, yaşam kalitesi üzerindeki bu istenen etkiler, tedavinin kesilmesinden üç ay sonra [ortalama 9 ayda 13 [0, 29], p <0.001] olarak kalmıştır (Tablo 3). EHP30 için, iki temel ölçekte tedavi ile belirgin bir iyileşme gösterilmiştir; ağrı başlangıçtaki 15.9 [9.0-9.5] seviyesinden 3.41 [2.3- 34.1] (P = 0.029) 'e düşürülmüştür. TARTIŞMA: Bu çalışma, vajinal bromokriptinin adenomyozisli kadınlarda yaşam kalitesini arttırırken adet kanaması ve ağrıyı önemli ölçüde azalttığını göstermektedir. Bu durum bromokriptinin yeni bir tıbbi tedavi olabileceğini düşündürmektedir. PRL'nin adenomiyozisdeki rolünü ve semptomların hafiflemesine yol açan bromokriptin için etki mekanizmasını araştırmak adına daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. Çalışmanın gücü, telefon görüşmeleri yoluyla yakın takip ve kadın pedleri ile tamponları vererek PBLAC'ın standartlaştırılmasını içerir. Birkaç sınırlama da bulunmaktadır. En önemlisi, kontrol grubu yoktu ve ne kadınlar ne de araştırmacılar tedaviye kör oldu ve böylece plasebo etkisi olasılığını arttırdı. Bu her zaman bir olasılık olsa da, tüm ölçütlerde iyileşme bildirilmemesi gerçeği bu gerekçeye karşı çıkmaktadır. Çalışmamız aynı zamanda, çalışma grubunun yaşı yüksek olduğu ve katılımcıların birçoğunun histerektomiden kaçınmak için şiddetle istekli olduğu için genellenebilirliği sınırlayabilen katılımcı biasına yatkındı. Genç kadınların, hormonal kontraseptiflere veya RİA'lara ihtiyaçları daha fazladır ve bu nedenle çalışmaya uygun değillerdir. Menopoza yakın kadınların tıbbi tedaviye daha genç kadınlardan daha istekli olmaları mümkündür. Tıbbi tedavi isteklerinin anketlerdeki puanlamaları üzerinde olumlu bir etkisi olabilir. Bu bir pilot çalışma olduğundan, tüm kadınlar aktif ilaçla tedavi edildi. Optimal semptom rahatlaması için hangi dozda bromokriptin gerektiğinin değerlendirilmesi için, plasebo kolu olan randomize, çift kör bir çalışmaya ihtiyaç duyulacaktır. SONUÇ: Bromokriptin tedavisi sonrası adenomiyozisli kadınlarda adet kanamasında, ağrıda ve yaşam kalitesinde kayda değer iyileşme, bu sınırlı alternatif tedavileri olan yaygın hastalık için yeni bir terapötik ajan olduğunu göstermektedir. Adenomiyozisde PRL'nin rolünü ve adenomyozisli kadınlarda semptom hafiflemesine yol açan bromokriptin için etki mekanizmasını araştırmak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.
13
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
DERNEĞİMİZDEN HABERLER
"Endo Okulda” projemiz kapsamında, 12 Nisan 2019 Cuma günü Robert Kolej’deydik. Lise 10 sınıfında okuyan yaklaşık 180 kişilik bir öğrenci topluluğuna “endometriozis”i anlattık. Bize destekleri için okul idaresine ve öğretmenlerine, öğrenme heves ve ilgileri için öğrencilere teşekkür ederiz. İZMİR İSTEK OKULLARI 17 Nisan Çarşamba günü ise İzmir İstek Okulları’nda idik. 9.sınıf öğrencisi 50 gencimize, Dr Ümit İnceboz ile birlikte üreme sağlığı ve Endometriozis hastalığı hakkında bilgi verdik. Biyoloji öğretmeni Mülkiyet Şimşek, okul yönetimi ve değerli öğrencilerine ilgileri için teşekkür ediyoruz. Endo Okulda projemize başvurmak için aşağıdaki link’teki formu doldurup yollamanız yeterlidir. https://www.endometriozisdernegi.org/dernekten-haber/endo-okulda-projesi
B
14
ENDO OKULDA - İstanbul- İzmir İSTANBUL ROBERT KOLEJİ
YAPILAN AKTİVİTELER
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
15
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
15 Haziran 2019’da Başkent İnfertilite Günleri’nde derneğimizden Dr Engin Oral, Dr Ümit İnceboz, Dr Banu Kumbak Aygün, Dr Ercan Baştu, Dr Hale Göksever Çelik, Dr Yusuf Aytaç Tohma ve Dr Hasan Onur Topçu "Endometriozis ve Endometriozise Bağlı İnfertilite" konularındaki güncel bilgileri katılımcılarla paylaştılar. ŞANLIURFA ENDOAKADEMİ TOPLANTISI 10. EndoAkademi toplantısını 16 Haziran Pazar günü, Şanlıurfa'da Harran Üniversitesi 'nde Jinekolojik Endoskopi Derneği (JED) işbirliği ile düzenledik. Toplantımızda vaka tartışmaları ile birlikte Canlı Cerrahi de yapıldı. Katılımcılara ilgileri ve değerli katkıları için teşekkür ederiz.
BAŞKENT İNFERTİLİTE GÜNLERİ
16
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
17
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
Dr. Engin Oral , Romanya’da düzenlenen 2. Doğu Avrupa Endometriozis ve İnfertilite Kongresinde , 16 ve 45 yaşta Endometriozis hastalığının yönetimi ve İleri evre endometrioziste yardımcı üreme yöntemleri konulu 2 konuşma yaptı.
2. DOĞU AVRUPA ENDOMETRİOZİS VE İNFERTİLİTE KONGRESİ
DENİZBANK GENEL MÜDÜRLÜK FARKINDALIK TOPLANTISI
Farkındalık toplantılarımız kapsamında 4 Temmuz Perşembe günü Denizbank Genel Müdürlüğü ’nde idik. Dr Engin Oral’ın konuk olduğu toplantıda, konuya son derece ilgiyle yaklaşan, genç ve dinamik bir kalabalıkla endometriozis, üreme sağlığı ve pelvik ağrı hakkında konuştuk. Bizi çok sıcak bir şekilde ağırlayan tüm Denizbank çalışanlarına teşekkür ederiz. https://www.youtube.com/watch?v=ffj-oFGybYk
18
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
Ülkemizde sizvil toplum kuruluşlarını bir çatı altında toplayıp, sosyal sorumluluk projeleri için koşan ve yüzen gönüllüler vasıtası ile bir çok insanın hayatına dokunmuş kuruluşun bünyesi altındaki STK lardan birinin de artık Derneğimiz olmasının mutluluğunu yaşıyoruz. Bundan sonra farkındalık için koşarken aynı zamanda genç kızlarımızın farkındalık eğitimleri için ayrıca katkı sunabileceğiz. Sizlerinde destekleri ile daha fazla kadınımızın hayatına dokunabileceğiz.
ADIM ADIM PROJEMİZ
ENDOAKADEMİ XI
Endoakademi toplantılarımızın 11.cisini 20 Ekim 2019 tarihinde İstanbul Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Konferans Salonu’nda yapılacaktır. Program bilgileri kısa süre içinde ilan edilecektir.
19
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
ENDOSCHOOL 2019 16 -17 Aralık 2019 tarihlerinde İstanbul da 2. Sini düzenleyeceğimiz Endometriozis School of Turkey e uluslararası alanında duayen sayılan pek çok meslektaşımız katılacaktır. Program bilgisi daha ayrıntılı olarak yakında ilan edilecektir.
C
ENDOMETRİOZİS DÜNYASINDAN HABERLER
20
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
EEL
5. Avrupa Endometriozis Kongresi bu yıl Prag da yapılacak olup ayrıntılar yakında ilan edilecektir. https://www.eec2019.com/
ESHRE CAMPUS 2019
Eshre Campus kapsamında Almanya’nın Münster şehrinde yapılacak olan Derin Endometriozis konulu ayrıntılı çalıştay bilgilerine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. https://www.eshre.eu/Education/Calendar-Campus-events/Deep-endometriosis/Programme
21
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
ASYA ENDOMETRİOZİS KONGRESİ
Agustos ayında Tayland da yapılacak olan 8. Asya Endometriozis Kongre ayrıntılarına link ten ulaşabilirsiniz. Kurucu başkanımız Dr Engin Oral’da konuşması ile derneğimizi temsil edecektir. https://www.ace2019thailand.com/
WES 2020
Dünya Endometriozis Kongresi’nin abstaract başvuruları başlamış olup, kongre ile ilgili daha fazla bilgiye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. http://endometriosis.ca/world-congress/wce2020/#2
AGES FOCUS MEETING 2019
Dünya Endometriozis Derneği ve Avustralya Jinekolojik Endoskopi Derneğinin ortak gerçekleştirecekleri toplantı linkinden ayrıntıları öğrenebilirsiniz. https://ages.com.au/wp-content/uploads/2019/03/AGES-FM-2019-4pp-Program.pdf
22
Prof. Camran Nezhat ile Röportaj Kısa özgeçmiş Camran Nezhat, modern cerrahinin babası olarak bilinmektedir. Video asiste laparoskopiyi ilk kez kullanıma sokmuştur. DaVici Robot un jinekoljide kullanımına ve geliştitrilmesine öncülük etmiştir .Laparoendoskopik Cerrahlar Derneği Mütevelli Heyeti Başkanı, Minimal İnvaziv Cerrahi Merkezi başkanı ve Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Cerrahi ve Jinekoloji Profesörü. 500'den fazla makale, kitap bölümü, özet, editöre mektup ve video sunumları yapmıştır. ACOG, ACS, ASRM ve Laparoendoskopik Cerrahlar Derneği'nden Excel Ödülü gibi sayısız ödül kazanmıştır. Daha yeni ödüller arasında ACOG 2004, ASRM 2004 ve ACOG 2005 sayılabilir. Journal of Fertility and Sterility nin yayın kurulunda yer alır ve the Journal of Society of Laparoendoscopic Surgeons yardımcı editörüdür. 20 Mayıs 2019 Merhaba Dr Nezhat ben Dr Salih Yılmaz. Sorularıma başlamadan önce size bize zaman ayırdığınız için derneğimiz adına çok teşekkür ederim. Bugün sizinle endometriozis ve adenomiyozis hakkında konuşacağız. 1. Yıllardır endometriozis ile ilgilenen biri olarak bize endometriozisi sizin açınızdan anlatır mısınız? Endometriozis üreme çağındaki kadınlar arasında sık görülen bir hastalıktır. Yaklaşık olarak 8-10 kadından 1’nde görülür. Tanım olarak uterusun(rahimin) içini döşeyen ‘endometrium’ olarak bilinen dokunun uterus dışında başka organlarda görülmesidir. Karın içerisinde tüm organları etkileyebilir. Sıklıkla üreme organları, barsaklar, idrar torbası tutulurken nadiren üreter (idrarı böbrekten idrar torbasına taşıyan boru) diyafram ve cilt tutulumu da görülebilir. Çoğunlukla ağrıya neden olur. Adet döneminde ve ilişki sırasında ağrı, bel ağrısı, barsak tutulumunda tuvalet esnasında ağrı, idrar torbası tutulumunda idrar yaparken ağrı, diyafram tutulumunda omuz ağrısı görülür. Bunun yanında kısırlığa da yol açar. Kadının hiçbir şikayeti yokken kısırlık nedeniyle ortaya çıkabilir. Çünkü endometriozisli hastaların sadece %40’nda ağrı görülür. Ağrı şikayeti olmayan, tüpleri açık, eşinin sperm testleri normal olan kadınların gebe kalamamasının altında çoğu zaman endometriozis vardır.
”ENDO UZMAN” RÖPORTAJI
D
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
23
2. Söylediğiniz gibi endometriozis çok kompleks bir hastalık. Sizi bu hastalıkla ilgilenmeye iten sebep neydi? Bildiğiniz üzere biz üç erkek kardeşiz ve üçümüz de jinekolog. Diğer kardeşlerim jinekolojik onkoloji ve tüp bebek ile de ilgileniyorlar. Bizim endometriozise olan ilgimiz yıllar önce aile üyelerimizde ve yakın arkadaşlarımızda endometriozis olması nedeniyle başladı. Endometriozis hakkında birçok araştırma yaptık ve endometriozisli hastalar cerrahide bir yeniliğe sebep olarak video laparoskopinin ortaya çıkmasını sağladılar. Biz endometriozisli hastalar sayesinde cerrahide birçok teknoloji geliştirdik ve şuan dünyanın her yerinde uygulanıyor. Bununla beraber dünyada bu konuda farkındalık az olduğu için tüm dünyada endometriozis farkındalığını arttırmak için Mart ayını tüm dünyada endometriozis farkındalık ayı olarak belirledik. 3. Benim de sıradaki sorum Endomart ile ilgili olacaktı. Endomart nasıl doğdu? Bu mükemmel bir soru. Ben, kardeşlerim ve jinekolog olan bir yeğenim bir araya geldiğimizde tıptaki gelişmeleri, endometriozisi konuştuğumuzda yıllar içerisinde neleri göremediğimizi farkettik. Ve bu konuda ‘Endometriozis: Eski Hastalık, Eski Tedaviler’ diye bir makale yayımladık. Kadınlardan eskiden beri bu hastalık nedeniyle çok acılar çekti. Geçmişte endometriozis ile ilgilenen kişiler olmuş fakat sonradan kimse ilgilenmemiş. Bu şekilde farkındalık bir artmış, bir azalmış. Biz bunu değiştirmek istedik. Kadınlara bu konuda daha farkında olmaları ve yardım istemeleri açısından güç vermek istedik. Bu yüzden Endomart’ı oluşturduk. Son 5 yılda bu konuda tüm dünyada çok fazla yol kat ettik. Sadece sağlık çalışanları değil toplumdaki herkes endometriozisi öğrenmeye başladı. Endometriozis, hipertansiyon ve diyabet kadar yaygın bir hastalık. Endomart sayesinde tüm dünyada endometriozis farkındalığı arttı ve bazı ülkelerde liselerde endometriozis farkındalığı için dersler verildi. 4. Bizde Türkiye’de iyi bir ekibiz ve farkındalık için çok fazla organizasyon yapıyoruz. Peki Endomart istediğiniz şeyleri başardı mı? Bu fikir ile neler başardınız? Kesinlikle Endomart çok başarılı oldu. Türkiye endometriozis farkındalığı açısından gerçekten çok yol kat etti. Türkiye’de ve Kıbrıs’da birçok jinekolog endometriozis konusunda iyi işler yapmaya başladı. 5. Endomart’ın daha geliştirilmeye ihtiyacı var mı? Öncelikle sizde desteklediğiniz için çok mutluyum. Evet geliştirilmesi gerekiyor. Endomart kadınlara, genç kızlara ve onların ailelerine endometriozis konusunda bilgiler verip farkındalığı arttıran, yardım eden ve her yıl giderek büyüyen bir organizasyon oldu. Daha çok hasta dahil olmaya başladı, daha çok farkındalık arttırıcı işler yapıldı. Ümit ederim ki non-invaziv (girişimsel olmayan) tanı testi buluruz, daha iyi cerrahi yönetim yaparız ve ilerlemesini önleriz. Umarım yıllar içerisinde ortaya çıkmasını, ilerlemesini önleriz ve hiç cerrahi operasyon yapmak zorunda kalmayız. Çünkü cerrahi demek komplikasyon demek. Endometriozis cerrahisi agresiv bir cerrahi sonuçta. 6. Sizin gibi deneyimli bir cerrah bunu söylüyor? Yıllardır kardeşlerimle bu cerrahileri yapıyorum. Barsak, üreter, idrar torbası ve diyafram endometriozisi ameliyatları yaptık. Birçok zor vakaya girip, birçok teknik geliştirdik. Deneyimlerimizden daha konservatif olmayı öğrendik. Mümkün olduğunca cerrahi yapmamak, cerrahiye en son tercih olarak düşünmek ve eğer cerrahi gerekiyorsa bunun o konuda çok deneyimli kişiler tarafından yapılması ve olabildiğince organ koruyucu olarak yapılması gerekir. Çok agresiv olmamak gerekir. Bizim deneyimlerimize göre endometriozis ağaç gibidir. Ağacın tepesini kesersiniz ağaç ölür. Endometriozisi traşlayarak çıkarmak barsak rezeksiyonunu, idrar torbası rezeksiyonunu ve sinir kesilmesini önleyecektir. Kalan hastalık içinde hormon ile onu kurutmak mümkündür. Unutmamak gerekir ki, endometriozis kanser değil, iyi huylu bir hastalık. 7. Bildiğiniz gibi günümüzde hala endometriozisin nasıl oluştuğunu bilinmemektedir. Bununla ilgili birçok teori olmakla beraber kesin nedeni hala bulunamamıştır. Gelecekte bunun bulunabileceğine inanıyor musunuz? Ve bunun için neler yapmalıyız? Endometriozisin sadece tek bir nedeni yok, birçok nedeni var. Endometriozis tek bir hastalık değildir, bir çok değişik tipi olan bir hastalıktır. Bu özelliğini kansere benzetebiliriz. Bazı kanserler çok agresifken bazıları daha ılımlıdır. Gelecekte endometriozisin gerçek nedenini bulacağımıza kesinlikle inanıyorum. Benim tavsiyem endometriozis cerrahisi konusunda daha konservatif (organ koruyucu) olmak. Biz bu konuda yıllar içerisinde çok fazla zorlu ameliyatlar yaptık, endometriozisin barsak tutulumu, idrar yollarının tutulumu ve nadir yerlerin endometriozisi hakkında birçok makale yazdık. Bütün bu deneyimlerimizden çıkardığımız cerrahiyi son seçenek olarak düşünmek, cerrahi düşünüyorsak da konservatif cerrahi uygulamalıyız.
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
24
8. Söylediğiniz gibi endometriozis hakkında çok büyük katkılarınız oldu. Geçmişe doğru baktığınızda endometriozis ile ilgili sizin şuan ki bakış açınızı değiştirecek bir hata veya yapmadığınız bir şey görüyor musunuz? Evet, geçmişten bir şeyler öğrenmeliyiz. Eğer geçmişten bir şeyler öğrenmezsek biz de aynı hataları yapabiliriz. ‘Endometriozis: Eski Hastalık, Eski Tedavi’ makalesini yazdığımızda, yaklaşık 100 yıl önce bazı cerrahların önceden daha agresifken sonradan daha az agresif cerrahi yaptıklarını ve konservatif cerrahiyi önerdiklerini fark ettik. Eğer bu makalelerin tamamını eskiden okumuş olsaydım şimdiye kadar yaptığım cerrahileri yapmamış olurdum. Çünkü çok fazla cerrahi yaptım, çok fazla barsak rezeksiyonu, üreter rezeksiyonu yaptım, eğer bunları yapmış olsaydım komplikasyonlar olmazdı. Konservatif olup hastalığı traşlardım sonrasında da hormon tedavisi verirdim. Artık bu şekilde yaklaşıyoruz ve hastalarımız çok mutlu. Ne yazık ki şuan hala gerekli olmadığı halde çok agresif cerrahi uygulayan meslektaşlarımız var. Hastalar bu cerrahi işlemler sırasında komplikasyona maruz kalıyorlar. Onların da bunları dikkate alması gerekir. Biz artık agresif cerrahiyi önermiyoruz. 9. Endometriozisin cerrahisi hakkında çok fazla yol gösterdiniz. Endometriozis ile ilgilenmek isteyen genç jinekologlara endometriozisi yönetmeleri ve cerrahi becerilerini geliştirmeleri hakkında neler önerirsiniz? Bu çok önemli bir soru. Kesinlikle cerrahiyi en son seçenek olarak düşünün. Cerrahiyi azaltın. Eğer cerrahi tedavi gerektiğini düşünüyorsanız onu en iyi yapacak kişiye bırakın. Geçmişi iyi bilin, literatürü iyi okuyun. 1970’den beri cerrahi yapan ve hala aktif olarak çalışan bir cerrah olarak benim deneyimlerimden çıkardığım, cerrahiyi az uygulayın, hastanın semptomlarına göre uygulayın. Örneğin bir hastanın şikayeti yoksa barsak veya idrar torbası rezeksiyonu yapmayın. İnfertilite için laparoskopi yapıyorsanız sadece tüpleri ve yumurtalıkları değerlendirin ve hastanın şikayeti yoksa barsak rezeksiyonu yapmayın. Benim tavsiyem eğer bir hastanın ağrısı varsa öncelikle olabildiğince medikal tedavi verin. Eğer cerrahi düşünüyorsanız da hastalığı sadece traşlayın. 10. Sizin ülkenizde endometriozis yönetimi nasıl oluyor? Bildiğimiz üzere sizin ülkenizde endometriozis merkezleri var, hastalar bu merkezlere nasıl başvuruyorlar? Yıllardır bu işle uğraştığımız için ve bu konuda bir merkezimiz olduğu için hastalar ve diğer doktorlar bizi birçok şekilde duymuş oluyorlar ve hastaları bize yönlendiriyorlar. Aslında bir şekilde ağızdan ağıza yayılarak duyuluyor. 11. Türkiye hakkında neler düşünüyorsunuz? Türkiye’yi çok seviyorum, Türkiye benim dünyada en fazla gittiğim ülke, her yıl gelirim. Burada kendimi evimde gibi hissediyorum. Çok fazla tanıdığım meslektaşım var.
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
25
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
E
SON ÜÇ AYDA ÜLKEMİZDEN ÇIKAN ENDOMETRİOZİS MAKALELERİ
1. A Rare Cause of Abdominal Pain: Scar Endometriosis. Karapolat, B., & Kucuk, H. Emergency medicine international, p1-5. 5p.2019. INTRODUCTION: Scar endometriosis (SE) is a rare pathology that develops in the scar tissue formed on the anterior abdominal wall usually after a cesarean section. There have been instances of women presenting to emergency or general surgery clinics with abdominal pain due to SE. MATERIALS AND METHODS: This study retrospectively reviews 19 patients who were operated on in our clinic between January 2010 and January 2017 with a prediagnosis of SE and were reported to have SE based on their pathology results. RESULTS: The mean age of the patients was 30.8 years (range: 20-49 years). The body mass indexes of 12 (63.2%) patients were 25. All patients had a history of cesarean section and 9 (47.4%) patients had undergone cesarean section once. With the exception of one patient who had her SE localized in her inguinal region, all patients had a mass localized on their anterior abdominal wall neighboring the incision and complained about cyclic pain starting in their premenstrual periods. The complaints began 2 years after their cesarean section in 10 (52.6%) patients. Mostly abdominal ultrasonography was used for diagnostic purposes. The lesions were totally excised and the SE diagnosis was made through a histopathological examination in all patients. No postoperative complications or recurrences were seen in any of the patients. CONCLUSION: Suspicion of SE is essential in women of reproductive age who have a history of cesarean section and complaints of an anterior abdominal wall mass and a pain at the scar site that is associated with their menstrual cycle. An accurate and early diagnosis can be established in such patients through a careful history and a good physical examination and possible morbidities can be prevented with an appropriate surgical intervention. 2.Laparoscopic low anterior resection for extragenital endometriosis (hybrid surgery: endoscopic guidance and laparoscopic surgery) - a video vignette. Turan ACAR , &, Mehmet HACIYANLI Colorectal disease,p74 ,2019,video presentation Dear Editor; Endometriosis is defined as the presence of endometrial glands and stroma outside the uterine cavity [1]. It was first defined by Recklinghausen in 1896, and described in more detail by Sampson in 1921. It most frequently occurs in the adjacent pelvic organs, and its location outside the pelvis is referred to as extragenital or extrapelvic disease. Extragenital endometriosis can affect all organs, but mainly the bowel and the urinary tract [2]. The most common site affected within the gastrointestinal tract is the rectosigmoid junction, followed by the ileum and the appendix [3]. Intestinal endometriosis is usually asymptomatic. However; gastrointestinal bleeding, nausea, vomiting, crampy abdominal pain, diarrhoea, constipation, and intussusception may also occur. Symptoms alone are not helpful in the diagnosis. The complaint in our case was rectal bleeding. Intestinal endometriosis can lead to narrowing of the lumen and subsequent obstruction by creating, in time, intestinal inflammation and fibrosis. Therefore, intestinal obstruction and perforation may occur. The majority of patients with intestinal endometriosis are diagnosed by laparoscopy or laparotomy [4]. In this case, we report one patient with endometriosis of the rectosigmoid colon lumen who underwent a laparoscopic low anterior resection (Video). A 32-year-old female presented to our hospital with a six month history of rectal bleeding. G1P1A0 (Gravida, Parity and Abortus), who gave birth by cesarean section, and was having regular menstrual cycles. Physical examination was normal and there were no palpable masses on rectal examination. A colonoscopy showed a submucosal mass with a diameter of 6-7 cm in the rectosigmoid colon (about 12. cm) which suggested malignancy, a gastrointestinal stromal tumor or endometriosis. Two biopsies were reported as nondiagnostic. A laparoscopic low anterior resection was performed as the mass was not suitable for endoscopic submucosal dissection. An intraoperative colonoscopy was performed in order to confirm the location of the lesion. Pathology reported extragenital endometriosis. She had an uneventful post-operative recovery and was discharged on the fourth day. Accepted Article This article is protected by copyright. All rights reserved. Management of complex endometriosis with rectal involvement can be more difficult than cancer surgery. In such patients, resection and anastomosis of the affected bowel segment is accepted as the best treatment option, and this can be performed safely laparoscopically.
26
3. Cyprus Women’s Health Research (COHERE) initiative: determining the relative burden of women’s health conditions and related co- morbidities in an Eastern Mediterranean population. Hocaoglu, M. B., Gurkas, S., Karaderi, T., Taneri, B., Erguler, K., Barin, B., ... & Boynukalin, K. BMC women's health, 19(1), 50. 2019 Background Cyprus is the third largest Mediterranean island with approximately 300,000 Turkish Cypriot and 700,000 Greek Cypriot residents. Due to the, to date, unresolved political circumstances, Northern Cyprus, has been relatively isolated from the rest of Europe for more than 45 years [1]. Although Cyprus has been a member of the European Union (EU) since May 1, 2004, the acquis communautaire is suspended in the northern part of the island [2], and unfortunately official collaborations between the north and south administrations and institutions have been absent. Consequently, population-level health data from Northern Cyprus have not been included in health statistics reported for Cyprus [3]. Moreover, there is an absence of population-level data on common benign women’s health conditions such as endometriosis, uterine fibroids, polycystic ovary syndrome (PCOS) and related co-morbidities generally from the Eastern Mediterranean region. It is well established that women’s cohorts such as the Nurses’ Health Study from the USA [4] and the Million Women Study from the UK [5] have been crucial in investigating how various reproductive and lifestyle factors affect women’s health. Hence, establishment of a resource to investigate women’s health conditions and causal environmental and genetic factors that can be specific to populations is necessary for the Eastern Mediterranean populations. The Cyprus Women’s Health Research (COHERE) Initiative aims to establish a women’s health cohort in Cyprus, with current emphasis on the north for the above-mentioned reasons of data paucity to collect vital health, morbidity, and resource use data, and investigate factors affecting women’s health and care seeking. COHERE Initiative is a population-based, cross-sectional study, based on a household/workplace sampling method utilising an extended version of the Endometriosis Phenome and Biobanking Harmonisation Project (EPHect) questionnaire [6–11] that consists of validated instruments used in previous studies, targeting 10% of all women aged 18–55 (N = 8000) living in Northern Cyprus. Study participants completing the questionnaire also have the opportunity to provide a saliva sample for genotyping to understand the underlying genetic architecture of this population. Moreover, participants are invited to a clinical follow-up visit at a women’s health clinic that includes a transvaginal or transabdominal pelvic ultrasound scan (USS) that provides clinical data on diagnosis of uterine fibroids, polycystic ovaries, and some endometriosis cases. This study will provide the first systematically collected population health data for Northern Cyprus - an emerging region in Europe for which public health issues have been unexplored to date. The study will aid the understanding of regional women’s health and illness patterns, and the personal, social and economic burden of symptomatology and disease. Disease rates, clinical profiles, and healthcare statistics of women in this population will be utilised to assess the relative burden of disease, and results will form the basis for targeted hypothesis-driven follow- up studies. Moreover, the Cypriot adaption of the ‘Mediterranean lifestyle’ allows for investigation of the influence of both environmental as well as genetic factors specific to Eastern Mediterranean populations. With this study, the genetic architecture of the population will be unravelled to better inform future gene association studies, investigating genetic risk variants for disease/traits from this population. Moreover, given the genetic susceptibilities, it will lay the foundation to promote changes in potential environmental modifiers for common complex women’s health conditions in the region. Furthermore, the health statistics that will be generated from the study will inform the health authorities about prevalence and distribution of certain women’s health issues that can be used in development of data-driven health strategies in the region. Study aims This study aims to (1) estimate prevalence rates of gynaecological conditions and associated symptomatology, auto-immune, inflammatory, metabolic and pain co-morbidity profiles; (2) investigate how various reproductive and lifestyle factors affect women’s health including diet, exercise, employment patterns, oral contraceptive use, childbirth and breastfeeding, family history of illness, in relation to a wide range of reproductive and endocrine conditions, (3) investigate the geospatial distribution of identified conditions in Northern Cyprus and also comparison of disease rates with other 19 centres collecting data using EPHECT based data collection tool, (4) understand the genetic architecture of this population by genotyping DNA extracted from saliva samples collected from a minimum of 1000 participating women, (5) quantify women’s access to health care and estimate the economic burden of diseases such as endometriosis in Northern Cyprus, (6) gain insights into women’s perceptions of research and interest in participation in subsequent follow-up studies. Ethics The study was approved by the Oxford Tropical Research Ethics Committee (OxTREC) of the University of Oxford (OxTREC reference: 37–17). The study also received local ethics approval from the Eastern Mediterranean University Ethics Committee (ETK00-2017-0240). Eligibility Women aged 18 to 55 years, who are either citizens of Northern Cyprus or have been residing in Northern Cyprus for the last 5 years, and who are able to give informed consent are eligible to participate in the study. Women younger than 18 or aged over 55, non-citizen women who have been residing in Northern Cyprus for less than 5 years, women who cannot understand the information on the participant information sheet or informed consent form due to being very unwell or illiterate will be excluded from the study.
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
27
Recruitment procedures Participants are recruited through two different routes (Fig. 1): (i) Face-to-face recruitment where household/workplace visits are conducted by the research assistants to inform the women about the study and invite them to participate in the study. If women are interested in taking part, they provide informed consent and then complete the questionnaire. Additionally, they have the option of providing a saliva sample and/or undergoing an appointment at the women’s health clinic for a pelvic USS. (ii) Online recruitment, which is promoted through dedicated social media (https://web.facebook.com/KISAAInisiyatifi) page and study page (http://www.cohereinitiative.com). Participants can anonymously complete the study questionnaire online. At the beginning of the questionnaire, they read the participant information sheet and complete an online consent. At the end of the online questionnaire, if they would like the opportunity to take part in the clinical follow-up or provide saliva samples, they are instructed to call the research assistants, using their assigned study participant codes from the online questionnaire. The research assistants arrange an appointment to meet the participant face-to-face to complete a written consent followed by saliva sample collection and/or scheduling of the women’s health clinic appointment. Study design COHERE Initiative is a population-based cross-sectional study composed of two main steps (Fig. (Fig.1):1): (i) Baseline assessment includes informing participant, getting consent, collecting of questionnaire-based health and lifestyle data, taking anthropometric measurements, collecting saliva sample for DNA extraction and genotyping, (ii) Clinical follow-up includes a pelvic USS by an experienced gynaecologist. Baseline assessment All women are informed about the study and the consenting women are given a unique participant ID to be used throughout the study. Participants are asked to complete the baseline EPHect-based health questionnaire [10] with validated instruments used in previous studies either on paper or on tablet computer (Additional file 1). The questionnaire takes around 20–30 min. After the completion of the baseline health EPHect-based questionnaire, basic anthropometric measurements are taken from consenting women. A saliva sample is collected for DNA extraction from a subset of the consenting women. As the last item on the baseline assessment, women are provided with the food frequency questionnaire (FFQ) [12–14], which they can complete in their own time. There are two options to complete the FFQ: (1) Online, using their unique participant ID, they can login to complete FFQ with the given questionnaire web-link, (2) Paper-based, on which the research assistants put a sticker with the unique participant ID and hand the questionnaire to the participant to complete in their own time and drop their FFQ to the near-by questionnaire collection boxes. Clinical appointments for the consenting participants are given by the research assistant at the end of the baseline assessment at most within 2 weeks of their baseline assessment. Clinical follow-up At the clinical follow-up, participants undergo a pelvic USS performed by an experienced gynaecologist. Ideally, this is a transvaginal procedure but can be transabdominal if preferred by the participant. As well as being linked to the unique participant ID, scan reports are also provided to the participant in the form of a medical report. Data collection tools Expanded EPHect-based health questionnaire Each consenting woman is asked to complete the EPHect-based health questionnaire. EPHect consists of a set of tools to standardise globally the collection of clinical/lifestyle data and samples across studies to allow for more effective large-scale international collaborative research studies on endometriosis. We have utilized the EPHect health questionnaire as the basis of this study questionnaire and expanded it to capture data on other benign women’s health conditions such as uterine fibroids, polycystic ovary syndrome, various chronic pain conditions such as bladder pain and migraine, endocrine conditions such as thyroid conditions. The questionnaire was translated into Turkish, and then back-translated into English. Differences between the original English version and translated English version were compared by an expert panel. The Turkish version was revised where there were differences. The Turkish version was piloted in 100 Turkish Cypriot women of different age segments (Ages: 18–30; 30–40; 40–55) and education levels (Highest education attained: primary school diploma; high school diploma; university degree). Comments from the participants for any unclear questions were also incorporated to the final version. For the Turkish validated and published versions of the questionnaire, scales were identified and incorporated into the questionnaire including the SF36 v2 [15] and Pain Catastrophizing Scale [16]. Measurements Research assistants take blood pressure, weight, height, waist and hip circumference measurements. Each measurement is taken twice; where there is a significant difference between the two measurements, a third measurement is also taken. Saliva collection kits Saliva samples are collected for DNA extraction for genotyping [17–19]. A total of 2 ml of saliva sample is collected by the participant actively spitting into an ORAGENE-saliva collection tube. The standard operation protocol that comes with the saliva collection kit is followed
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
28
by each participant and overseen by the research assistant. This is a risk-free, non-invasive method for high-quality DNA extraction from saliva samples. Food frequency questionnaire The last item on the baseline assessment is to provide women with the Food-Frequency Questionnaire (FFQ), which they can complete in their own time. The semi-quantitative food frequency questionnaire that has been validated for use in Turkish adults [12] is utilised for this cohort of women, and has also been used in a global study previously [13, 14]. Pelvic ultrasound scan (USS) Either a transvaginal or transabdominal pelvic USS is conducted on consenting women at the clinical follow-up to examine their reproductive organs. The pelvic USS results provide clinical data on diagnosis of uterine fibroids, polycystic ovaries and some of the endometriosis cases. Both transvaginal and transabdominal USS are safe, risk-free tests routinely conducted in gynaecology clinics. Pelvic USS uses high- frequency sound waves (no radiation) to create images of the female reproductive organs and the pelvic cavity. Some participants may find transvaginal scans uncomfortable since it involves the transducer being inserted into the vagina and this would be inappropriate for women who are virgo intacta. Therefore, as an alternative, we are offering a transabdominal USS where the transducer moves only over the abdomen to image the pelvis. Data management All study data will be entered on a custom-made cloud-based survey platform maintained by our study technology funder DMD consulting with servers employing secure cloud computing environment located in Frankfurt, Germany. The cloud-based data are securely transferred to high-compliance University of Oxford servers on a monthly basis. Direct access will be granted to authorised representatives from the University of Oxford and any host institution for monitoring and/or audit of the study to ensure compliance with regulations. The participants will be identified by a unique participant ID number in the database and nowhere in the electronic database, patient identifiable data are to be stored. Paper records (including consent forms) will be held in locked cabinets in the Chief Investigator’s office at Eastern Mediterranean University during data collection. After data collection is finished, these will be transferred to University of Oxford premises and stored in a locked cabinet at the University of Oxford until 31st January, 2028 (end date of the study) and archived for another 10 years after the completion of the study. Discussion This study is the first population-based study that will collect data in a standardized way allowing for investigation of women health conditions, related co-morbidities and symptomatology from an Eastern Mediterranean population. The unique setting of the target Turkish Cypriot population will also provide critical insights into the successes and disparities of health-care among women living in an internationally under-represented community that may be applicable across the globe. The standardised data collection tools utilised in the study will allow for comparison of disease rates, clinical profiles, and healthcare statistics of women in this population with at least 19 other EPHect centres globally (https://endometriosisfoundation.org/ephect/) to better understand the relative burden of disease. Moreover, the results of this study will form the basis for targeted, hypothesis-driven follow-up studies. They will facilitate addressing of the environmental factors, such as diet as well as the genetic factors causal for women’s health conditions that may be specific to Eastern Mediterranean populations. The genetic architecture of women in Northern Cyprus will be revealed to better inform future genetic association studies. This study is envisaged to promote evidence-based reproductive medicine in the region, not only benefitting the local population but also providing a basis for an Eastern Mediterranean women’s health resource. 4. Examination of cervical swabs of patients with endometriosis using Fourier transform infrared spectroscopy. Bozdag, G., Igci, N., Calis, P., Ayhan, B., Demiralp, D. O., Mumusoglu, S., & Yarali, H. Archives of gynecology and obstetrics, 1-8.2019 Abstract PURPOSE: There is no established non-invasive method to diagnose patients with endometriosis. As a nondestructive type of radiation, infrared light might be used for discrimination by causing vibration of the covalent bonds of the molecules when absorbed by the tissues. The aim of the study was to test whether cervical swab can be used to diagnose women with endometriosis using Fourier transform infrared spectroscopy (FTIR).
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
29
METHODS: In this prospective case-control study, women between 18-45 years old and undergoing laparoscopy due to various reasons were recruited (n = 20). According to the findings during laparoscopy, patients were stratified as stage I-II or stage III-IV endometriosis groups. Women lacking any visible lesions of endometriosis were recruited as controls. A cervical swab was taken from all patients just before the surgical procedure and pulled into a tube containing saline solution. FTIR spectra were obtained and the fingerprint region (1750-850 cm-1) was used for analyses. RESULTS: Finally, three samples in stage I-II, five samples in stage III-IV and five samples in the control group were analyzed. Hierarchical cluster analysis and principal component analysis were performed as the chemometric method. A total of ten observable peaks were detected in the absorbance spectra of samples. The peaks at 1450 and 1405 cm-1 originating from lipids and proteins significantly increased in the stage III- IV endometriosis group when compared with controls. In addition, nucleic acid/carbohydrate ratio was significantly lower in the stage I-II group indicating that the alteration of the carbohydrate level might be important. CONCLUSIONS: Examination of cervical swab with FTIR spectroscopy might be a proper candidate for a non-invasive diagnostic approach of endometriosis. 5. The impact of endometriosis on early embryo morphokinetics: a case-control study Boynukalin, F. K., Serdarogullari, M., Gultomruk, M., Coban, O., Findikli, N., & Bahceci, M. Systems biology in reproductive medicine, 1-8.2019 Abstract The aim of this study was to evaluate the possible effects of endometriosis on early embryo development, by comparing the morphokinetic development of embryos obtained from women with clinically confirmed endometriosis with the ones obtained from tubal factor infertility cases. A total of 82 cycles/patients including 53 cycles with endometriosis and 29 cycles with tubal factor infertility were evaluated. A total of 439 embryos were scored for embryo morphokinetics. Age, body mass index, fertilization rates were similar within the groups. However, the number of previous ART trials was found to be higher (p < 0.05) in the study group. Also, the number of retrieved oocytes and M2 oocytes were found to be significantly lower in patients with endometriosis (p < 0.01). The duration of the first cell cycle (ECC1) and S2 (the time between t3 and t4) displayed significant distortions compared with embryos in the control group. All other analyzed early morphokinetic parameters (t2, t3, t4, t5, t6, t7, t8) and duration of events (VP, cc2a, ECC2, ECC3, S3) showed similar values between study and control groups, respectively. In the light of these findings, it is apparent that endometriosis predominantly affects the duration of the early morphokinetic events and cell cycles. KEYWORDS: Endometriosis; ICSI; embryo morphokinetic 6. Comparison of the effect of isotretionin and alitretionin on endometriotic implants and serum vascular endothelial growth factor level: an experimental study. Kulaksiz, D., Kart, C., Guven, S., Akbulut, K., Cobanoglu, U., & Deger, O. Gynecological Endocrinology, 1-4.2019 Abstract OBJECTIVE: To compare the effects of alitretionin and isotretionin on endometrial peritoneal implants and serum vascular endothelial growth factor (VEGF) levels. STUDY DESIGN: Forty-eight female Sprague Dawley rats were used. Initially surgical rat endometriosis model was done. The endometrial implant volume was measured and rats were randomly divided into four groups. Group 1: Control group (rats did not get any drug but having endometriotic implants), group 2: rats receiving po isotretionin 10 mg/kg per day for 10 d, group 3: rats receiving po isotretionin 20 mg/kg per day for 10 d and group 4: rats receiving po alitretionin 80 mg/kg per day for 10 d. After 1-week medication, rats were sacrificed and size, histopathology of endometriotic implant and levels of VEGF were evaluated. RESULTS: Volumes of peritoneal endometrial implants were significantly decreased in Group 2 and Group 3 compared with initial values. However, there were no significant changes in histopathological scores and serum VEGF levels in all groups.
Endometriozis Bülten Temmuz 2019 / Sayı X
30
CONCLUSIONS: This study finding may suggest the possible medical treatment modality of isotretionin on endometriosis. However, alitretionin (potent retinoid) does not have potent regressive effect on endometriotic implants as in isotretionin. KEYWORDS: Alitretionin; VEGF; endometriosis; isotretionin; retinoid 7. The levels of matrix metalloproteinase-9 and neutrophil gelatinase-associated lipocalin in different stages of endometriosis. Bostanci Durmus A, &, Sinem Caglar G J Obstet Gynaecol. 10:1-5.2019 Abstract This study was designed to explore matrix metalloproteinase-9 (MMP-9), neutrophil gelatinase-associated lipocalin (NGAL) levels and MMP- 9/NGAL ratio in women with and without endometriosis diagnosed surgically and/or histopathologically. The correlation between biomarkers and the severity of the disease is analysed. The revised American Fertility Society classification system was used to determine the severity of endometriosis. Serum MMP-9 and Ca125, urine NGAL levels were measured in all participants. Serum MMP-9 levels were significantly higher in the study group (n = 60) compared to controls (n = 31) (15.0 pg/mL (6.0-143.0) vs. 12.0 (4.0-18.0), respectively; p=.002). MMP-9 levels were significantly higher in severe endometriosis compared to mild endometriosis subgroups (p<.001). No significant difference was found between NGAL levels in study and control groups (p>.05). The diagnostic value of MMP-9 and NGAL is not superior than CA-125 for endometriosis. Nevertheless, MMP-9 might be a potential predictive marker for advanced stage of the disease. Impact Statement What is already known on this subject? The gold standard diagnostic test for diagnosis of endometriosis is laparoscopy combined with histopathological confirmation of eutopic endometrial glands and/or stroma. Both invasiveness and possible accompanying complications limit the preference regarding the surgical approach. Among non-invasive markers none has been accepted as gold standard neither for diagnosis nor for determining the severity of the disease. MMPs are extracellular endopeptidases, which have a significant role in degradation and remodelling of extracellular matrix for cellular migration and invasion. Among these, MMP-9 has been shown to be higher in eutopic/ectopic endometrial tissue in women with endometriosis and has been suggested to have a role in pathogenesis of endometriosis by promoting invasion of the endometriotic lesions. NGAL is an acute phase protein, which is involved in a variety of physiological and pathophysiological processes. The molecule has also been revealed to correlate with endometriosis pathophysiology through the epithelial- mesenchymal transition process which is the basis for the onset of endometriosis. But also, NGAL which composes a complex with MMP-9 (MMP-9 and NGAL complex), has been shown to protect MMP-9 from autodegradation in vitro which might be a contributing factor for endometriosis pathophysiology. What the results of this study add? MMP-9 cut-off level for prediction of severe endometriosis is a novel finding obtained from this study with acceptable sensitivity and specificity.